Hz. Zekeriya (A.S.) Kimdir?
ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ
"(Bu sûre) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya olan rahmetinin anılmasıdır."
— Meryem Sûresi, 2. Âyet
Hz. Zekeriya (A.S.), İsrailoğullarına gönderilmiş büyük peygamberlerden biri, Hz. Meryem'in bakıcısı (kefili) ve Hz. Yahya (A.S.)'nın babasıdır. Mescid-i Aksâ'da Beyt-i Makdis'in hizmetkârı idi; gece gündüz ibadet eder, Tevrat'ı okur, Beni İsrail'e Allah'ın emirlerini tebliğ ederdi. Onun hayatı, takvâ, ihlas, dua ve sabrın en güzel örneklerinden biridir.
Kur'an-ı Kerim'de adı yedi defa zikredilen Hz. Zekeriya, özellikle Âl-i İmrân Sûresi 37-41 ve Meryem Sûresi 1-15 ayetlerinde kıssası detaylı olarak anlatılmıştır. Yüce Allah onu: "Rabbinin, kulu Zekeriya'ya olan rahmetinin anılmasıdır" (Meryem, 2) diyerek büyük bir sevgi ve yücelikle hitap etmiştir. Bu, peygamberliğin yanı sıra onun Allah tarafından özel olarak sevildiğini gösterir.
Hz. Zekeriya'nın hayatında iki büyük hikâye öne çıkar: (1) Hz. Meryem'in kefaletini üstlenişi ve ondaki olağanüstü hâlleri müşahede etmesi. (2) Yaşlılık çağında bile, bakımı altındaki Meryem'de gördüğü mucizelere şahitlik ederek Allah'tan bir evlat istemesi ve bu duanın kabul edilerek ona Hz. Yahya'nın bahşedilmesi. Bu iki olay, aslında peygamberler arasındaki kıssaların iç içe geçmesinin de bir örneğidir - Hz. Zekeriya, Meryem, Yahya ve İsa, hepsi birbirine bağlı bir hikâyenin parçalarıdır.
Hz. Zekeriya'nın bir başka mümtaz özelliği, dua ehlinin zirvesinde olmasıdır. O, daima Rabbine yakarır, gizlice fısıldayarak dua eder, umudunu asla yitirmezdi. Bu yönüyle bize dua etmeyi, umutlu olmayı ve Allah'tan her ne halde olursak olalım istemeyi öğreten bir peygamberdir. Onun meşhur evlat duası, bugün hâlâ pek çok Müslüman tarafından çocuk sahibi olmak, salih bir evlat istemek için okunmaktadır.
Sonunda Hz. Zekeriya, Beni İsrail'in zalimleri tarafından şehid edilmiş ve böylece peygamberliğini canı pahasına savunmuş bir nebî olarak tarihe geçmiştir. Onun hayatı, hem derin bir manevi boyuta hem de trajik bir sona sahiptir; tam olarak peygamberlerin ortak özelliği olan tebliğ yolunda can vermek sırrını taşır.
"Zekeriya" İsminin Anlamı ve Lakapları
"Zekeriya" (Arapça: زكريا, İbranice: זְכַרְיָה - Zechariah) ismi, kökü itibariyle "Allah hatırlamıştır" ya da "Allah zikretmiştir" anlamlarına gelir. Bu mana, hem onun hayatıyla hem de kıssasıyla şaşırtıcı bir şekilde uyuşur; çünkü Allah onu hatırlamış, yaşlılık döneminde bile onu evlat sahibi kılarak rahmetini göstermiştir. Ayrıca kendisi de Allah'ı her an zikreden, hatırlayan, ibadetle meşgul olan bir kul idi.
Kur'an-ı Kerim'de Hz. Zekeriya için en çarpıcı sıfat, "abd" (kul) kelimesidir. "Rabbin kulu Zekeriya" (Meryem, 2) ifadesi, onun peygamberlik makamına rağmen Allah'ın kulu olma şuuruna ne kadar derin sahip olduğunu gösterir. Bir peygamber için "kul" unvanı, en yüksek mertebelerden biridir - çünkü Allah'ın kulu olmak, Allah'ın seçkin kullarından olmak demektir.
