Hz. İdris (A.S) Kimdir?
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْر۪يسَۘ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّ
"Kitapta İdris'i de an. Şüphesiz o, son derece doğru sözlü bir peygamber idi."
— Meryem Sûresi, 56. Âyet
Hz. İdris (Aleyhisselâm), Kur'an-ı Kerim'de ismi zikredilen 25 peygamberden biridir. Hz. Âdem'den sonra gönderilen peygamberlerin önde gelenlerinden olan Hz. İdris, tarihte "ilim peygamberi" olarak anılmaktadır. İslâm kaynaklarına göre kendisi kalemle ilk yazı yazan, iğne ile elbise diken ilk terzi, yıldızların ve gezegenlerin hareketlerini ilk inceleyen astronom olarak bilinir. Onun bu yönü, insanlık tarihinin kültür ve medeniyetinin temel taşlarından birini oluşturmaktadır.
Kur'an-ı Kerim, Hz. İdris'ten iki farklı sûrede bahsetmektedir: Meryem Sûresi 56-57 ve Enbiyâ Sûresi 85-86. Her iki yerde de Hz. İdris, sıddîk (son derece doğru sözlü) ve sâbirîn (sabredenlerden) olarak nitelenmiş, ayrıca Allah'ın onu "yüksek bir makama yükselttiği" bildirilmiştir. Bu ilâhî övgü, Hz. İdris'in Allah katındaki kıymetli mevkiini açıkça ortaya koymaktadır.
Hz. İdris (A.S), Hz. Âdem'den sonra, Hz. Nuh'tan önce yaşamış; Ehl-i Kitap kaynaklarında "Hanok" (Enoch) ismiyle anılan peygamberdir. Onun yaşadığı dönem, insanlığın henüz genç olduğu, şirk ve sapkınlıkların tohumlarının atılmaya başlandığı bir zaman dilimidir. Hz. İdris, ilâhî vahyin yol göstericiliğinde hem tevhid dinini muhafaza etmiş, hem de insanlığa kalıcı bilgi mirası bırakmıştır.
Onun hakkında çok sınırlı sayıda sahih bilgi bulunmaktadır. Bu sebeple âlimlerimiz Hz. İdris'le ilgili rivayetlerde büyük bir ihtiyat tavsiye etmiş, uydurma rivayetlerden kaçınmayı tavsiye etmişlerdir. Biz de bu sayfada yalnızca Kur'an-ı Kerim'de geçen âyetler, sahih hadisler ve güvenilir müfessirlerin nakilleri çerçevesinde bilgi sunmaya özen göstereceğiz. Hz. İdris'in hayatından çıkarılan dersler, günümüz Müslümanı için ilim, sabır ve takva yolunun önemli ilhamlarından biridir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V), İsrâ ve Miraç gecesinde göklere yükseltildiğinde dördüncü kat semâda Hz. İdris ile karşılaştığını bildirmiştir. Cebrail (A.S.), Peygamberimize onu takdim etmiş, aralarında selamlaşma olmuştur. Bu olay, Hz. İdris'in göklerdeki makamının yüksekliğini Kur'an'dan sonra en açık gösteren kaynaklardan biridir ve Buhârî, Müslim başta olmak üzere sahih hadis kaynaklarında rivayet edilmiştir.
Hz. İdris İsmi ve Anlamı
"İdris" ismi, Arapçada "d-r-s" kökünden türetilmiş olup "çok okuyan, çok ders çalışan, ilim tahsil eden, öğreten" anlamlarına gelmektedir. Bu isim, Hz. İdris'in karakterine ve misyonuna en uygun ifadelerden birini oluşturmaktadır. Zira o, Allah'ın indirdiği sahifeleri okuyarak, tefekkür ederek ve insanlara öğreterek ömrünü geçirmiştir. "İdris" ismi, Türkçe'de de "çok ilim öğreten" anlamında kullanılmaktadır.
