Hz. İsmail (A.S) Kimdir?
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰع۪يلَۘ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّاۚ
"Kitapta İsmail'i de an. Şüphesiz o, sözünde sadık bir kimse idi, bir resûl ve peygamberdi."
— Meryem Sûresi, 54. Âyet
Hz. İsmail (A.S), Allah'ın halili (dostu) Hz. İbrahim (A.S)'ın ilk oğlu, Hz. Hacer validemizin evladı, Arap kavminin atası, Mekke'nin ilk sakini ve Hz. Muhammed (S.A.V)'in dedesidir. Kendisine "Zebihullah" (Allah için kurban edilen) ve "Ebu'l-Arab" (Arap'ın Babası) lakapları verilmiştir. İsmail kelimesi İbranice kökenli olup "Allah işitti" anlamına gelmektedir; bu isim, babası Hz. İbrahim'in evlat ihsanı için yaptığı duaya Allah'ın icabet etmesine işarettir.
Hz. İsmail (A.S)'ın hayatı, Allah'a teslimiyet (İslâm) ahlakının en saf ve en güzel tezahürlerini barındırır. Babası Hz. İbrahim'in rüyasında kendisini kurban etmekle emrolunduğunu duyduğunda bir an bile tereddüt etmeyen küçük oğul İsmail'in tavrı, Kur'an-ı Kerim'de kıyamete kadar okunacak bir teslimiyet dersi olarak zikredilmiştir. Kurban ibadetinin aslı, hac ibadetinin temelleri, Zemzem'in akışı ve Kâbe'nin inşası — İslam'ın en kutsal mekân ve ibadetlerinin çoğu, O'nun ve babası Hz. İbrahim'in mübarek hayatında kökleşmiştir.
Hz. İsmail'in hayatı aynı zamanda bir anne-oğul destanıdır. Kuru bir çölün ortasında, Allah'ın emriyle yapayalnız bırakılan Hz. Hacer validemiz ve kundaktaki oğlu İsmail, Safa ile Merve tepeleri arasında koşan bir annenin sabrının ve Allah'a tevekkülünün abidesi olmuştur. Bugün dünya genelinde milyonlarca hacının sa'y ibadetiyle tekrarladığı o koşu, Hz. Hacer'in hatırasıdır.
Kur'an-ı Kerim, Hz. İsmail'i "sözünde sadık" (sâdıku'l-va'd) olarak nitelemiştir (Meryem 54). O, verdiği sözü — ne olursa olsun — tutan bir peygamberdir. Rivayete göre birisiyle bir yerde buluşmak için söz vermiş, ancak o kişi gelmemişti. Hz. İsmail, günler boyunca orada beklemişti. Bu erdem, Hz. İbrahim'in oğluna miras bıraktığı ahlaki soyluluğun bir yansımasıdır.
Hz. İsmail (A.S), peygamberlik silsilesinin son ve en yüce halkasının — Resul-i Ekrem Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)'in — aziz dedesidir. Rasulullah Efendimiz, kendi soyunu zikrederken: "Allah, İbrahim oğullarından İsmail'i seçti, İsmail oğullarından Kinâne'yi seçti..." (Müslim, Fedâil 1) buyurmuştur. Bu itibarla Hz. İsmail'i tanımak, Peygamberimizin kutlu soy kökünü, İslam ümmetinin manevi coğrafyasını ve Mekke'nin neden mukaddes olduğunu anlamak demektir.
"İsmail" İsminin Anlamı ve Duanın İcabeti
"İsmail" (Arapça: إسماعيل) ismi, İbranice kökenli bir özel isim olup "Allah işitti" ya da "Allah duamı işitti" anlamlarına gelmektedir. Bu isim tesadüfi konulmamıştır; aksine, Hz. İbrahim'in uzun yıllar çocuğu olmadığı için Rabbine yalvarıp dua etmesinin akabinde Allah tarafından kendisine ihsan edilen ilk oğluna koyulması emredilen bir isimdir. İbrahim Aleyhisselâm, Kur'an-ı Kerim'de şöyle dua etmiştir:
رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ
"Ey Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir çocuk ihsan eyle."
