İçeriğe atla

أيوب عليه السلام

Aleyhisselâm

Hz. Eyyub (A.S.)

Sabır Peygamberi

Mal, evlat ve sağlık olarak üç büyük imtihanla sınanan; 18 yıl süren ağır hastalığına rağmen asla şikayet etmeyen; "Bana gerçekten zarar dokundu" duası ile Allah'a yönelen ve nihayet ilâhî şifa ile mükafatlandırılan büyük peygamber Hz. Eyyub Aleyhisselam'ın sabır ve teslimiyet dolu hayatı.

Sabır Peygamberi Evvâb Ne Güzel Kul Şifa Peygamberi Teslimiyet Tevbe Ehli Teslim Olan
YAŞADIĞI YER
Diyar-ı Uz
Edom/Suriye
İMTİHANI
18 Yıl
Hastalık
DUASI
"Messeniyed-durr"
Enbiya 83
YAŞI
~93
Rivayet

Hz. Eyyub (A.S.) Kimdir?

اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِراًۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ

"Biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, (daima Allah'a) yönelen biriydi."

— Sâd Sûresi, 44. Âyet

Hz. Eyyub (A.S.), İslâm geleneğinde "sabır peygamberi" olarak anılan, insanlık tarihinin en zor imtihanlarından geçmiş ve her imtihanda tevazu, teslimiyet ve sabırla Rabbine bağlılığını sürdürmüş büyük bir peygamberdir. Onun adı, dünya dillerinde sabır ve tahammülün eşanlamlısı hâline gelmiştir. Türkçede "Eyüp sabrı" tabiri, en ağır zorlukların bile sabırla aşılabileceğini anlatan bir deyim olarak yaşamaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Eyyub'un adı dört defa zikredilir (Nisâ 163, En'âm 84, Enbiyâ 83-84, Sâd 41-44). O, nebiler silsilesinde mümtaz bir yer tutar; Yüce Allah onu "ne güzel kul, çünkü o evvâb (Allah'a çokça yönelen) idi" ifadesiyle ebedî olarak övmüştür. Hz. Muhammed (S.A.V) de kendisinden bahsederken hayranlıkla anmış, onun sabrını müminlere örnek göstermiştir.

Hz. Eyyub'un hayatı, insanlık tarihinin en çarpıcı imtihan hikâyelerinden biridir. Allah ona önce bol bol mal, hayvan, geniş araziler, pek çok evlat ve güzel bir aile vermiş; sonra bunların hepsini tek tek elinden almış; üstüne üstlük bedenini de ağır bir hastalıkla sınamıştır. Tüm bu süreçte Hz. Eyyub ne dilinden ne kalbinden bir şikayet çıkmamış, daima: "Elhamdülillah, Rabbim bana önce verdi, şimdi de aldı; ne zaman istese, ona teslim olurum" demiştir.

Nihayet imtihan en uç noktasına ulaştığında, o da bir peygamberin yapabileceği en güzel şekilde Rabbine yakarmış, ama hiçbir zaman şikayet tonunda konuşmamıştır. Onun meşhur duası: "Enni messeniyed-durru ve ente erhamur-rahimin" (Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu, Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin - Enbiyâ, 83). Bu dua, o kadar edep doludur ki, Allah'tan doğrudan şifa istemeyip sadece halini arz etmiş, gerisini Rabbine bırakmıştır. Bu, duanın en yüksek edebidir.

Hz. Eyyub'un imtihanı sona erdiğinde, Yüce Allah ona sadece eski sağlığını vermedi; ailesini yeniden, mallarını katlayarak, ömrünü uzatarak ona iade etti. Bu, sabrın Allah katındaki karşılığının nasıl büyük olduğunun en güzel ispatıdır. Hz. Eyyub'un hayatı bize, Allah'ın hikmetine teslim olmanın, her imtihanı şükürle karşılamanın ve umuttan asla kesilmemenin ne kadar yüksek bir makam olduğunu öğretir.

"Eyyub" İsminin Anlamı ve Lakapları

"Eyyub" (Arapça: أيوب, İbranice: אִיוֹב - İyyob) ismi, Sami dil ailesinde "tevbe eden, yönelen, geri dönen" anlamına gelir. Bazı dilbilimciler ise bu ismi "âvb/yâb" kökünden gelen ve "her şeyden Allah'a dönen" manasına taşıyan bir isim olarak yorumlar. Bu anlam, ayetlerde onun için kullanılan "evvâb" (çok yönelen) sıfatıyla tam uyum içindedir.