Ehl-i Kitap kaynaklarında Hz. İdris, "Hanok" (İbranice: חֲנוֹךְ, Enoch) ismiyle anılmaktadır. Tevrat'ın Tekvin kitabında geçen Hanok, "Allah ile birlikte yürüyen, yeryüzünden Allah tarafından alınan" bir şahsiyet olarak tanıtılmaktadır. İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu, Kur'an'daki İdris ile Ehl-i Kitap'taki Hanok'un aynı peygamber olduğunu kabul etmektedir. Bazı rivayetlerde Hz. İdris'in Arap dili dışındaki adı "Uhnûh" veya "Ahnûh" olarak geçmektedir.
Arapça Anlamı
"İdris" ismi Arapça d-r-s (ders) kökünden gelir; "çok ders çalışan, çok okuyan, ilim tahsilinde derinleşen" anlamındadır. Peygamberin ilim yönüne işaret eder.
Diğer İsimleri
Tevrat'ta Hanok (Enoch), bazı Arap kaynaklarda Uhnûh / Ahnûh. Bazı rivayetlerde "Hermes" ile özdeşleştirilmiş olsa da bu rivayet ihtilaflıdır.
İsmi hakkındaki rivayetlerin farklılaşması, Hz. İdris'in çok eski bir dönemde yaşamasından kaynaklanmaktadır. Bazı müfessirler, onun çok sayıda sahife (ilâhî kitap) indiği için, yani sürekli ilâhî vahyi okuyup öğrettiği için ona "İdris" denildiğini belirtmişlerdir. Rivayet edildiğine göre Allah, Hz. İdris'e 30 sahife indirmiştir. Hz. Âdem'e 10, Hz. Şit'e 50, Hz. İbrahim'e 10 ve Hz. Musa'ya Tevrat indirilmeden önceki dönemde verilen 30 sahife Hz. İdris'e nasip olmuştur. Bu da toplam 100 sahifeyi oluşturmaktadır.
Hz. İdris'in Mübarek Soyu
Hz. İdris (A.S), ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem (A.S.)'in soyundan gelmektedir. Ehl-i Kitap kaynaklarına ve İslâm müfessirlerinin nakillerine göre onun soy silsilesi şu şekildedir: İdris → Yerd (Yared) → Mehlail → Kaynân → Enûş → Şit → Âdem. Yani Hz. İdris, Hz. Âdem'in altıncı veya yedinci göbek torunudur. Bazı rivayetlerde Hz. Âdem vefat ettiğinde Hz. İdris'in daha çocuk yaşta olduğu ifade edilmektedir.
Önemli olan husus şudur: Hz. İdris, Hz. Âdem'in oğlu Şit (A.S.) aracılığıyla Âdem soyuna bağlanmaktadır. Şit Aleyhisselâm, Hz. Âdem'den sonra peygamberlik görevini sürdürmüş, Hz. Âdem'in vefatından önce bütün evlatlarına Şit'in vesayeti tavsiye edilmiştir. Hz. İdris, işte bu tertemiz, tevhid inancına sıkı sıkıya bağlı olan soydan gelmektedir. Onun döneminde henüz yeryüzünde toplu şirk ve sapkınlık yaygınlaşmamıştı; ancak tohumları atılmaya başlanmıştı.
Soy Silsilesi (Rivayete Göre)
Hz. İdris'in oğlu Metuşelah (Mettulah), Metuşelah'ın oğlu Lemek, Lemek'in oğlu ise Hz. Nuh (A.S.)'tur. Böylece Hz. İdris, Hz. Nuh'un dedelerinden (büyük dedesi) olmaktadır. Bu bilgi bize, Hz. İdris'in Nuh Tufanı'ndan önceki dönemde yaşadığını kesin olarak göstermektedir. Bazı âlimler, Hz. İdris'in Nuh Tufanı'ndan belki de birkaç nesil önce vefat ettiğini belirtmişlerdir.
Bu mübarek soy silsilesi, insanlığın ilk dönemlerinde peygamberlik mirasının nasıl nesilden nesle aktarıldığını göstermektedir. Hz. İdris, hem kendisinden önceki peygamberlerin (Hz. Âdem ve Hz. Şit'in) mirasçısı, hem de kendisinden sonra gelecek büyük peygamberlerin (Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Muhammed) silsilesinde önemli bir halkadır.