Yahya'nın Babası
Hz. Yahya'ya baba olmak onun en büyük şerefidir (Meryem, 7).
Meryem'in Kefili
Hz. Meryem'in bakımını üstlenen peygamber (Âl-i İmrân, 37).
Mihrap Ehli
Mescid-i Aksâ'nın mihrabında sürekli ibadet eden peygamber.
Dua Peygamberi
Gizlice, içten ve samimi bir şekilde dua eden peygamber (Meryem, 3).
Takvâ Ehli
Hayırlarda yarışan, ümit ve korku ile Allah'a yönelen (Enbiyâ, 90).
Şehid Peygamber
Tebliğ yolunda canını vermiş, şehit olarak ölmüş peygamber.
Batı dünyasında "Zechariah" olarak bilinen bu isim, hem Yahudi hem Hristiyan hem de İslâm kültüründe kutsaldır. Hristiyan geleneğinde Hz. Yahya'nın (Vaftizci Yahya) babası olması sebebiyle özellikle saygındır. İslâm dünyasında ise Zekeriya ismi, özellikle evlat isteyen çiftler tarafından çocuklarına verilen mübarek isimlerden biridir - zira Hz. Zekeriya'nın evlat duası, Müslümanlar arasında hayırlı nesil için en önemli referans duadır.
Hz. Zekeriya'nın Soyu ve Hz. Meryem ile Akrabalığı
Hz. Zekeriya (A.S.), İsrailoğullarının Hârun (A.S.) kolundan gelen bir peygamberdir. Soy silsilesi, Hz. Yakub'un (A.S.) oğlu Lâvî üzerinden yine peygamber ailesine bağlanır. Bu yönüyle Hz. Harun'un (Musa'nın kardeşi) soyundan gelen kohen (ruhban/ibadet hizmetkârı) sınıfındandı. Bu sınıf, Beyt-i Makdis'te ibadet hizmetlerini yürütme görevini üstlenmişlerdi.
Hz. Zekeriya'nın hanımı, İşâ'nın kız kardeşi olarak bilinir (bazı rivayetlere göre ismi Elişâ). İşâ (veya Hanna), Hz. Meryem'in annesidir. Dolayısıyla Hz. Zekeriya'nın hanımı, Hz. Meryem'in teyzesidir. Bu akrabalık sebebiyle, Hz. Meryem Beyt-i Makdis'e adandığında bakımını üstlenmek üzere kura çekildiğinde, Hz. Zekeriya hem akrabalığı, hem de peygamberliği gereği bu görev için en uygun aday olarak öne çıkmıştı - ama kura çekilmiş ve Allah'ın takdiriyle yine ona isabet etmişti.
Tarihî kaynaklara göre Hz. Zekeriya, yaklaşık M.Ö. 100-M.S. 30 civarında yaşamıştır. Yani o, Hz. İsa'dan (A.S.) biraz önceki döneme denk gelmektedir. Yaşadığı yer, Beni İsrail'in merkezi olan Kudüs (Urşelim) ve onun içindeki Mescid-i Aksâ'dır. Bütün ibadet hayatı ve peygamberliği bu kutsal yerde geçmiştir.
📜 Aile Bağları
- Hz. Zekeriya (Peygamber, Mescid-i Aksâ hizmetkârı)
- Hanımı: Elişâ / Ayşâ (Hz. Meryem'in annesinin kız kardeşi)
- Oğlu: Hz. Yahya (Peygamber)
- Bakımı altındaki: Hz. Meryem (kız kardeşinin çocuğu)
- Yeğeninin oğlu: Hz. İsa (A.S.)
Bu mübarek aile, İsrailoğullarının son peygamberlerinin merkezinde yer alır. Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa - üçü birbirine akraba olan ve birbirini destekleyen, Allah'ın takdiriyle aynı döneme denk getirilmiş olan büyük peygamberlerdir. Hz. Yahya ve Hz. İsa amca çocuklarıdır; ikisi de aynı yaşta büyümüşler, Hz. Yahya daha sonra Hz. İsa'yı tebliğinde desteklemiştir.