— Saffât Sûresi, 100. Âyet
Bu duanın hemen ardından Allah-u Teâlâ: "Biz de ona yumuşak huylu bir oğul müjdeledik" (Saffât 101) buyurmuştur. Hz. İsmail, henüz dünyaya gelmeden bile "halîm" (yumuşak huylu, sabırlı) olarak müjdelenmiştir. Bu özellik, onun daha sonraki hayatında — özellikle kurban imtihanında — zirve halinde tezahür edecektir.
Hz. İsmail'in Diğer Lakapları
Zebihullah
"Allah için kurban edilen". Kurban imtihanı sebebiyle verilen en meşhur lakabıdır.
Ebu'l-Arab
"Arap'ın Babası". Arap kavminin atası olduğu için verilmiştir.
Sâdık'ul-Va'd
"Sözünde sadık olan". Kur'an'da Meryem suresinde bu özelliği özellikle zikredilmiştir.
Bânî'l-Beyt
"Beytullah'ın (Kâbe'nin) Yapıcısı". Babasıyla birlikte Kâbe'yi inşa ettiği için.
Hz. İsmail'in Şerefli Soyu ve Doğumu
Hz. İsmail (A.S), Allah'ın halîli (dostu) Hz. İbrahim (A.S)'ın ilk oğludur. Annesi Hz. Hacer (Hâcer) validemizdir. Kur'an-ı Kerim'de ismen zikredilmemekle beraber, hadisler ve tarih kaynakları onun Mısır hükümdarının Hz. Sara'ya hediye ettiği, ancak Hz. Sara'nın da kendi çocuğu olmadığından Hz. İbrahim'e verdiği asil ve saliha bir hanım olduğunu bildirir. Hz. İbrahim, Hz. Sara'nın onayıyla Hz. Hacer ile evlenmiş ve bu evlilikten Hz. İsmail dünyaya gelmiştir.
Hz. İbrahim, İsmail doğduğunda 86 yaşında bir pîr-i fânîydi. Yıllardır evlat hasretiyle yanıp tutuşan İbrahim'in bu duası nihayet kabul olmuş ve müjdelenen "halîm" oğul dünyaya gelmişti. Bu doğum, tek başına bir müjde değil, aynı zamanda Allah'ın İbrahim soyundan peygamberler çıkaracağı ilahi planın başlangıcıdır.
Şerefli Soy Ağacı
Hz. İsmail'in baba tarafından soy silsilesi şöyledir: İsmail → İbrahim → Târuh (Âzer'in gerçek adı) → Nâhûr → Sarûğ → Reû → Fâliğ → Âbir → Şâlih → Erfahşad → Sâm → Nûh → Lemek → Mettüşelah → İdrîs → Yerd → Mehâyil → Kaynân → Enûş → Şît → Âdem. Bu mübarek silsile, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (A.S)'e kadar uzanmaktadır.
İleride, Hz. İsmail'in soyundan — özellikle oğlu Kedar neslinden — tarihin en büyük Arap kabilesi Kureyş gelişecek, Kureyş'in Haşimoğulları kolundan da âlemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) dünyaya teşrif edecektir. Peygamber Efendimiz, bu soya intisabını her zaman şerefle zikretmiş ve "Ben babalarımın en temizinden, en seçkininden geldim" buyurmuştur.
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ
"Biz de ona yumuşak huylu bir oğul müjdeledik."
— Saffât Sûresi, 101. Âyet
Kur'an-ı Kerim, Hz. İsmail'in doğumuna dair bu müjdeyi verirken, "halîm" (yumuşak huylu, sabırlı, öfkesine hakim) kelimesini kullanır. Bu Rabbanî nitelik, Hz. İsmail'in tüm hayatına damgasını vuracak ve özellikle kurban imtihanı sırasında onu, bir çocuk için düşünülmesi zor olan bir teslimiyet ve sekînet makamına yükseltecektir.
Çorak Mekke Vadisine Yolculuk
Hz. İsmail daha sütten kesilmeden evvel, Allah-u Teâlâ Hz. İbrahim'e olağanüstü bir emir verir: Eşi Hacer'i ve bebeği İsmail'i, o zamanlar tamamen ıssız, susuz, insansız ve bitkisiz bir çöl olan Mekke vadisine götürüp bırakacaktır. Hz. İbrahim, Allah'ın halîli (dostu) olarak bu emre hiç tereddüt etmeden uymuş, aile efradını alıp günlerce süren yolculuğun ardından Beytullah'ın temellerinin ilk atıldığı o mübarek vadiye ulaşmıştır.