Hz. İdris'in Peygamberliği ve Risâleti
Hz. İdris (A.S), Hz. Âdem ve Hz. Şit'ten sonra yeryüzüne gönderilen üçüncü büyük peygamber olarak kabul edilmektedir. Bazı rivayetlerde onun Hz. Âdem hayatta iken doğduğu, hatta Âdem'in onu gördüğü ve hayır dualarıyla uğurladığı nakledilmektedir. Hz. İdris, peygamberlik vazifesine başladığında, yeryüzünde insanlar çoğalmış, tevhid inancından sapma belirtileri baş göstermeye başlamıştı. Allah, onu tevhidi öğretmesi, şirkin yayılmasını önlemesi ve ilâhî hikmeti yaymasıyla görevlendirdi.
Kur'an-ı Kerim'de Hz. İdris, iki vasıfla övülmüştür: "Sıddîk" (son derece doğru, sözünde özünde sadık) ve "Nebî" (peygamber). Meryem Sûresi'nde: "İnnehû kâne sıddîkan nebiyyâ" (Şüphesiz o sıddîk bir peygamberdi) buyrulmaktadır. Enbiyâ Sûresi'nde ise: "Küllün mine's-sâbirîn" (Hepsi sabırlılardandı) ifadesiyle onun sabır yönü vurgulanmıştır. Bu iki vasıf, peygamberlerin en temel özellikleridir.
Hz. İdris'in peygamberlik süresinin ne kadar olduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı İsrâiliyyât kaynaklarında 365 yıl yaşadığı söylenmekte, ancak bu tür rivayetlerin kesinliği konusunda tereddüt vardır. Onun yeryüzündeki ömrü boyunca kavmini tek Allah'a imana çağırdığı, onlara 30 sahife okuduğu ve hayatlarını düzenleyecek dinî-dünyevî bilgileri öğrettiği rivayet edilmektedir.
وَرَفَعْنَاهُ مَكَاناً عَلِياًّ
"Ve biz onu yüksek bir makama çıkardık."
— Meryem Sûresi, 57. Âyet
Yukarıdaki âyet, Hz. İdris'in peygamberlik görevinin önemli bir özelliğini ifade eder: Allah onu "Mekânen aliyyâ" (yüksek bir makama) çıkarmıştır. Müfessirler bu "yüksek makam" ifadesini farklı şekillerde yorumlamışlardır. Bazıları bunu "ilmî-manevî yüksek mertebe", bazıları "peygamberlik rütbesi", bazıları da "göklere semavata ref' (yükseltilme)" olarak açıklamışlardır. Özellikle son yorum, Peygamberimizin Miraç'ta Hz. İdris ile dördüncü kat semâda görüşmesi hadisiyle desteklenmektedir.
Hz. İdris, peygamberlik yaptığı süre boyunca insanlara sadece dinî konuları değil, aynı zamanda dünyevî ilim ve sanatları da öğretmiştir. Bu onu diğer peygamberlerden farklı kılan önemli bir özelliktir. Allah, ona ilim kapılarını açmış, insanlığın medeniyet kurmasına ön ayak olacak bilgileri ilham etmiştir. Bu sebeple Hz. İdris, yalnızca bir dinî önder değil, aynı zamanda bir ilim ve medeniyet peygamberi olarak tarihteki yerini almıştır.
Hz. İdris'in Gönderildiği Kavim
Hz. İdris (A.S), yaşadığı dönem itibariyle Hz. Âdem'in soyundan türeyen ve çoğalan ilk insan topluluklarına gönderilmiştir. Bazı rivayetlere göre Hz. İdris'in kavmi, Babil bölgesi civarında yaşamakta idi. Bazı İslâm tarihçileri ise onun Mısır'da yaşadığını ve bu bölgede irşad faaliyetini sürdürdüğünü belirtmişlerdir. Kesin bir yer tespiti yapmak zor olmakla beraber, onun gönderildiği bölgenin eski Mezopotamya veya Mısır coğrafyasına denk geldiği rivayet edilmektedir.