Peygamberliği ve Mescid-i Aksâ'daki Hizmeti
Hz. Zekeriya, Beni İsrail'in son dönemlerinde gönderilmiş bir peygamberdir. Döneminde Yahudiler, Tevrat'ı asıl anlamından saptırmış, emirleri bozmaya başlamış, ruhani liderler (Ferisi, Saduki gibi gruplar) halkı aldatıyor, din istismarcılığı yapıyordu. İşte bu karanlık ortamda, Hz. Zekeriya Mescid-i Aksâ'nın baş hizmetkârı olarak ortaya çıkmış, halka Tevrat'ı doğru şekilde öğretmiş, onları tevhide, takvâya ve adalete çağırmıştır.
Onun ibadet hayatı, İsrailoğullarının geri kalanı için bir örnek olarak yaşanmıştır. Mescid-i Aksâ'nın kendine özel bölmesi olan "mihrab"ında namaz kılar, dua eder, Tevrat okurdu. Bu mihrab, onun sürekli bulunduğu, Allah'a hitap ettiği özel ibadet yeriydi. Hatta Kur'an'da kendisini Meryem'in bulunduğu mihrabda bulduğu belirtilir (Âl-i İmrân, 37), ki bu da onun o mekanda sürekli olduğunu gösterir.
Hz. Zekeriya, peygamberliğinin yanında Beyt-i Makdis'in hizmetkârı idi. Bu görev, onu İsrailoğullarının tüm ruhani işleriyle uğraşmak zorunda bırakıyordu: kurbanların takdimi, bayram günlerindeki ibadet organizasyonu, Tevrat'ın okutulması, halkın manevi sorunlarına çare bulma gibi görevler... Tüm bu yoğunluğa rağmen o, kendi özel ibadetini asla ihmal etmemiş, gece geç vakitlere kadar mihrabında Rabbine yakarmıştır.
Kur'an'da Enbiyâ Sûresi 90. ayette onun ve ailesinin vasıfları şöyle açıklanır: "Onlar hayırlarda yarışıyor, ümit ve korku ile Bize yalvarıyorlardı. Onlar Bize derin saygı duyan kimselerdi." Bu ayet, Hz. Zekeriya'nın hem kişiliğini hem de ailesinin (eşi ve oğlu Yahya dahil) dindarlığını muhteşem bir şekilde özetlemektedir: hayır yarışçıları, ümit ve korkuyla Allah'a yalvaranlar, derin saygıyla eğilenler.
Hz. Meryem'in Bakıcılığı
Hz. Meryem'in annesi Hanne binti Fâkûd (diğer adıyla İşâ), çocuğunu Beyt-i Makdis'e adamıştı. Doğan çocuk, cinsiyeti ne olursa olsun Allah'a hizmet için mabede verilecekti. Ancak Hanne bir kız çocuğu doğurdu ve bunu ilk başta üzüntüyle karşıladı - çünkü o dönemde mabed hizmeti erkek çocuklarla yapılırdı. Buna rağmen Meryem'i mabede teslim etti. Kur'an bu hâdiseyi şöyle anlatır:
"Hani, bir kadın (İmrân'ın eşi Hanne): 'Rabbim! Karnımda olanı tam sana adadım. Onu benden kabul buyur. Şüphesiz sen, sen her şeyi hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin' demişti."
— Âl-i İmrân Sûresi, 35. Âyet
Meryem mabede teslim edilince, onun bakımını kim üstlenecekti? İsrailoğullarının ileri gelenleri arasında bu şerefli görev için rekabet başladı. Nihayet kura çekildi. Kur'an şöyle anlatır: "Sen, Meryem'i onlardan hangisi koruyacak diye kalemlerini attıkları zaman onların yanında değildin. Birbiriyle çekiştikleri zaman da onların yanında değildin" (Âl-i İmrân, 44). Rivayete göre kalemleri bir akan suya bıraktılar; hangisi sudan kalkarsa o kazanacaktı. Kura Hz. Zekeriya'ya çıktı.