İslâm geleneğinde Hz. Eyyub'a verilen en meşhur lakap "Sabır Peygamberi" (Nebî'us-Sabr)'dir. Bu lakap Kur'an'daki "Biz onu sabırlı bulduk" (Sâd, 44) ayetinden doğrudan ilham alır. İnsanlık tarihinde sabır denince hemen akla Hz. Eyyub'un adı gelir. Nitekim Türk-İslâm geleneğinde de "Eyüp sabrı", bir insanın olağanüstü zorluklar karşısında dahi dayanma gücünü ifade eden yaygın bir tabir hâline gelmiştir.

Sabır Peygamberi

İnsanlık tarihinde sabrın sembolü olan peygamberdir.

Evvâb

Her an, her durumda Allah'a yönelen kul (Sâd, 44).

Ni'mel-Abd

"Ne güzel kul!" - Kur'an tarafından doğrudan övülmüş (Sâd, 44).

Şifa Peygamberi

Duası ile şifa bulan ve şifa isteyenlerin duasına vesile olan peygamber.

Batı dünyasında "Job" olarak bilinen Hz. Eyyub, hem Yahudi hem Hristiyan hem de İslâm geleneğinde ortak bir figürdür. Tevrat'ın bir bölümü olan "Eyyub Kitabı" (Book of Job), onun hayatını uzun uzun anlatır. İngilizcedeki "the patience of Job" (Eyyub'un sabrı) ifadesi, Türkçedeki "Eyüp sabrı" tabiriyle aynıdır ve tüm dünyaca sabır denince akla gelen öncelikli örnek odur.

Hz. Eyyub'un Soyu ve Yaşadığı Yer

Hz. Eyyub (A.S.), rivayetlere göre Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İshak'ın oğlu Iys'ın soyundan gelmektedir. Kur'an'da onun adı, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Musa gibi büyük peygamberlerle birlikte zikredilmektedir. "İbrahim'e de İshak'ı ve Yakub'u ihsan ettik; her birine hidayet ettik. Daha önce Nuh'u da hidayete erdirmiştik. Onun zürriyetinden Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u da hidayete erdirdik. İşte Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız" (En'âm, 84).

Hz. Eyyub'un yaşadığı yer olarak en yaygın kabul edilen bölge, bugünkü Ürdün ya da Güney Suriye (Havran) bölgesidir. Bazı rivayetlere göre ise Rum diyarı'nın bir köşesinde, bazı tarihçilere göre ise bugünkü Lübnan-Suriye sınırındaki Diyar-ı Batna'da yaşamıştır. Tevrat'taki "Uz ülkesi" (land of Uz) olarak geçen bölge bu civardaki bir alandır. Türkiye'de Şanlıurfa ve Adıyaman civarında da ona atfedilen makamlar (Eyüp Peygamber Makamı) bulunmaktadır. Şanlıurfa'daki Eyüp Peygamber Makamı ve "Sabır Pınarı" pek çok ziyaretçi tarafından ziyaret edilen mekânlardır.

Hz. Eyyub'un yaşadığı dönem, yaklaşık Hz. Yakub'dan (A.S.) sonra, Hz. Musa'dan (A.S.) önce olduğu tahmin edilmektedir. Yani Milattan Önce yaklaşık 1500-1800 civarında yaşamış olması muhtemeldir. Ancak bunlar tarihî rivayetlerdir ve kesinlik arz etmez.

📜 Soy Silsilesi (Rivayet)

Hz. İbrahim → Hz. İshak → Iys → ... → Hz. Eyyub

Hz. Eyyub, Hz. Yakub'un (A.S.) amcasının (İys'in) neslindendir. Hz. Yakub'un kardeşi olan İys'ın torunlarındandır. Rivayete göre Hz. Musa'dan önce yaşamıştır.

Hanımı Rahme, rivayetlere göre Hz. Yusuf'un oğullarından birinin kızı idi - yani Hz. Yusuf'un torunu. Bu durum, Hz. Eyyub'un ailesinin peygamber soylarıyla iç içe geçmiş olduğunu gösterir. Hz. Eyyub'un mübarek soyu, onun hem bir imanlı ailenin ferdi, hem de kendisi de nesiller boyu peygamberlik silsilesinin bir halkası olmasını sağlamıştır.