Hz. İdris'in döneminde insanlar, Hz. Âdem'in ve Hz. Şit'in tevhid inancından yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamışlardı. Bazı rivayetlerde, Hz. Âdem zamanında yaşayan salih kimselerin vefat etmelerinden sonra, onlara duydukları sevgi ve saygıdan dolayı heykellerinin yapılıp sonraki nesillerde bu heykellerin tapınma objelerine dönüştüğü nakledilmektedir. Bu, yeryüzünde putperestliğin ilk tohumlarının atılmasıdır. Hz. İdris, işte bu sapma başladığında Allah tarafından insanları uyarmak için gönderilmiştir.
Hz. İdris, kavmine iki temel meseleyi öğretmiştir: İman ve amel. İman olarak Allah'ın birliğine, hiçbir şeyin O'na ortak koşulmamasına, meleklerine, kitaplarına, âhirete ve kadere inanmayı tebliğ etmiştir. Amel olarak ise ibadet, adalet, dürüstlük, iyilik, sadaka, tevbe, istiğfar gibi manevî amelleri; yanı sıra yazı öğrenme, ticari hayatta adil ölçü-tartı kullanma, mesleki sanat edinme gibi dünyevî amelleri de öğretmiştir.
Tevhid
Kavmini tek Allah'a imana çağırdı, putlara ve heykellere tapınmayı yasakladı. Allah'ın yaratıcı ve yaşatıcı olduğunu öğretti.
İlim
Yazı, astronomi, matematik, tıp, ölçü ilimlerini öğretti. "Öğrenin, öğretin" diyerek ilmin değerini vurguladı.
Adalet
Ticarette adil ölçü-tartı, insanlar arasında adaletli davranma, zulümden kaçınma prensiplerini koydu.
Hz. İdris'in kavminden bir kısmı ona iman etti, bir kısmı ise kâfir olarak kaldı. Rivayete göre, kendisinden sonraki nesillerde insanlar yeniden sapmış, şirk ve zulüm yeryüzünü kaplamış, bunun üzerine Allah Hz. Nuh'u göndermiş ve Hz. Nuh'un zamanında meşhur Nuh Tufanı gerçekleşmiştir. Bu bize Hz. İdris'in mücadelesinin ne kadar önemli ve çetin olduğunu göstermektedir.
Hz. İdris'in İmtihanları ve Sabrı
Kur'an-ı Kerim'de Hz. İdris'in imtihanları hakkında doğrudan tafsilat verilmese de, Allah Teâlâ Enbiyâ Sûresi 85. âyette onu, Hz. İsmail ve Zülkifl ile birlikte zikretmiş ve hepsini "sabredenlerden" olarak anmıştır. Bu âyet bize Hz. İdris'in hayatının büyük imtihanlarla geçtiğini, ancak o imtihanların her birinde sabır yolunu seçtiğini göstermektedir. Bir peygamberin "sabırlılardan" olarak özellikle vurgulanması, onun çok ağır sıkıntılarla karşılaştığına işarettir.
وَاِسْمَاع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَاالْكِفْلِۜ كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَ
"İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (an). Hepsi sabredenlerdendi."
— Enbiyâ Sûresi, 85. Âyet
İslâm kaynaklarında Hz. İdris'in karşılaştığı imtihanlar şu şekilde rivayet edilmektedir: Kavminin inatçılığı, putperestliğin yayılması karşısındaki mücadelesi, insanlara hak din tebliği esnasında uğradığı itiraz ve alay, uzun ömrü boyunca yeryüzündeki bozulmayı gözlemleyip buna sabır göstermesi, kimi rivayetlerde kavminin ona eziyet etmesi. Hz. İdris, bütün bu zorluklara sabır, hikmet ve tebliğle karşılık vermiştir.
Onun sabrı yalnızca dış zorluklara değil, nefsine karşı da sabrı kapsamaktaydı. Rivayetlere göre Hz. İdris, sürekli ibadet eden, tefekkürde bulunan, dünya lezzetlerinden uzak duran bir peygamberdi. İbadetleri o kadar çoktu ki, melekler dahi onun amellerine hayret etmişlerdir. Bu manada onun hayatı, zühd (dünyaya düşkün olmamak) ve takva örneği olarak günümüze kadar anılmıştır.