Böylece Hz. Zekeriya, Hz. Meryem'in hem akrabası olarak, hem de kura yoluyla belirlenen bakıcısı olarak onun sorumluluğunu üstlendi. Meryem'i, Mescid-i Aksâ'nın özel bir bölmesine yerleştirdi. Burası, "mihrab" olarak bilinen özel bir yerdi. Hz. Meryem burada sürekli ibadetle meşgul olur, Tevrat okur, dua ederdi. Hz. Zekeriya ona hem hoca, hem koruyucu, hem de manevi rehber olarak hizmet etti.
Meryem'in büyümesi, Hz. Zekeriya'nın gözetimi altında olağanüstü bir şekilde gerçekleşti. Kur'an onu şöyle tasvir eder: "Rabbi ona güzel bir kabulle karşıladı, onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Onu Zekeriya'nın bakımına verdi" (Âl-i İmrân, 37). Meryem'in saflığı, takvâsı, ibadetindeki derinlik, herkesi hayran bırakıyordu. Hz. Zekeriya için o, sadece bir yetim veya akraba değil, aynı zamanda Allah'ın rahmetine şahit olduğu bir mucize idi.
Mihrab Mucizesi: Meryem'deki Rızık
Hz. Zekeriya, Meryem'in yanına ne zaman girse, onu taze ve mevsimsiz meyvelerle karşılaşırdı. Kur'an bu mucizevi hadiseyi çok çarpıcı bir şekilde anlatır:
كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقاًۚ قَالَ يَا مَرْيَمُ اَنّٰى لَكِ هٰذَاۜ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ
"Zekeriya onun bulunduğu yere, mabede her girdiğinde, yanında bir rızık bulurdu. (Ona:) 'Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?' derdi. O da: 'Bu, Allah'tan!' derdi..."
— Âl-i İmrân Sûresi, 37. Âyet
Rivayetlere göre Meryem'in yanında mevsimi olmayan meyveler bulunuyordu: Kışın taze yaz meyveleri, yazın taze kış meyveleri... Bu, alelade bir durum değildi; bu doğrudan Allah'tan gelen bir ikramdı. Meryem bu durumu gayet tabii karşılıyor, sorulduğunda da: "Bu Allah'tandır. Allah dilediğine hesapsız rızık verir" diyordu (Âl-i İmrân, 37). Bu cevap, onun ne kadar derin bir Allah sevgisi ve teslimiyeti içinde olduğunu göstermektedir.
Hz. Zekeriya bu mucizeye şahit olunca, Allah'ın rahmetinin sınırsızlığını görmüş oldu. O, düşündü ki: "Allah, Meryem gibi genç bir kıza mevsimsiz meyveler verebiliyorsa, benim gibi yaşlı bir kula da çocuk verebilir!" Bu düşünce, onun kalbinde uzun zamandır sakladığı bir arzunun alevlenmesine sebep oldu. O, uzun süredir gizli gizli, içinden salih bir evlat istiyordu. Ama yaşı çok ilerlemiş, hanımı da yaşlı ve kısır olmuştu; zahirî sebepler açısından bu imkansız görünüyordu.
Ama Meryem'in mihrabındaki mucizeler, Hz. Zekeriya'ya imkansızın mümkün olabileceğini göstermişti. Allah'ın takdirinde hiçbir şey imkansız değildi. İşte tam bu noktada, Hz. Zekeriya derinden bir dua etmek üzere Rabbine yöneldi. Meryem'deki rızık mucizesi, onu Hz. Yahya'nın doğumu mucizesinin eşiğine getirmişti. Bu da gösterir ki Allah'ın bir mucizesini tanımak, başka mucizelere çağrı olabilir.
Hz. Zekeriya'nın Evlat Duası
Hz. Zekeriya, yaşlılığa rağmen salih bir evlat için Rabbine yakarmaya başladı. Bu duası, Kur'an'da hem Âl-i İmrân hem de Meryem Sûresi'nde detaylı olarak anlatılmıştır. Meryem Sûresi'nde duasının şu şekilde geçtiğini görürüz:
اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِياًّ قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِياًّ
"Hani o, Rabbine gizlice seslenmişti. O: 'Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçım-sakalım aklarla alev aldı. Rabbim, sana yakarmakla hiçbir zaman bedbaht olmadım' dedi."