İmtihan Öncesi Refah ve Nimet Dönemi

Hz. Eyyub, imtihan öncesinde son derece zengin, bahtiyar ve huzurlu bir hayat sürüyordu. Rivayetlere göre çok büyük sürüler (koyun, sığır, deve), geniş tarım arazileri, bol bol hizmetkârlar ve 10 (yedisi erkek, üçü kız olmak üzere) hayırlı evladı vardı. Kavminin en zengin ve en itibarlı adamıydı. Aynı zamanda ilim ve hikmet sahibiydi; çevresinde herkes ona danışır, onun adaletine başvururdu.

Ancak Hz. Eyyub'un bu muazzam zenginliği, onu asla kibre düşürmemiş, aksine şükrünü daha da derinleştirmişti. Geniş kapılarını hep açık tutar, fakirlere, yolculara, yetimlere ve dullara kol kanat gererdi. Rivayete göre evinde kimse aç kalmazdı; geçen her gelip gidene ikramda bulunurdu. Bu sebeple kavmi arasında "Eyyub'un kapısı bir fakirin, bir dul kadının, bir yolcunun son sığınağıdır" sözü yaygındı.

Hz. Eyyub, aynı zamanda bir peygamber olarak kavmine Allah'ın dinini tebliğ ediyor, onları putperestlikten uzak tutup tek Allah'a iman etmeye çağırıyordu. İnsanlar onun hem zengin, hem ilim sahibi, hem de ahlâken üstün oluşuna hayran idi. Bu durum, onun daveti için de büyük bir kolaylık sağlıyordu; zira insanlar onun sözlerini samimi buluyor, pek çoğu imana geliyordu.

Rivayete göre Hz. Eyyub, sabahtan akşama kadar hem malı ile, hem canı ile hizmet ediyordu. Mallarını Allah yolunda dağıtır, namazını hiç aksatmazdı. Çocukları onun etrafında salih insanlar olarak yetişiyor, hanımı Rahme ise onun en büyük yardımcısıydı. Böyle bir hayat, dünyada cennete en yakın bir hayat gibidir. Ancak imtihan, her kulun aşması gereken bir yoldur; peygamberler bile bu imtihanların dışında değildir.

İşte tam bu huzurlu dönemde, Allah'ın takdiri, Hz. Eyyub'u tarihin en ağır imtihanlarından biriyle sınamak oldu. Bu imtihan, aslında onun manevî derecesinin kat be kat yükseltilmesi ve insanlığa sabrın, teslimiyetin ve tevazunun en görkemli örneğinin sunulması içindi.

Üç Büyük İmtihan: Mal, Evlat, Sağlık

Hz. Eyyub, Allah'ın takdiriyle üç büyük imtihandan art arda geçirildi. Bu imtihanlar hem ağır hem de kapsamlı idi: malı, ailesi ve bedeni birbirinin ardınca imtihandan geçirildi. Ama o, her birinde aynı teslimiyetle karşılık verdi ve hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadı.

💰

Birinci İmtihan: Malın Kaybı

İlk imtihan Hz. Eyyub'un servetinin kaybıydı. Sürüleri yıldırımla helâk oldu, tarlaları çekirge istilasına uğradı, hizmetkârları hastalandı, depolarındaki zahireleri telef oldu. Kısa sürede o muazzam servet eridi, Hz. Eyyub bir anda elinde hiçbir şey olmayan bir insan hâline geldi. Bu haberi alınca hiç sarsılmadan şu sözleri söyledi: "Allah verdi, Allah aldı. O'nun ismi mübarek olsun. Elhamdülillah."

👶

İkinci İmtihan: Evlat Kaybı

İkinci imtihan daha da ağırdı: On evladının hepsini birden kaybetti. Rivayete göre bir gün çocukları Hz. Eyyub'un büyük oğlunun evinde yemek yerlerken, ev üzerlerine çöktü (bir depremden veya ani bir felaketten) ve hepsi aynı anda vefat etti. Bu, bir baba için yaşanabilecek en ağır acıdır - hem de hepsini birden! Hz. Eyyub yine sabrını yitirmedi. "Allah'ın takdiri böyleydi. Elhamdülillah" dedi ve gözyaşlarıyla namaz kılarak Allah'a döndü.

🏥

Üçüncü İmtihan: Ağır Hastalık

Üçüncü ve en uzun süren imtihan beden hastalığıydı. Hz. Eyyub'un vücudu baştan ayağa kadar ağır yaralarla kaplandı. Deri hastalığı, iltihaplanma ve dayanılmaz ağrılar... Rivayetlere göre 7, 13 veya 18 yıl boyunca bu hâl sürdü. Öyle bir hâl aldı ki kavmi ondan uzaklaştı, onu şehir dışında bir yere attılar. Sadece sadık hanımı Rahme onun yanından ayrılmadı, ona hizmet etti.