Hz. İdris'in en büyük imtihanlarından biri de ilmin emanetini koruma sorumluluğudur. Allah ona çok özel ilimler ihsan etmiş, bu ilimleri insanlığa aktarma görevini vermiştir. Hem bu ilimleri doğru kullanmak, hem de insanlara doğru öğretmek; hem kendisinin nefsinden bu ilimle gurura kapılmaması, hem de ilmin yanlış kullanılmasına karşı uyanık olması gerekiyordu. Hz. İdris, bu imtihanları da en güzel şekilde geçmiş ve Allah'ın övgüsüne mazhar olmuştur.
Hz. İdris'in Mucizeleri ve Harikuladelikleri
Her peygambere Allah tarafından kavmini ikna edecek mucizeler verilmiştir. Hz. İdris'in mucizeleri hakkında Kur'an'da ayrıntı verilmemekle birlikte, İslâm kaynaklarında onun bazı olağanüstü hal ve bilgilerinin olduğu rivayet edilmektedir. Onun en büyük "mucizesi" ise ilim; insanlık tarihinde o güne kadar bilinmeyen bilgileri öğretmesidir.
Kalemle İlk Yazı
Hz. İdris, insanlık tarihinde kalemle ilk yazı yazan peygamberdir. Bu, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişin miladı olarak kabul edilir. İlmin kalıcılığını sağlayan bu buluş, onun en büyük hediyesidir.
Astronomi İlmi
Gökyüzündeki yıldızları, gezegenlerin hareketlerini, mevsim değişimlerini ve zaman hesaplamasını ilk olarak insanlara o öğretmiştir. Astronominin babası sayılır.
Terzilik (Elbise Dikme)
İnsanlar ondan önce hayvan postları veya yaprakları örtünerek giyiniyorlardı. Hz. İdris, iğne ile iplik kullanarak elbise dikmeyi, kumaşı biçmeyi ilk öğreten kişidir.
Ölçü ve Tartı
Ticari hayatta kullanılan ölçü ve tartı sistemlerini, hesap ilmini, matematik prensiplerini ilk öğreten Hz. İdris'tir. Ticaretin adilane yürütülmesi böyle sağlanmıştır.
Silah ve Alet Yapımı
Bazı rivayetlerde Hz. İdris, insanlara savunma amaçlı silah ve aletler yapmayı, demirciliği öğrettiği de nakledilir. Bu alanda rivayetler ihtilaflıdır.
30 Sahife Vahiy
Allah Hz. İdris'e 30 sahifelik ilâhî hikmet indirmiştir. Bu sahifeler, ibadet, ahlâk, insan ilişkileri konularında önemli bilgiler içeriyordu. Günümüze ulaşmamıştır.
Refî'an Aliyyâ
Kur'an'da Allah, "Onu yüksek bir makama çıkardık" buyurmaktadır. Bazı müfessirlere göre Hz. İdris, göklere yükseltilmiş ve dördüncü kat semâda bulunmaktadır.
Miraç'ta Karşılaşma
Peygamberimiz Miraç gecesinde Hz. İdris ile dördüncü kat semâda karşılaşmıştır. Bu, onun ilâhî makamının yüksekliğini gösteren sahih hadislerdendir. (Buhârî, Müslim)
Rivayet edilen mucizelerin bir kısmı İsrâiliyyât (İsrâiloğulları kaynaklı rivayetler) olup ihtiyatla karşılanmalıdır. Ancak Kur'an'da açıkça bildirilen "yüksek makama çıkarılma" ve sahih hadislerde geçen Miraç'ta Peygamberimizle karşılaşma, onun peygamberliğinin ve manevî makamının kesin delilleridir. Bu iki husus, Hz. İdris'in Allah katındaki değerli mevkiini açıkça ortaya koymaktadır.
Hz. İdris'in Kur'an-ı Kerim'de Zikredilişi
Kur'an-ı Kerim'de Hz. İdris'in ismi iki farklı sûrede, toplam iki yerde (aslında dört âyette) zikredilmektedir. Bunlar: Meryem Sûresi 56-57. âyetler ve Enbiyâ Sûresi 85-86. âyetler. Her iki yerde de Hz. İdris, Allah tarafından övülmüş ve sâlih peygamberler arasında sayılmıştır.