— Meryem Sûresi, 3-4. Âyetler
Bu duadaki edep ve samimiyet muhteşemdir. Hz. Zekeriya:
🤫 Gizlice Dua Etti
"Gizlice seslendi" (Meryem, 3). Başkalarına göstermeden, kendisi için Allah'ın huzurunda mahremce yalvardı. Duanın en güzel şekli budur.
😢 Kendi Halini Arz Etti
"Kemiklerim zayıfladı, saçım ağardı." Allah'ın önünde kendi zafiyetini ifade etmek, duanın en samimi hâlidir.
🙏 Allah'a Hüsn-ü Zan
"Sana yakarmakla hiç bedbaht olmadım." Önceki dualarının kabul edildiğini hatırlayıp Allah'a güvendi.
💫 Umudunu Yitirmedi
Yaşının ilerlemiş olmasına rağmen, mevsimsiz meyvelerdeki mucizeyi hatırlayarak umudunu yitirmedi.
Duanın tam metni şöyle devam eder:
فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۙ يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِياًّ
"Kendi tarafından bana bir veli (evlat) bağışla; bana ve Yakub hanedanına mirasçı olsun ve onu, Rabbim, razı olunan bir kul eyle!"
— Meryem Sûresi, 5-6. Âyetler
Bu dua, müminler için muhteşem bir örnektir. Hz. Zekeriya sadece "bir çocuk ver" demiyor; "salih bir çocuk" istiyor, "benim ve babamın mirasçısı olsun" diyor (yani sadece mal değil, ilim, hikmet ve peygamberliğin mirasçısı), "senin razı olacağın bir kul olsun" diyor. Bu, her anne-babanın çocuğu için etmesi gereken en güzel duadır. Bugün hâlâ Müslümanlar evlat istediklerinde bu duayı okumaktadırlar.
Hz. Yahya'nın Müjdelenişi
Hz. Zekeriya'nın samimi duası Rabbi tarafından kabul edildi. Hz. Zekeriya mihrapta ibadet ederken, bir melek ona şu muhteşem haberi getirdi:
يَا زَكَرِيَّٓا اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍۨ اسْمُهُ يَحْيٰىۙ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِياًّ
"Ey Zekeriya! Sana bir oğul müjdeliyoruz, adı Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık (bu isim verilmemiştir)."
— Meryem Sûresi, 7. Âyet
Bu müjde muhteşemdi: (1) Bir oğul olacak, (2) ismi Yahya olacak - bu ismi Allah kendisi belirlemişti, (3) daha önce hiç kimseye verilmemiş bir isim idi. Bu üç özellik de bu çocuğun normal bir çocuk olmayacağını, Allah tarafından özel olarak seçilmiş bir peygamber olacağını gösteriyordu.
Hz. Zekeriya şaşkınlık içinde sordu:
قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِياًّ
"O: 'Rabbim! Karım kısır, ben de yaşlılığın en son haddine varmışken benim oğlum nasıl olur?' dedi."
— Meryem Sûresi, 8. Âyet
Bu soru, inkârdan değil, şaşkınlık ve hayranlıktan kaynaklanıyordu. Cevap ise ilahi hikmetin yüceliğini gösterdi: "Dedi ki: 'Öyledir; Rabbin dedi ki: Bu bana göre kolaydır; seni, daha önce sen bir şey değilken nasıl yarattıysam, öyle de onu yaratırım'" (Meryem, 9). Yani Allah'ın gücü zahirî sebeplere bağlı değildir; o dilediğinde, "Ol!" der ve olur.
Âl-i İmrân Sûresi 39. ayette Yahya'nın özellikleri detaylı anlatılır: "Allah sana, Yahya'yı müjdeliyor. O, Allah'tan bir kelimeyi (İsa'yı) tasdik edecek; efendi, nefsine hakim (takvâlı) ve peygamberler arasında sâlih (tertemiz) olacaktır." Bu özellikler, Yahya'nın gelecekte olacağı kişinin bir resmini çizer: Seyyid (efendi), nefsine hakim, büyük bir peygamber.