Vadiye vardığında bir miktar hurma ve bir kırba (tulum) suyu bırakarak geri dönen Hz. İbrahim'in arkasından Hacer validemiz koşmuş ve "Ey İbrahim! Bizi bu ıssız yerde kime bırakıp gidiyorsun?" diye sormuştur. Cevap alamayınca sorusunu üç kez tekrarlamıştır. Nihayet şöyle sormuştur: "Bunu sana Allah mı emretti?" Hz. İbrahim "Evet" deyince Hz. Hacer: "Öyleyse Allah bizi zayi etmez" demiş ve o ıssız vadide sakinleşmiştir. (Buhârî, Enbiyâ 9)
رَبَّنَٓا اِنّ۪ٓي اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّت۪ي بِوَادٍ غَيْرِ ذ۪ي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim..."
— İbrahim Sûresi, 37. Âyet
Hz. İbrahim, ailesini bırakırken şu meşhur duayı etmiştir: "...Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için. Artık insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve onları meyvelerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler" (İbrahim 37). Bu dua, Mekke'nin gelecekte bir hidayet merkezi olacağının, Kâbe'nin tüm insanlığın kıblesi olacağının ve oraya her taraftan gönüllerin akacağının müjdesidir.
Hz. Hacer, Allah'a tevekkül ederek oğlunu bağrına basmış ve çadırda beklemeye başlamıştır. Su ve hurma bitince bebek İsmail susuzluktan ağlamaya başlayınca annesinin kalbine bir endişe düşmüş ve en yakın iki tepeye — Safa ve Merve — bir çare aramak için koşmaya başlamıştır.
Zemzem'in Fışkırması: Mukaddes Bir Mucize
Hz. Hacer validemiz, bebeği İsmail'i çadırda bırakarak susuzluğa bir çare aramak için önce Safa Tepesi'ne çıkmış, oradan ufku taramış ama hiçbir iz görememiştir. Sonra aşağı inip Merve Tepesi'ne çıkmış, yine aynı şeyi yapmıştır. Safa ile Merve tepeleri arasında telaş içinde 7 kez gidip gelmiştir. Bu anne sevdasıyla yapılan koşu, bugün milyonlarca hacının tekrar ettiği sa'y ibadeti'nin aslıdır.
Yedinci gidiş-gelişten sonra Hacer validemiz, Merve tepesinde iken bir ses duymuştur. Hemen çadıra dönünce, küçük İsmail'in ayaklarının dibinden şırıl şırıl bir suyun kaynayıp aktığını görmüştür. Rivayetlere göre bu suyu çıkaran Cebrail (A.S.) idi. O, kanadının ucu (veya ayağı) ile toprağı eşelemiş ve bu mukaddes su kaynağı fışkırmıştır. Hz. Hacer, heyecanla suyun etrafına küçük bir toprak seddi yaparak "Zem! Zem!" (Dur! Dur!) demiş ve bu sebeple suyun adı Zemzem olmuştur.
💧 Zemzem'in Özellikleri
- 4000 yılı aşkın süredir kesintisiz akmaktadır
- Dünya genelinde milyonlarca hacı her yıl içmektedir
- Kimyasal analizlerde mineral zenginliği ve benzersiz yapısı tespit edilmiştir
- Peygamberimiz: "Zemzem, ne niyetle içilirse ona şifadır" buyurmuştur (İbn Mâce)
- Mekke-i Mükerreme'nin temeli, Zemzem kuyusunun etrafında kurulmuştur
Peygamberimiz (S.A.V) bu olayı şöyle anlatır: "Allah, İsmail'in annesine rahmet etsin! Eğer Zemzem'i kendi haline bıraksaydı, yahut avuçlaması ile almasaydı, muhakkak Zemzem akan bir nehir olurdu." (Buhârî, Enbiyâ 9) Bu hadis, Hz. Hacer'in annelik endişesiyle suyu hapsetmeye çalışmasına bir atıftır. O, henüz bu suyun bitmeyeceğini bilmiyordu.