Sıddîk ve Yüksek Makam
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْر۪يسَۘ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّۗ
وَرَفَعْنَاهُ مَكَاناً عَلِياًّ
"Kitapta İdris'i de an. Şüphesiz o, son derece doğru sözlü bir peygamber idi. Biz onu yüksek bir makama yükselttik."
Bu âyette Hz. İdris iki büyük sıfatla anılmıştır: Sıddîk (doğruluğun zirvesi) ve Nebî (peygamber). Ayrıca Allah onu "Mekânen aliyyâ" (yüksek makam) ile ödüllendirdiğini bildirmiştir.
Sabır ve Rahmet
وَاِسْمَاع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَاالْكِفْلِۜ كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ
وَاَدْخَلْنَاهُمْ ف۪ي رَحْمَتِنَاۜ اِنَّهُمْ مِنَ الصَّالِح۪ينَ
"İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (an). Hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. Şüphesiz onlar sâlih kimselerdendi."
Hz. İdris burada sabırlı peygamberler arasında zikredilmiş, Allah'ın rahmetine mazhar olmuş sâlihler arasında sayılmıştır.
Kur'an-ı Kerim, Hz. İdris'in hayatının tafsilatına girmemiştir. Bu, diğer peygamberlerin bazıları için de geçerli olan bir durumdur. Kur'an'ın gayesi sadece tarihî bilgi aktarmak değil, insanlara ibret almayı öğretmektir. Hz. İdris hakkındaki bu kısa âyetler bile, insanlık için çok değerli dersler içermektedir: doğruluk, sabır, ilim, takva, Allah'a yakınlık.
Hz. İdris'in Ailesi
Hz. İdris'in ailesi hakkında Kur'an-ı Kerim'de doğrudan bilgi bulunmamaktadır. Ancak Ehl-i Kitap kaynakları ile bazı İslâm tarihçileri, onun aile hayatına dair bazı bilgiler nakletmişlerdir. Bu bilgiler kesinlik arzetmeyen, rivayet düzeyinde kalan bilgilerdir.
Rivayete göre Hz. İdris'in babası Yered (Yerd), annesi ise Baraketil isimli bir hanımdır. Hz. İdris evlendiğinde hanımının ismi bazı kaynaklarda Ednah olarak geçmektedir. Bu evlilikten doğan en meşhur oğlu Metuşelah (Mettulah) olup, Metuşelah'ın soyundan sonra Hz. Nuh gelmiştir.
Anne-Babası
Babası: Yered (Yerd)
Annesi: Baraketil (rivayete göre)
Oğlu ve Soyu
Oğlu: Metuşelah (Mettulah)
Torun: Lemek → Hz. Nuh
Hz. İdris'in ailesi, ilim ve takva ile tanınan, tevhid inancının korunduğu bir ailedir. Oğlu Metuşelah'ın Tevrat'ta dünya tarihinde en uzun yaşayan insan olarak zikredilmesi ilgi çekicidir. Hz. Nuh'un dedesi olan Metuşelah, rivayete göre 969 yıl yaşamış ve Nuh Tufanı'nın çıktığı yıl vefat etmiştir. Bu rivayetler İsrâiliyyâttan olup kesinlik arzetmemektedir.
Hz. İdris'in aile hayatı, peygamberlerin aile sorumluluğuna da örnek olmaktadır. İlim ve ibadetle meşgul olmasına rağmen, evlenmiş, aile kurmuş, nesli devam ettirmiş; bu nesil sayesinde insanlık, Nuh Tufanı sonrasında da tevhid inancına ulaşabilmiştir. Onun soyundan Hz. Nuh'un, Nuh'tan da Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in silsilesinin geldiği düşünüldüğünde, onun ailevi mirasının insanlık tarihine katkısı daha net anlaşılır.
Hz. İdris'in Hayatındaki Önemli Olaylar
Peygamberlik Görevinin Başlaması
Hz. İdris'e Allah tarafından vahiy ulaşmış ve kendisine 30 sahifelik ilâhî hikmet indirilmiştir. Bu, onun peygamberlik görevinin resmi başlangıcıdır. İnsanlığa tevhid, ibadet, adalet ve ilmi öğretme vazifesi ona tevdi edilmiştir.