Üç Günlük Dilsiz Kalma İşareti
Hz. Zekeriya, Rabbinden bir işaret istedi. Çünkü bu büyük müjdenin gerçekleştiğini görmek istiyordu. Allah ona özel bir işaret verdi:
قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَ لَيَالٍ سَوِياًّ
"Dedi ki: 'Senin işaretin, üç gece (gün) hiçbir kusurun olmadığı halde insanlarla konuşamamandır.'"
— Meryem Sûresi, 10. Âyet
Bu gerçekten ilginç bir işaretti: Hz. Zekeriya, üç gün boyunca insanlarla konuşamayacak, ama Allah'ı zikretmek için dili çalışacaktı. Bu da Allah'ın verdiği dilin aslında bir nimet olduğunu, Allah dileseydi onu alabileceğini gösteren bir hatırlatmadır. Ayrıca bu üç gün, onun sadece Rabbiyle meşgul olacağı, hiçbir dünya işine karışmayacağı özel bir zikir ve teslimiyet zamanı olacaktı.
Âl-i İmrân Sûresi 41. ayette Hz. Zekeriya'ya şu emir verilir: "Rabbini çokça an ve akşam-sabah tesbih et!" Yani, insanlarla konuşamadığın bu üç gün boyunca Allah'ı hatırla, tesbih et! Bu, ona verilen bir manevî eğitim dönemi gibiydi. Böyle bir anne bekleme süresi geçirmek, ona yeni bir peygamberin babası olacak olmanın ağırlığını idrak ettirecek bir tecrübe olmuştur.
Üç gün sonra, Hz. Zekeriya'nın hanımı Elişâ (Ayşâ) hamile kaldı. Yaşına ve kısır olmasına rağmen Allah'ın kudretiyle gebelik gerçekleşti. Aylar sonra, tam belirlenen zamanda, oğlu Hz. Yahya dünyaya geldi. O, Kur'an'ın ifadesiyle "daha henüz çocukken" Allah tarafından hikmet, nebilik ve takvâ ile donatılmış muhteşem bir nesil oldu.
Beni İsrail'e Daveti
Hz. Zekeriya, Beni İsrail'e Tevrat'ın hükümlerini doğru olarak anlatmak, onları tevhide yönlendirmek, adalet ve takvâyı hatırlatmakla görevliydi. Dönemi, Yahudilerin dini bozmaya başladığı bir zamandı. Ferisiler, Sadukiler ve diğer grupları din üzerinde kendi yorumlarını dayatıyor, halkı yanlış yönlendiriyordu. Hz. Zekeriya ise, gerçek Tevrat'ın temsilcisi olarak saflığı korudu.
Hz. Zekeriya'nın tebliği daha çok ahlak, ibadet ve Allah'a samimi yönelme üzerineydi. Mihrabında kıldığı namazlarla, okuduğu Tevrat ayetleriyle ve yaptığı dualarla halka örnek oluyordu. Rivayetlere göre çok güzel sesle Tevrat okurdu; sesi öyle etkileyiciydi ki dinleyenlerin kalpleri yumuşar, gözleri dolar, tevbe ederlerdi.
O, aynı zamanda yaklaşmakta olan Mesih'i (Hz. İsa'yı) müjdeleyen peygamberlerden biriydi. Tevrat'taki Mesih alametlerine göre Beni İsrail'i uyarıyor, onlara "gelecek bir Mesih'in (İsa Mesih) yanı sıra ona şahitlik edecek bir peygamberin (kendi oğlu Yahya) geleceğini müjdeliyordu. Hakikaten de böyle oldu: Oğlu Hz. Yahya, Hz. İsa'ya şehadet etti, onun vaftiz eden amca oğlu oldu (rivayetlere göre).