Cürhüm Kabilesinin Gelişi
Zemzem'in fışkırmasından kısa süre sonra, gökyüzünde dönen kuşların o ıssız vadide su bulunduğunu fark eden Cürhüm kabilesi, Hz. Hacer'den izin isteyerek Mekke vadisine yerleşmişlerdir. Hz. Hacer onlara su kullanmalarına izin vermiş, karşılığında kendileri için bir koruma kalkanı edinmiştir. İşte o günden itibaren Mekke, artık ıssız bir vadi değil, bir yerleşim yeri olmuştur. Hz. İsmail, bu kabilenin arasında büyümüş ve Arap dilini ve kültürünü burada edinmiştir.
Büyük Kurban İmtihanı: Teslimiyetin Zirvesi
Hz. İsmail büyüyüp babasıyla birlikte koşup oynayacak yaşa geldiğinde, Hz. İbrahim üç gece üst üste rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmüştür. Peygamber rüyası hak olduğundan bu, ilahi bir emir manasındaydı. Hz. İbrahim, bu ağır imtihanı oğlu İsmail'e açmış ve onun cevabını beklemiştir. Küçük İsmail'in verdiği cevap, dünya tarihinin en şahane teslimiyet ifadesidir:
قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ
"Babacığım! Sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın."
— Saffât Sûresi, 102. Âyet
Bu cevap, Hz. İsmail'in henüz çocuk yaşta iken imanının, teslimiyetinin ve büyüklüğünün apaçık bir nişanesiydi. Baba-oğul birlikte Mina'da bir mevkie (bugünkü Cemerât bölgesi) gitmişlerdir. Yolda şeytan üç kez karşılarına çıkmış, hem İbrahim'i hem Hacer'i hem de İsmail'i ayartmaya çalışmış, ancak her seferinde Hz. İsmail şeytanı taşlayarak kovmuştur. Bugün hac ibadetinde yapılan "şeytan taşlama" (remy-i cemerât) ibadetinin aslı budur.
Hz. İbrahim, oğlunu yere yatırarak bıçağı boynuna dayamış, Allah'ın emrini yerine getirmeye başlamıştır. Ancak bıçak — Allah'ın emriyle — kesmemiştir. Tam o anda semâdan nida gelmiştir:
يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَا اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُا الْمُب۪ينُ وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ
"Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu, apaçık bir imtihandı. Biz, oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik."
— Saffât Sûresi, 104-107. Âyetler
Allah-u Teâlâ, fidye olarak Cebrail (A.S.) aracılığıyla cennetten iri bir koç indirmiş ve Hz. İbrahim oğlunun yerine bu koçu kurban etmiştir. Bu büyük hadise sebebiyle bugün Müslümanlar her yıl Kurban Bayramı'nda hayvan kurban etmekte ve bu teslimiyeti canlı tutmaktadır. Hz. İsmail'e de bu sebeple "Zebihullah" (Allah için kurban edilen) lakabı verilmiştir.
📌 İsmail mi, İshak mı Kurban Olacaktı?
İslam uleması, ehl-i sünnet arasındaki cumhur görüşe göre kurban edilmek üzere olanın Hz. İsmail olduğu üzerinde ittifak etmiştir. Delili, Saffât suresinin anlatım sırasıdır: 101. ayette "halîm" bir oğul müjdelenir, 102-107. ayetler arasında kurban hadisesi anlatılır, ardından 112. ayette Hz. İshak'ın müjdelenmesi ayrıca zikredilir. Yani kurban hadisesi Hz. İshak'tan önce, yani Hz. İsmail ile yaşanmıştır. Ayrıca Mekke'de Mina'daki kurban yerinin varlığı da İsmail lehinedir.
Kâbe'nin İnşası: Baba-Oğul Bir Arada
Hz. İsmail büyüyüp yiğit bir genç olduktan sonra Allah-u Teâlâ, Hz. İbrahim'e bir başka görev daha verdi: Mekke vadisinde Beytullah'ın — Kâbe'nin — temellerini yeniden yükseltmek. Rivayetlere göre Kâbe'nin ilk temelleri Hz. Âdem (A.S) tarafından atılmış, Nuh tufanında yıkılmış, asırlar boyu yeri belirsizleşmişti. Allah, Cebrail (A.S) aracılığıyla Hz. İbrahim'e Kâbe'nin yerini göstermiş ve onu oğlu İsmail ile birlikte inşa etmesini emretmiştir.
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ
"İbrahim ve İsmail, Beytullah'ın temellerini yükseltirken şöyle yalvarıyorlardı: Rabbimiz! Bizden kabul buyur; şüphesiz Sen, Semî'sin (işitensin), Alîm'sin (bilensin)."