Bu üç imtihan, birbiri ardına, belki yıllar boyunca kademe kademe gerçekleşti. Hz. Eyyub her basamakta sabrını artırdı, hiçbir zaman Allah'ın hikmetini sorgulamadı. Bir peygamberin bu denli ağır imtihanlardan geçirilmesi, onun Allah katındaki derecesini yükseltmek, ayrıca kıyamete kadar tüm müminlere sabır öğretmek içindi. Nitekim Kur'an-ı Kerim, onun bu durumunu "Doğrusu Biz onu sabırlı bulduk" (Sâd, 44) sözüyle ebediyete kaydetmiştir.

Hastalık Yılları ve Sabrın Zirvesi

Hz. Eyyub'un hastalığı, insanlık tarihinin en uzun ve en ağır imtihan dönemlerinden biri olarak kaydedilmiştir. Rivayetlere göre bu süre 7 ile 18 yıl arasında değişmektedir. Öyle ki bedeninin tamamı yaralarla kaplanmış, deri altından irinlerin akması, dayanılmaz ağrılar, yüksek ateş ve kokudan dolayı insanların ondan uzak durması gibi hâller sürmüştür.

Rivayete göre kavmi onun hastalığının bulaşıcı olabileceğinden korktu ve onu şehir dışına, bir viraneye attı. Sadece sadık hanımı Rahme onun yanından ayrılmadı. Rahme, her gün uzun yollar gidip gelerek ona yiyecek bulmak için çalışıyor, hizmet ediyor, hastalıklı bedenini yıkıyor, yaralarını temizliyordu. Hz. Eyyub'un bu manzarasını gören herkes derin bir acıma hissediyordu.

Hastalık boyunca Hz. Eyyub'un en dikkat çekici yönü, asla şikayet etmemesiydi. Bedeni yaralarla kapluyken bile Allah'ı zikrediyor, namazını kılmaya devam ediyor, her nefesinde şükrediyordu. Rivayete göre yaralarında kurtlar dahi türemişti; ama o yaralarına düşen kurtları dahi rahatsız etmek istemiyordu. Onları yaralarına geri koyarak: "Ey Rabbimin yarattığı kulları, Allah size rızkınızı bende halk etti; ben size dokunmayayım" derdi. Bu, sabır ve tevazunun zirvesidir.

"Hz. Eyyub'un sabrı ve teslimiyeti o kadar derinleşmişti ki, en küçük canlılara bile zarar vermek istemiyor, Allah'ın yarattığı her şeye hürmet gösteriyordu. Bu hâl, gerçek peygamberliğin gösterilişidir."

Hz. Eyyub, bu ağır hastalıkta bile asla isyan etmedi, asla umudunu kesmedi. Onun dili sadece zikir ve hamd ile meşguldü. Bir defasında, hastalığın en ağır anında bile "Rabbim, sen bana çok nimet verdin, ben senden nimete karşı şükrettim. Şimdi bela verdin; kimbilir bunda da ne hikmetler vardır. Senin takdirine razıyım" demiştir. Böyle bir teslimiyet, ancak Allah'ın seçtiği peygamberlerde görülebilecek bir haldir.

Vefakâr Hanımı Rahme'nin Sadakati

Hz. Eyyub'un imtihan süresince yanından ayrılmayan tek kişi, vefakâr hanımı Rahme (Leyâ)'dır. Rivayete göre Hz. Yusuf (A.S.)'ın torunlarından biriydi. Hz. Eyyub'un malını, evlatlarını ve sağlığını birer birer kaybettiği tüm imtihan yıllarında, Rahme ona sabırla, hürmetle, sevgiyle ve vefayla hizmet etmiştir. Onun bu sadakati, tarih boyunca "vefalı eş"in sembolü olarak anılmıştır.

Rivayetlere göre Rahme, her gün uzaktaki şehre gider, insanlara küçük işler yaparak ekmek kazanır, sonra bunu Hz. Eyyub'a getirirdi. Sonunda, zengin zamanlardaki o güzel saçlarını bile, bir dilim ekmek karşılığında satmak zorunda kalmıştı. Saçları satışa çıkardığında ağlıyor ama şikayet etmiyor, Rabbine yöneliyordu. Bu durum, vefalı eşin sınırsız fedakarlığının en canlı örneğidir.