Ancak Beni İsrail'in büyük çoğunluğu Hz. Zekeriya'yı reddetti, onun mesajını yalanladı, hatta onu tehdit ettiler. Dini bozan sahte din adamları ve yöneticiler, onun nüfuzundan rahatsız oluyorlardı - zira Hz. Zekeriya'nın varlığı, onların kirli işlerine karşı canlı bir vicdan çağrısıydı. Bu düşmanlık, sonunda onun şehid edilmesine kadar tırmanacaktı.
Kur'an-ı Kerim'de Hz. Zekeriya
Hz. Zekeriya'nın adı Kur'an-ı Kerim'de yedi defa geçer. Kıssası, dört sûrede farklı detaylarla anlatılır:
Âl-i İmrân 37-41
Meryem'in kefaletini alması, mihrabdaki mucize, Yahya müjdesi ve üç günlük işaret.
En'âm 85
"Ve Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas'ı da (hidayete erdirdik). Onların hepsi salih kimselerdi."
Meryem 1-15
En detaylı anlatım: Gizli dua, yaşlılık ifadesi, Yahya müjdesi, işaret, mihrabda emir.
Enbiyâ 89-90
"Zekeriya'yı da an! Hani Rabbine: 'Rabbim! Beni tek başıma bırakma; sen varislerin en hayırlısısın'..."
Kur'an'da Hz. Zekeriya hep "kul", "salih", "Rabbine yakaran", "hayırlarda yarışan", "ümit ve korkuyla yalvaran", "Allah'a derin saygılı" sıfatlarıyla anılır. Bu sıfatlar, bize onun ne kadar samimi ve derin bir iman sahibi olduğunu göstermektedir. Kur'an'daki bu portresi, bütün müminlerin nasıl olması gerektiğinin de bir rehberidir.
Hz. Zekeriya'nın Şehadeti
Kur'an-ı Kerim, Hz. Zekeriya'nın şehadetini doğrudan anlatmaz; fakat hadis-i şeriflerde ve İslâmî rivayetlerde, onun Beni İsrail'in zalimleri tarafından şehid edildiğine dair bilgiler mevcuttur. En yaygın rivayet şudur:
Beni İsrail'in bozgunculuk yapan yöneticileri ve din adamları, önce Hz. Yahya'yı şehid ettiler (bir başka rivayete göre Hz. Yahya, bir kralın zevcesini eleştirdiği için şehid edilmiştir). Sonra Hz. Zekeriya'yı aramaya başladılar. O kaçtı ve bir ağacın yanına sığındı. Rivayete göre ağaç mucize olarak yarıldı ve onu içine aldı. Ama zalimler ağacı buldular ve ağacı onunla birlikte testere ile biçtiler. Böylece Hz. Zekeriya, mübarek vücudu ikiye bölünerek şehid edildi.
Bu hâdise, Kur'an'da dolaylı olarak Beni İsrail'in peygamberlerini haksız yere öldürdüğü genel suçlamalarında atıfta bulunulabilir: "Kendilerine, Allah'ın dilediklerinden farklı olarak gelen peygamberleri haksız yere öldürürlerdi" (Âl-i İmrân, 21). Hadis-i şeriflerde ise Hz. Zekeriya ve oğlu Hz. Yahya'nın bu zalim topluluk tarafından şehid edildiği, onların bu cinayetlerinden dolayı cezalandırıldıkları rivayet edilmektedir.
Hz. Zekeriya'nın mübarek kabri, rivayete göre Şam civarında, Emeviye Camii'nin içinde bulunmaktadır. Şam'daki Emeviye Camii'nde Hz. Yahya'nın da makamının olduğu kabul edilir; bu iki baba-oğul peygamberin Şam'da yakın bir alanda defnedilmesi, tarihî rivayetlerce desteklenmektedir. Burası, bugün de Müslümanlar tarafından ziyaret edilen bir mekandır.
Hz. Zekeriya'dan Alınacak Dersler
1. Duadan Asla Ümidini Kesme
Yaşlılığın zirvesinde, kısır bir hanımla bile evlat istedi ve duası kabul oldu. Zahirî imkansızlıklar Allah için engel değildir.