— Bakara Sûresi, 127. Âyet
Baba ve oğul, günlerce süren bir çalışmayla Kâbe'nin duvarlarını taş taş örmüşlerdir. Rivayete göre Hz. İbrahim binanın üzerine çıkarak duvarları yükseltiyor, Hz. İsmail ise oğluna taş taşıyordu. Hz. İbrahim bina yükseldikçe ayağının altına bir taş koyup üzerine çıkıyordu; bu taşta Makam-ı İbrahim olarak bilinen ayak izleri belirmiştir ve bugün hala Kâbe'nin yanında muhafaza edilmektedir.
Kâbe'nin köşesine yerleştirilmek üzere Hz. İsmail'e özel bir taş arayışı emredilmiştir. Rivayete göre Cebrail (A.S.) ona cennetten getirilen Hacerü'l-Esved'i (Siyah Taş) getirmiş ve bu taş Kâbe'nin doğu köşesine yerleştirilmiştir. Bu taş başlangıçta beyaz iken, insanların günahları sebebiyle zamanla kararmıştır (Tirmizî, Hac 49).
İnşaat bittikten sonra Hz. İbrahim ve Hz. İsmail birlikte duaya durmuşlardır. Bu duanın kıyamete kadar kıvrak bir yankısı vardır: Hz. İbrahim, soyundan bir peygamber çıkmasını niyaz etmiş; Allah bu duaya binaen asırlar sonra Hz. Muhammed (S.A.V)'i aynı mekanda peygamber olarak göndermiştir.
رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara Senin ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları tezkiye etsin (arındırsın)..."
— Bakara Sûresi, 129. Âyet
Peygamber Efendimiz bu ayete işaretle: "Ben, atam İbrahim'in duası, kardeşim İsa'nın müjdesi ve annem Âmine'nin rüyasıyım" buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel). Yani Hz. Muhammed (S.A.V)'in peygamberliği, tam da Hz. İbrahim ile Hz. İsmail'in Kâbe'yi inşa ederken yaptıkları duanın ilahi icabetidir.
Hz. İsmail'in Peygamberliği ve Tebliği
Hz. İsmail (A.S), sadece bir peygamber babasının oğlu değil, kendisi de bir peygamberdir. Allah-u Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de onu "resûl ve nebî" olarak tavsif etmiştir: "Şüphesiz o, sözünde sadık bir kimse idi, bir resûl ve peygamberdi" (Meryem 54). Babasının vefatından sonra Hicaz bölgesindeki Araplara — özellikle kendi soyundan gelen Cürhüm kabilesi ile çevredeki kavimlere — Allah'ın birliğini, tevhid akidesini ve ahiret inancını tebliğ etmiştir.
O, ailesini ve kavmini en çok namaza ve zekâta teşvik etmiştir:
وَكَانَ يَأْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِۖ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّه۪ مَرْضِيًّا
"Ehline (ailesine, kavmine) namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında kendisinden razı olunmuş bir kimse idi."
— Meryem Sûresi, 55. Âyet
Hz. İsmail'in peygamberliği, Arap kavmi için son derece önemlidir. Zira o, tüm Arap Yarımadası'na tevhid mesajını taşıyan ilk peygamberlerden biridir. Ancak zaman içinde onun soyundan gelenler de — tıpkı diğer peygamber kavimleri gibi — tevhid akidesinden sapmış ve putperestliğe bulaşmışlardır. Hz. İsmail'in vefatından yüzyıllar sonra, Kâbe'nin içine ve etrafına 360 put yerleştirilmiştir. İşte bu karanlık, Hz. Muhammed (S.A.V)'in gelişiyle dağılacak ve Hz. İsmail'in getirdiği saf tevhid mesajı Arabistan'a yeniden egemen olacaktır.
Sözünde Durma (Sıdku'l-Va'd)
Hz. İsmail'in en çok bilinen erdemlerinden biri sözünde durmasıdır. Rivayete göre bir kimseye belli bir yerde buluşmak üzere söz vermiş; ancak o kişi zamanında gelememiştir. Hz. İsmail günlerce o yerde beklemiş, verdiği sözü bozmak istememiştir. Nihayet o şahıs uzun zaman sonra geldiğinde Hz. İsmail'in hala orada beklediğini görünce utancından ne diyeceğini bilememiştir. Bu olay, Kur'an'da "sâdıku'l-va'd" (sözünde sadık) vasfıyla ebedileştirilmiştir.