Rivayete göre bir gün Rahme, çok uzun bir süre imtihan devam ettiği için sabrı zorlanmış, kocasına: "Bir kez olsun dua et de şu dertten kurtul!" demişti. Hz. Eyyub bu söze üzüldü ve ona: "Ben 70 yıl sağlıklı yaşadım, şükür ettim. Şimdi 18 yıldır hastayım, sabır ediyorum. Kendimi saymıyorum bile. Ama eğer kurtulursam seni şu kadar sopa vuracağım!" diye söz etti. Bu, Allah'a olan tam teslimiyetinin ve duası olmadan şifa istemeyeceğinin göstergesidir.

Ancak şifa geldikten sonra, Rahme'ye verdiği sözü tutmak onu sıkıntıya soktu; çünkü onu gerçekten vurmak istemiyordu. O kadar sadık, o kadar fedakar bir hanımı dövmek gönlü yapmazdı. İşte bu noktada Allah ona bir kolaylık sağladı:

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثاً فَاضْرِبْ بِه۪ وَلَا تَحْنَثْۜ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِراًۜ

"Eline bir demet (ot) al, onunla vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima yönelen biriydi."

— Sâd Sûresi, 44. Âyet

Allah, Hz. Eyyub'a bir demet ot ile hafifçe hanımına dokunmasını emretti; böylece hem yemini tutulmuş olacak, hem de Rahme'ye zarar gelmeyecekti. Bu olay, İslâm fıkhında bir hükmün temellendirildiği bir kıssadır: yemin kefâreti ve şartların gereğine göre yemini ifa etme usulü konusunda önemli bir örnek teşkil eder. Ayrıca bu, Rabbin kulunun zor anlarında ona kolaylık yollarını gösterdiğinin de güzel bir işaretidir.

Meşhur Şifa Duası: "Enni Messeniyed-Durru"

Yıllarca süren sabrın ardından Hz. Eyyub, nihayet Rabbine en edepli bir lisanla halini arz etti. Bu dua, sıradan bir şikayet değildi; aksine, Allah'ın rahmetine güvenerek halini bildirme idi. Hz. Eyyub, duasında bile "bana şifa ver" demedi; sadece durumunu anlattı, gerisini Rabbine bıraktı. Bu dua, Kur'an'da şöyle geçer:

وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ

"Eyyub'u da an! Hani o Rabbine: 'Bana gerçekten zarar dokundu, Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin' diye nida etmişti."

— Enbiyâ Sûresi, 83. Âyet

Bu dua, hem Kur'an'ın bize öğrettiği bir şifa duası örneğidir hem de duanın edebinin zirvesidir. Hz. Eyyub: "Ya Rabbi, bana büyük bir zarar (hastalık, kayıp) dokundu" diyerek sadece halini arz ediyor; ardından "Sen merhametlilerin en merhametlisisin" diyerek Allah'ı bizzat Allah'ın isimleriyle övüyor ve ondan ihsan umuyor. Hiçbir yerde direkt "bana ver" ya da "beni iyileştir" gibi bir ifade kullanmamış; zira bu, Rabbinin merhametinden emin olduğunu gösteriyor.

Bu dua bugün pek çok Müslüman tarafından hastalık, sıkıntı, üzüntü zamanlarında okunmaktadır. Kur'an'da geçen bir peygamber duası olduğu için özellikle şifa bulmak için tercih edilen dualardan biridir. Arapça metni şu şekilde: "Rabbi enni messeniye'd-durru ve ente erhamü'r-râhimîn". Türkçe okunuşu: "Rabbi inni messeniyed-durru ve ente erhamur-rahimin". Anlamı: "Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin."

Bu duanın kabulünün hemen arkasından Allah, Hz. Eyyub'a muhteşem bir cevap verdi. Kur'an'da bu cevap şöyle anlatılır: "Bunun üzerine Biz de onun duasına karşılık verdik; başına gelen sıkıntıyı kaldırdık, ayrıca katımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatırlatma olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha verdik" (Enbiyâ, 84). Bu ayet, duanın gücünü ve sabrın Allah katındaki karşılığını gösteren muhteşem bir örnektir.

Şifa Mucizesi ve Sabır Pınarı

Hz. Eyyub'un duası makbul oldu ve Yüce Allah ona bir mucize ile şifa verdi. Bu mucize, Sâd Sûresi'nde şöyle anlatılır:

اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

"(Ona:) 'Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su' (dedik)."