İnsanlığa Yazıyı Öğretmesi
Hz. İdris'in kalemle yazı yazma ilmini insanlara öğretmesi, tarihin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu sayede ilim, bilgi, tarih, hukuk kayıt altına alınabilmiş; insan zihni sözlü kültürün sınırlarından çıkarak yazılı medeniyete ulaşmıştır.
Astronomi ve Matematik İlimlerinin Tebliği
Yıldızların hareketlerini, güneş-ay döngülerini, mevsim geçişlerini ilk olarak Hz. İdris öğretmiştir. Bu bilgiler insanların tarım, yolculuk, zaman hesaplaması gibi hayatî alanlarda ilerlemesini sağlamıştır. Matematik ve hesap ilmi de onunla başlamıştır.
Kavmine Tevhid Tebliği
Hz. İdris, yaşadığı dönemin insanlarına Allah'ın birliğini, O'na ortak koşmanın yanlışlığını, ahiretin varlığını tebliğ etmiştir. Heykellere tapma ve sapma belirtilerine karşı uyarılarda bulunmuş, insanları hak dine çağırmıştır.
Allah'ın Onu Yüksek Makama Çıkarması
Kur'an'ın bildirdiği üzere Allah, Hz. İdris'i "yüksek bir makama" çıkarmıştır. Bu makamın ne olduğu konusunda farklı yorumlar vardır: Ya cennete götürülmesi, ya göklere yükseltilmesi, ya da manevî olarak yüksek bir mertebeye çıkarılması.
⭐ Peygamberimizle Miraç'ta Karşılaşması
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V), İsrâ ve Miraç gecesinde göklere yükseltildiğinde dördüncü kat semâda Hz. İdris ile karşılaşmıştır. Cebrail (A.S.), Peygamberimize: "Bu İdris'tir, selam ver" demiş; karşılıklı selamlaşma olmuştur. Bu olay, Hz. İdris'in makamının yüksekliğini göstermektedir.
Hz. İdris'in Vefatı ve Yüksek Makamı
Hz. İdris'in vefatı hakkında İslâm âlimleri arasında iki farklı görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre Hz. İdris, yeryüzünde normal bir insan gibi vefat etmiştir. İkinci görüşe göre ise o, vefat ettirilmeden Allah tarafından göklere yükseltilmiştir. Bu ikinci görüşü destekleyen en önemli delil, Kur'an'da geçen "Ve biz onu yüksek bir makama çıkardık" (Meryem, 57) âyetidir.
وَرَفَعْنَاهُ مَكَاناً عَلِياًّ
"Biz onu yüksek bir makama yükselttik."
— Meryem Sûresi, 57. Âyet
İsrâiliyyât kaynaklarında anlatılan uzun bir rivayette Hz. İdris'in bir melek arkadaşıyla yaşadığı olaylar nakledilmektedir. Bu rivayetlere göre Hz. İdris, kendisine gelen ölüm meleği ile sohbet etmiş, onunla birlikte cennete çıkmış ve oradan dönmemiştir. Ancak bu tür rivayetler İsrâiliyyât olup İslâm âlimlerinin büyük bölümü tarafından kesinliği kabul edilmemiştir. Bizim için esas olan, Kur'an'ın "yüksek makama yükseltildi" ifadesi ve Peygamberimizin Miraç gecesinde onunla karşılaştığı sahih hadisidir.
Bazı müfessirler bu "yüksek makam"ı cennet olarak yorumlamış, bazıları dördüncü kat semâ olarak açıklamış, bazıları da peygamberlik mertebesi olarak anlamıştır. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Ancak Buhârî ve Müslim'de rivayet edilen sahih İsrâ-Miraç hadisi, Hz. İdris'in Peygamberimizle dördüncü kat semâda karşılaştığını açıkça bildirmektedir. Bu durum, onun yüksek bir manevî makamda bulunduğunu göstermektedir.
Hz. İdris'in vefat etmiş olsun veya yaşıyor olsun, Allah'ın ondan razı olduğu, onu sâlih kullar arasına dahil ettiği Kur'an'la sabittir. Enbiyâ Sûresi 86. âyette: "Onları rahmetimize soktuk. Şüphesiz onlar sâlih kimselerdendi" buyrulmaktadır. Bu, onun ahirette de en yüksek makamlardan birinde olduğunu göstermektedir.