Hz. İsmail'in Ailesi ve Nesli
Hz. İsmail büyüdüğünde Mekke'ye yerleşen Cürhüm kabilesinden bir hanımla evlenmiştir. Ancak hadis kaynaklarına göre bu ilk evlilik pek hayırlı olmamıştır. Bir gün Hz. İbrahim oğlunu ziyaret için Mekke'ye geldiğinde onu evde bulamamış, gelinine halini sormuş, aldığı kaba ve şükürsüz cevaplardan hoşlanmamıştır. Ayrılırken: "Oğlun geldiğinde kapısının eşiğini değiştirsin" şeklinde bir mesaj bırakmıştır. Hz. İsmail bunu duyunca babasının ne demek istediğini anlamış ve hanımını boşamıştır.
İkinci evliliği yine Cürhüm kabilesinden Seyyide bint Mudâd bin Amr el-Cürhümî ile olmuştur. Bu evlilik çok hayırlı ve bereketli olmuş, Hz. İbrahim yine bir ziyaretinde geldiğinde gelininin misafirperverliğinden ve şükründen memnun kalarak: "Oğluna söyle, kapı eşiğini sabit tutsun" diye dua ile ayrılmıştır. Hz. İsmail'in 12 oğlunun tamamı bu hayırlı hanımdan dünyaya gelmiştir.
Hz. İsmail'in 12 Oğlu
Bu 12 oğuldan Arap Yarımadası'nın çeşitli kabileleri türemiştir. Özellikle ikinci oğlu Kedar'ın soyundan Adnan, ondan da Kureyş kabilesi ve nihayet Haşimoğulları kolundan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) dünyaya gelmiştir. Böylece Hz. İsmail'in duası ve tohumu, 2500 yılı aşkın bir süre sonra Allah'ın son elçisinde meyvesini vermiştir.
Hz. İsmail'in Kur'an-ı Kerim'de Geçişi
Hz. İsmail (A.S)'ın adı Kur'an-ı Kerim'de 12 kez açıkça zikredilmektedir. Bunun yanı sıra, kendisinden ismi açıkça verilmeden bahseden ayetler de vardır (özellikle Saffât suresinin kurban hadisesini anlatan kısmında "oğul" ifadesi geçer). Zikredildiği başlıca sureler:
📖 Bakara Sûresi
125, 127, 133, 136, 140. âyetler — Kâbe'nin inşası, tevhid dini, peygamberler arasında zikredilmesi.
📖 Âl-i İmrân Sûresi
84. âyet — Tüm peygamberlere iman edilmesi gereken bağlamda.
📖 Nisâ Sûresi
163. âyet — Kendisine vahiy gönderilen peygamberler arasında.
📖 En'âm Sûresi
86. âyet — Üstün kılınan peygamberler arasında zikri.
📖 İbrahim Sûresi
39. âyet — Hz. İbrahim'in İsmail ve İshak için Allah'a şükrü.
📖 Meryem Sûresi
54-55. âyetler — Sözünde sadık olması, ailesine namaz/zekât emretmesi.
📖 Enbiyâ Sûresi
85. âyet — İdris, Zülkifl ile birlikte sabredenlerden sayılması.
📖 Sâffât Sûresi
101-107. âyetler — Müjdelenmesi, kurban imtihanı, "Zebihullah" olması. En detaylı anlatım.
📖 Sâd Sûresi
48. âyet — "Bütün hayırlılar" arasında zikredilmesi.
📖 Tevbe Sûresi
70. âyet — İbrahim kavmine hitaben zikredilmesi.
وَاِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًاۜ وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَ
"İsmail'i, Elyesa'yı, Yunus'u ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Her birini âlemlere üstün kıldık."
— En'âm Sûresi, 86. Âyet
Hayatındaki Önemli Olaylar (Kronoloji)
Müjdelenmesi ve Doğumu
Hz. İbrahim 86 yaşında iken Hz. Hacer'den dünyaya gelir. "Halîm" (yumuşak huylu) bir çocuk olarak müjdelenir.
Mekke Vadisine Götürülüş
Henüz bebek iken annesiyle birlikte ıssız Mekke vadisine bırakılır. Zemzem kaynar.