— Sâd Sûresi, 42. Âyet

Hz. Eyyub, Allah'ın emriyle ayağını yere vurdu. O anda yerden mucizevî bir biçimde bir pınar fışkırdı. Hz. Eyyub bu pınarın serin suyundan içti ve bedenini yıkadı. O anda, yıllardır süren hastalığı tamamen iyileşti. Cildi yenilendi, yaralar kapandı, ağrıları dindi, bedeni hatta eskisinden daha güzel bir hâle geldi. Bu, Allah'ın peygamberine gösterdiği olağanüstü bir lütuftur.

Bu olayın olduğu yerin bugün Şanlıurfa'da Eyüp Peygamber Makamı civarındaki "Sabır Pınarı" olduğuna inanılır. Türkiye'de, özellikle Urfa, Adıyaman ve Diyarbakır civarında Hz. Eyyub'un imtihanına dair pek çok mekân ziyaret edilmektedir. Urfa'daki mağara - burada Hz. Eyyub'un yaşadığına inanılır - ve pınar, her sene on binlerce ziyaretçi çekmektedir. Ziyaretçiler genellikle şifa niyetiyle bu yerleri ziyaret eder ve bu sudan içerler.

Bu mucize bize iki önemli şey öğretir: (1) Allah'ın yaratması sınırsızdır - yoktan var eder, ölüyü canlandırır, hastayı iyileştirir. (2) Sabrın karşılığı mutlaka gelir - ne kadar uzun sürerse sürsün, Allah'ın rahmeti er geç ulaşır. Müminin vazifesi bu süre boyunca sabrı sürdürmek ve ümidini kesmemektir. Hz. Eyyub'un hayatı, bu iki hakikati en güzel şekilde ispat eder.

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Eyyub

Hz. Eyyub'un adı Kur'an'da dört defa doğrudan zikredilir. Bunun yanı sıra kıssası ve sabrı pek çok yerde konu edilmiştir:

Nisâ 163

Peygamberler listesinde ismi zikredilir: "Nuh'a, Eyyub'a, Yunus'a... vahyettik."

En'âm 84

İbrahim'in zürriyetinden hidayete erdirilenler arasında Eyyub'un da adı geçer.

Enbiyâ 83-84

Şifa duası ve duasının kabulü: "Rabbine nida etti... Biz de onun duasına icabet ettik."

Sâd 41-44

En detaylı anlatım: "Ayağını yere vur!", Rahme ile ilgili yemin, "Biz onu sabırlı bulduk."

Kur'an'daki Hz. Eyyub portresi son derece özeldir: sabırlı, çok tevbe eden, Allah'a yönelen, edepli, güzel kul. Yüce Allah onu: "Ne güzel kul! Doğrusu o, çok tevbe eden biriydi" (Sâd, 44) diyerek ebedî övgüyle anmıştır. Bu ifade, bir insan için hayâl edilebilecek en yüksek onurdur - zira Kur'an, Allah'ın kendi sözüdür ve kıyamete kadar okunacaktır. Hz. Eyyub'un bu ebedî övgüsü, sabrın karşılığının ebedi şan olduğunu da gösterir.

Allah'ın Mükafatı: Eskisinin İki Katı

Sabır imtihanını tamamladıktan ve Allah'a duasıyla yönelip şifa bulduktan sonra, Hz. Eyyub için muhteşem bir mükafat dönemi başladı. Kur'an bu mükafatı şöyle anlatır:

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه۪ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا

"Biz de onun duasına icabet ettik; başına gelen sıkıntıyı kaldırdık. Katımızdan bir rahmet olarak, kendisine ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha verdik..."

— Enbiyâ Sûresi, 84. Âyet

Hz. Eyyub'a üç büyük nimet birden verildi:

🏥

1. Şifa

Yıllarca süren hastalığı tamamen iyileşti. Bedeni eski tazeliğine, hatta daha fazlasına kavuştu.

👨‍👩‍👧‍👦

2. Aile

Hanımı Rahme'nin gençliğini iade etti. Yeniden evlat sahibi oldular - eskiden olanların iki katı!

💰

3. Mal

Mallarını iki katıyla ihsan etti. Bir rivayete göre yağmur gibi altın taneleri yağdı.

Rivayete göre, Hz. Eyyub'un yanına yağmurla birlikte altın çekirgeler düşmeye başladı. O bunları toplayıp hırkasına koyarken Allah ona sordu: "Ey Eyyub! Sana verdiğim bunca nimete rağmen daha fazlasını mı istiyorsun?" Hz. Eyyub'un cevabı harikaydı: "Ya Rabbi! Senin rahmetinden kim doyabilir? Ne kadar verirsen ver, ben seni alkışlamaktan ve nimetlerine şükretmekten geri durmayacağım."