2. Gizli Dua Daha Makbuldür
"Gizlice seslendi" (Meryem, 3). Kendini gösterme, riya olmadan, sessizce Allah'a yalvarmak en makbul duadır.
3. Salih Evlat İste!
Sadece çocuk değil, "razı olduğun bir kul" olsun diye dua etti. Bu, tüm anne-babalara örnek duadır.
4. İbadethanede Hizmet Kutsaldır
Mescid-i Aksâ'nın hizmetkârı olarak, ibadet yerine hizmetin ne büyük bir şeref olduğunu öğrendik.
5. Mucizeleri Fark Et!
Meryem'in mihrabındaki mevsimsiz meyveler onu umutlandırdı. Allah'ın rahmetine şahitlik etmek, başka umutları da canlandırır.
6. Hayırlarda Yarış!
"Hayırlarda yarışıyorlardı" (Enbiyâ, 90). Aile olarak, birlikte Allah'a yaklaşmak en güzel yolculuktur.
7. Tebliğden Geri Durma!
Canı pahasına Beni İsrail'e hakkı anlatmaya devam etti. Tebliğ görevinden asla vazgeçilmez.
8. Hüsn-ü Zanla Yakar!
"Sana dua etmekle bedbaht olmadım." Geçmişteki kabul olunmuş dualarımızı hatırlayıp Allah'a güvenmeliyiz.
Hz. Zekeriya'ya Dair Hadisler
"Zekeriya (A.S.) marangozluk yaparak el emeğiyle geçinirdi." (Peygamberimiz (S.A.V) Hz. Zekeriya'nın mesleğine dair)
— Müslim, Fedâil, 169
"Dua, ibadetin özüdür. Dua, müminin silahıdır." (Duanın gücü hakkında; Hz. Zekeriya bunun en güzel örneğidir.)
— Tirmizî, Deavât, 1
"İsra gecesinde göklere yükseltildiğim zaman, ben orada Zekeriya ve Yahya'yı gördüm." (Hz. Peygamber Miraç'ta onları görmüştür.)
— Buhârî, Enbiyâ, 48
"Cenâb-ı Hak, peygamberlere Yahya ve babası Zekeriya kadar çok gözyaşı dökmüş yoktu. Onlar ağlamayı adeta bir ibadet bilirdi."
— Rivayet
"Hz. Zekeriya şehid edildiğinde, yer titredi ve Allah'ın gazabı üzerine indi. Bu, bir peygamberi öldürmenin cezasıdır."
— Rivayet
"Zekeriya ve Yahya gibi dindar ve takvâlı peygamberlerin hayatı, Beni İsrail içinde son ışıklardı."
— Rivayet (peygamberler tarihi)
Sıkça Sorulan Sorular
Hz. Zekeriya'nın Hz. Meryem ile ilişkisi nedir?
Hz. Zekeriya'nın evlat duası nasıldır?
Yahya'nın doğumu bir mucize mi?
Hz. Zekeriya'ya üç gün dilsizlik işareti neden verildi?
Hz. Zekeriya nasıl şehid oldu?
Sonuç: Dua ve Teslimiyetin Peygamberinden
Hz. Zekeriya (A.S.), ümit kesmeden dua etmenin, samimi ve içten Allah'a yönelmenin, salih evlat için yakarmanın ve tebliğ yolunda canı pahasına sabretmenin en güzel örneğidir. O, bize her yaşta, her durumda Allah'a güvenmeyi, umudu yitirmemeyi ve gizli dualarla Rabbimize yaklaşmayı öğretir.
Meryem'in mihrabındaki mucizeye şahit olması onu umutlandırdığı gibi, biz de Allah'ın etrafımızdaki nimetlerini fark ederek umudumuzu canlı tutmalıyız. Onun evlat duası, bütün anne-babaların kendi çocukları için okuması gereken bir örnektir. Her müminin kalbi, Hz. Zekeriya gibi hep Allah'ı hatırlayan, hep ona yönelen bir kalp olmalıdır.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى زَكَرِيَّا وَعَلٰى آلِ زَكَرِيَّا
"Allah'ım! Zekeriya'ya ve Zekeriya'nın âline salât eyle."