Cürhüm Kabilesinin Yerleşmesi
Mekke bir yerleşim yeri olur. İsmail burada Arapça'yı öğrenir.
Kurban İmtihanı
Delikanlılık çağına geldiğinde Allah'a tam teslimiyetle babasının rüyasına rıza gösterir. Cennet koçu fidye olarak indirilir.
Kâbe'nin İnşası
Babasıyla birlikte Kâbe'yi yeniden inşa eder. Hacerü'l-Esved yerleştirilir, Makam-ı İbrahim oluşur.
Evlilik ve 12 Oğul
Cürhüm kabilesinden Seyyide bint Mudâd ile evlenir. 12 oğlu olur; Arap kabileleri bu oğullardan türer.
Peygamberlik Görevi
Hicaz bölgesindeki kabilelere tevhid mesajını tebliğ eder. Kur'an'da "resûl ve nebî" olarak tavsif edilir.
Annesi Hz. Hacer'in Vefatı
90 yaşında vefat eden Hz. Hacer, Kâbe'nin Hicr bölümüne defnedilir (rivayetlere göre).
Vefatı
137 yaşında Mekke'de vefat eder. Annesinin yanına, Kâbe'nin Hicr-i İsmail olarak bilinen yarım daire alanına defnedilir.
Hz. İsmail'in Vefatı ve Kabri
Hz. İsmail (A.S), Tevrat kaynakları ve İslam tarihçilerinin rivayetlerine göre 137 yaşında iken Mekke'de vefat etmiştir. Vefatı Allah'ın takdiriyle, doğduğu ve hayatını geçirdiği o mübarek şehirde gerçekleşmiştir. Oğullarının ve torunlarının arasında, dualar ve gözyaşları eşliğinde Rabbine kavuşmuştur.
Kabrinin yeri konusunda rivayetler muhteliftir. Sahih olan görüşe göre, Hz. İsmail annesi Hz. Hacer ile birlikte Kâbe'nin kuzey tarafındaki Hicr bölümüne defnedilmiştir. Bu yarım daire şeklindeki kutsal alan bugün Hicr-i İsmail (veya Hatîm) olarak bilinmektedir. Hicr-i İsmail, aslen Kâbe'nin bir parçasıdır; ancak Kureyş Kâbe'yi yeniden inşa ederken bütçe yetmediği için bu kısmı dışarıda bırakmış, yarım daire bir duvar ile çevirmişlerdir. Hicr-i İsmail'de namaz kılmak, Kâbe'nin içinde namaz kılmakla aynı sevabı sağlar.
🕋 Hicr-i İsmail Hakkında
- Kâbe'nin kuzey tarafında yarım daire şeklinde bir mermer duvarla çevrili alan
- Rivayetlere göre Hz. Hacer ve Hz. İsmail'in kabirleri buradadır
- Burada namaz kılmak Kâbe içinde namaz kılmak hükmündedir
- Hz. Aişe Peygamberimize "Kâbe'ye girmek istiyorum" deyince: "Hicr'e gir, orada namaz kıl, o da Kâbe'dendir" buyurmuştur (Ebû Dâvud)
- Hac mevsimlerinde yoğun izdiham yaşanan kutsal bir bölgedir
Hz. İsmail'in vefatıyla Arap Yarımadası'nda tevhid meşalesi bir süre yanmaya devam etmiş, ancak sonraki asırlarda yavaş yavaş putperestlik yaygınlaşmıştır. İşte 2500 yıl sonra, Hz. İsmail'in aynı soyundan gelen torunu Hz. Muhammed (S.A.V), bu karanlığı yeniden aydınlatacaktır.
Hz. İsmail'in Hayatından Alınacak Dersler
Teslimiyet
Allah'ın emrine tam teslimiyet en yüce makamdır. İsmail, canı pahasına bile olsa Rabbinin emrine boyun eğmiştir.
Tevekkül
Hz. Hacer'in "Allah bizi zayi etmez" sözü her Müslüman için bir tevekkül formülüdür.
Verdiği Sözü Tutma
"Sâdıku'l-va'd" vasfı gereği verdiği söze sadık kalmak imanın gereğidir.
Baba-Evlat Uyumu
Baba-evlat arasında karşılıklı teslimiyet ve saygının en güzel örneği burada sergilenmiştir.