Bu kıssa bize şu büyük hakikati öğretir: Allah için sabredene Allah mutlaka misliyle, hatta fazlasıyla geri verir. Eğer bu dünyada değilse ahirette - ama her hâlükârda sabrın karşılığı çok büyüktür. Kur'an der ki: "Sabredenlere mükafatları hesapsız olarak verilir" (Zümer, 10). Hz. Eyyub'un hayatı, bu ayetin en canlı tefsiridir.

Hz. Eyyub'un Vefatı

Hz. Eyyub, şifa bulduktan sonra uzun yıllar daha sağlıklı bir hayat sürdürmüştür. Rivayetlere göre yaklaşık 93 yaşına kadar yaşamış; kavmine tebliğe devam etmiş, yeniden kavuştuğu ailesiyle mutlu yıllar geçirmiştir. Sonunda, Rabbine yönelirken olduğu gibi, vefat hâlinde de huzur içinde Rabbinin rahmetine kavuşmuştur.

Hz. Eyyub'un kabrinin nerede olduğu konusunda farklı rivayetler vardır. En yaygın kabul edilenlerden biri, kabrinin bugünkü Umman'ın Salala bölgesinde olduğu yönündedir. Türkiye'de ise Şanlıurfa'daki Eyüp Peygamber Makamı, Siverek civarındaki bazı bölgeler, ona atfedilen mekanlar olarak bilinmektedir. Lübnan'da da "Makam-ı Eyyub" diye bilinen bir ziyaretgâh bulunmaktadır.

Peygamberlerin kabirlerinin kesin yeri zamanla bilinmez olmuştur; ancak önemli olan onların bıraktıkları manevî mirastır. Hz. Eyyub, kendisinden sonra gelecek tüm nesillere sabrın, teslimiyetin, tevazunun ve şükrün en yüksek örneği olarak kalmıştır. Onun adı anıldıkça, insanlar zor anlarında ondan ilham almakta, "Eyüp sabrı" ifadesiyle onun mirasını yaşatmaktadırlar.

Hz. Eyyub'un Hayatından Dersler

1. Sabır, İmtihanın Anahtarıdır

"Biz onu sabırlı bulduk" (Sâd, 44). Sabır, müminin en büyük silahıdır. En ağır imtihanlar bile sabır ile aşılır.

🙏

2. Duanın Edebi

"Bana zarar dokundu, Sen merhametlisin." Direkt istemek yerine halini arz etmek, duanın en güzel şeklidir.

💍

3. Sadık Eş Nimettir

Rahme validemizin vefası, imtihan günlerinde bile yanında olan sadık eşin ne kadar büyük bir nimet olduğunu gösterir.

🌱

4. Peygamberler de İmtihan Görür

En sevilen kullar bile imtihan görür. İmtihan, kulu aşağı çekmek için değil, yükseltmek içindir.

🙌

5. Ümitten Kesilme!

18 yıl boyunca Allah'tan ümit kesmeyen Hz. Eyyub, bize ümidin ne kadar değerli olduğunu öğretir.

🔄

6. Allah'a Çokça Yönel!

"Doğrusu o evvâbdı" (Sâd, 44). Evvâb olmak - çok tevbe etmek, çok yönelmek - salih kulun vasfıdır.

💎

7. Her Şey Allah'tandır

Mal, evlat, sağlık - hepsi Allah'ın ihsanıdır. Kendimize atfetmeyelim; her ihsanda Allah'ı tanıyalım.

🎁

8. Sabrın Karşılığı Misliyle

Allah, Hz. Eyyub'a kaybettiklerinin iki mislini verdi. Sabır boşa gitmez, karşılığı mutlaka gelir.

Hz. Eyyub'a Dair Hadisler

"Eyyub çıplak olarak yıkanırken üzerine altın çekirgeler düşmeye başladı. Eyyub onları eline alıp elbisesine dolduruyordu. O sırada Rabbi ona: 'Ey Eyyub! Seni gördüklerinden müstağni kılmadım mı?' diye nida etti. Eyyub: 'Evet ey Rabbim, beni zengin kıldın. Fakat senin bereketine doyulmaz!' dedi."

— Buhârî, Gusl, 20

"Peygamberlerin insanlar arasında en çok belaya uğrayanı, önce peygamberler, sonra iman derecesine göre diğerleridir. Kişi dini oranında imtihan edilir. Dini sağlamsa imtihanı ağır olur."

— Tirmizî, Zühd, 57

"Sabır, ziyası (nuru) olan bir şeydir. Sabredenin ecri hesapsızdır."

— Müslim, Tahâret, 1 / Zümer, 10

"Mümine bir diken batmasından daha fazlası olmaksızın, Allah onu, o sebeple kötülüklerinden arındırır."

— Buhârî, Merzâ, 1

"Kim başına bir musibet geldiğinde 'Biz Allah'tanız, O'na döneceğiz; Allah'ım, bu musibetim için bana ecir ver ve ondan daha hayırlısını ver' derse, Allah onun için daha hayırlısını verir."

— Müslim, Cenâiz, 3

"Eyyub'un sabrına benzer bir sabır hakkında size önce bir şey söylüyorum..." (Peygamberimiz, Hz. Eyyub'un sabrından söz ederek Müslümanları sabretmeye yönlendirmiştir.)

— Rivayet

Sıkça Sorulan Sorular

Hz. Eyyub'un hangi üç imtihandan geçti?
Hz. Eyyub üç büyük imtihandan geçti: (1) Mal kaybı - tüm serveti, sürüleri, arazileri kısa sürede yok oldu. (2) Evlat kaybı - 10 çocuğu aynı anda bir felakette vefat etti. (3) Sağlık kaybı - yıllarca süren ağır bir hastalığa yakalandı. Üçüne de sabırla karşılık verdi.
Hz. Eyyub'un şifa duası nedir ve nasıl okunur?
Şifa duası Enbiyâ 83'tedir: "Rabbi inni messeniyed-durru ve ente erhamur-rahimin" - "Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin." Hastalık, sıkıntı, üzüntü zamanlarında bu duanın okunması tavsiye edilir. Arapça metni de okunabilir; Türkçe anlamıyla birlikte okunması da uygundur.
Hz. Eyyub'un hastalığı ne kadar sürdü?
Farklı rivayetler olmakla birlikte, hastalığının 7, 13 ya da 18 yıl sürdüğü rivayet edilir. En yaygın rivayet 18 yıldır. Bu uzun süre boyunca asla şikayet etmemiş, sadece sabır etmiş, sonra Allah'a halini arz ederek mucizevî şifaya kavuşmuştur.
Allah, Hz. Eyyub'a nasıl şifa verdi?
Kur'an'da Sâd 42'de: "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanıp içeceğin serin bir su!" buyrulur. Hz. Eyyub ayağını yere vurdu, yerden bir pınar fışkırdı. Bu sudan içti ve yıkandı; hastalığı tamamen iyileşti. Bugün Şanlıurfa'daki "Sabır Pınarı", bu olayın yeri olarak ziyaret edilir.
Hz. Eyyub'un hanımı kimdir?
Hanımı Rahme (Leyâ), rivayete göre Hz. Yusuf'un torunlarından biridir. Kocasının imtihanları boyunca yanından ayrılmamış, ona sadakatle hizmet etmiş, vefalı eş'in en güzel örneği olmuştur. Hatta saçını satarak ona ekmek temin etmiştir. Kur'an'da Sâd 44'te dolaylı olarak ondan bahsedilir.

Sonuç: Sabrın Zirvesinden Günümüze

Hz. Eyyub (A.S.), sadece bir peygamber değil, aynı zamanda sabrın, teslimiyetin, tevazunun ve şükrün canlı sembolüdür. Onun hayatı, bütün zamanlar için bir rehberdir: Gerçek kulluk, nimette de belada da aynı kalabilmektir. Zenginken Allah'a şükretmek kolaydır; ama kaybedince de şükredebilmek ancak peygamberlerin yapabildiği bir şeydir.

Onun bize bıraktığı en büyük miras: Ne kadar uzun sürerse sürsün, Allah'tan ümit kesilmez. Sabır, karşılığını mutlaka görür - bu dünyada veya ahirette. Hz. Eyyub'un 18 yıllık imtihanın sonunda aldığı mükafat, bize umudumuzu canlı tutmayı öğretir. Her Müslüman, zorluk anlarında Hz. Eyyub'un sabrını hatırlayarak imanını tazelemelidir.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰٓى اَيُّوبَ وَعَلٰى آلِ اَيُّوبَ

"Allah'ım! Eyyub'a ve Eyyub'un âline salât eyle."

Bu Yazıyı Paylaş

Diğer Peygamberler