Sabır
"Beni sabredenlerden bulursun" diyerek ilahi imtihanlara sabırla karşılamak dersini verdi.
İbadet Sevgisi
Ailesine namazı ve zekatı emretmesi, ibadeti eğitimle yaymanın önemini gösterir.
Hz. İsmail'in Hadislerde Anlatılışı
"Ok atınız! Zira atanız İsmail okçu idi."
— Buhârî, Cihâd 78
"Allah, İbrahim oğullarından İsmail'i seçti, İsmail oğullarından Kinâne'yi seçti, Kinâne'den Kureyş'i, Kureyş'ten Hâşim oğullarını, Hâşim oğullarından da beni seçti."
— Müslim, Fedâil 1
"Allah, İsmail'in annesi Hacer'e rahmet etsin! Eğer o, Zemzem'i kendi haline bıraksaydı, muhakkak Zemzem akan bir nehir olurdu."
— Buhârî, Enbiyâ 9
"Zemzem suyu, ne niyetle içilirse o niyet için şifadır."
— İbn Mâce, Menâsik 78
"Safa ile Merve arasında sa'y etmek, Hacer validemizin koşusunun hatırasıdır."
— Buhârî, Enbiyâ 9 (meâlen)
"Ben, iki zebîhullahın oğluyum" (İsmail ve babası Abdullah)
— Hâkim, Müstedrek (Peygamberimizin kendisi için söylediği rivayet)
Hz. İsmail'in İslâm ve İnsanlık İçin Önemi
Hz. İsmail (A.S), İslâm dininin temel mekân ve ibadetlerinin birçoğuyla doğrudan bağlantılıdır. Müslümanların yılda en azından bir kez yöneldiği Kâbe, onun elinin taşını taşıdığı bir yapıdır. Günde beş kez yönelinen kıble, onun inşasına katkı sağladığı Beytullah'tır. Her yıl dünya genelinde kesilen kurbanlar, onun teslimiyetinin hatırasıdır. Milyonlarca hacının içtiği Zemzem, onun bebekliğinde kaynayan bir mucize sudur. Sa'y ibadeti, annesinin onun için koşmasının tekrarıdır. Şeytan taşlama, onun kurban hadisesi sırasında şeytanı defettiğinin anısıdır.
🕋 Kâbe ve Kıble
Günde 5 kez yöneldiğimiz Kâbe, babasıyla birlikte Hz. İsmail'in elleriyle inşa edilmiştir.
🐑 Kurban İbadeti
Her yıl kurban bayramında kesilen kurbanlar, Hz. İsmail'in teslimiyetinin sembolü olarak süregelmektedir.
💧 Zemzem ve Hac
Hac ibadetinin birçok ritüeli (Sa'y, Zemzem, Şeytan Taşlama) onun ve annesinin hayatından gelmektedir.
👑 Peygamber Soyu
Hz. Muhammed (S.A.V)'in aziz dedesidir. Onun soyundan 4000 yıl boyunca Araplar ve son peygamber gelmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hz. İsmail kimdir, kimin oğludur?
Kurban edilecek olan Hz. İsmail mi Hz. İshak mı idi?
Zemzem mucizesi nasıl olmuştur?
Kâbe'yi kim inşa etmiştir?
Hz. İsmail Arap kavminin atası mıdır?
Hz. İsmail nerede defnedilmiştir?
Sonuç: Teslimiyetin Peygamberi
Hz. İsmail (A.S), tek başına bir peygamber değil; aynı zamanda bir teslimiyet sembolü, bir sabır abidesi, Arap kavminin atası ve Peygamberimizin aziz dedesidir. Hayatı, Allah'ın emrine tam teslimiyetin, ailevi muhabbetin, sözüne sadakatin ve ibadetin en güzel örneklerini sunar.
Zemzem'in fışkırdığı o çorak vadide bugün milyonlarca Müslüman tavaf etmekte, onun ve annesinin hatırasını yaşatmaktadır. Kestiğimiz her kurbanda, yönelfiğimiz her kıblede, içtiğimiz her Zemzem yudumunda Hz. İsmail'in izi vardır. O'nun gibi teslim olabilmek, o'nun gibi sabredebilmek, o'nun gibi sözünde durabilmek — her Müslümanın hedefi olmalıdır.
وَسَلَامٌ عَلٰى اِسْمٰع۪يلَ
"İsmail'e selâm olsun."