Hz. İdris'in Hayatından Çıkarılacak Dersler
Hz. İdris'in Kur'an'da zikredilen kısa pasajları bile, Müslümanın günlük hayatı için paha biçilmez dersler içermektedir. Onun hayatından alabileceğimiz en önemli dersler şunlardır:
İlim Öğrenmenin Kıymeti
Hz. İdris'in ismi bile ilim ve öğretimi çağrıştırmaktadır. Bir peygamberin temel vasfı olarak ilim öne çıkmıştır. Müslüman da "beşikten mezara" ilim öğrenme vazifesiyle mükelleftir.
Yazının ve Kayda Geçirmenin Önemi
Hz. İdris'in yazıyı öğretmesi, ilmin kalıcılığı için yazının kritik önemini gösterir. Müslüman, bilgisini kayda geçirmeli, ilmin korunmasına katkı sağlamalıdır.
Sıdk - Doğruluk
Allah, Hz. İdris'i "Sıddîk" sıfatıyla övmüştür. Doğruluk, peygamberlerin en temel vasfıdır ve Müslümanın da her halinde esas olmalıdır. Hz. İdris bu yolun örneğidir.
Sabır
Allah, onu "sabredenlerden" olarak anmıştır. Hayatın zorlukları karşısında, özellikle hak yolda yürürken sabırlı olmak, kurtuluşun anahtarıdır.
Manevî Yükseliş
"Refî'an aliyyâ" ifadesi, kulun takva ile Allah nezdinde yükseldiğinin göstergesidir. Her Müslüman, takva ve ibadetle manevî makamını yükseltebilir.
Sanat ve Zanaatın Değeri
Bir peygamberin terzilik gibi el sanatlarını öğretmiş olması, "helal kazanç" ve "meslek sahibi olmanın" dinî değerini göstermektedir.
Hz. İdris'in kısa ama derin öyküsü bize şunu öğretir: Peygamberler sadece dinî öğretici değildir; aynı zamanda toplumun medenileşmesine, bilgi birikiminin oluşmasına, pratik hayatın düzenlenmesine de rehberlik ederler. Bir Müslüman da bu örneği alarak hem dinini, hem dünyasını dengede tutmalı, "iki dünyaya da faydalı" olma hedefiyle hareket etmelidir.
Hz. İdris Hakkında Hadis-i Şerifler
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V), hadis-i şeriflerinde Hz. İdris'ten bahsetmiştir. Onunla ilgili en önemli hadis, Peygamberimizin Miraç gecesinde Hz. İdris ile karşılaşmasıdır. Bu hadis, Buhârî ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kaynağında rivayet edilmiştir.
"Sonra Cebrâil ile beraber dördüncü semâya çıktık. Cebrâil selâm istedi, kapı açıldı. Bir de baktım ki İdris (A.S.) orada. Beni karşıladı, hoş geldin dedi. Cebrâil: 'Bu, İdris'tir, ona selâm ver' dedi, ben de selâm verdim, o da selâmıma karşılık verdi ve: 'Hoş geldin sâlih kardeşim, sâlih peygamber!' dedi."
— Buhârî, Enbiyâ; Müslim, İman (İsrâ-Miraç Hadisi)
"İdris, Allah'ın onu yüksek bir makama yükselttiği peygamberdir. O, Nuh'tan önce yaşamış ve kalemle ilk yazı yazan olmuştur."
— Tarihî rivayet (İbn Kesîr, Kasasu'l-Enbiyâ)
"İdris Aleyhisselâm, kalemle ilk yazı yazan, elbise dikmeyi ilk öğreten ve yıldızların ilmini ilk bilen peygamberdir."
— Taberî, Tarihu'l-Umem (rivayet)
"Allah Teâlâ İdris'e 30 sahife indirmiştir. O, Nuh'tan önce gönderilmiş bir peygamberdir."
— İbn Hıbbân, Sahih (rivayet)
"Bir günün amelinin onun (İdris'in) o günkü ameline ulaşamayacağı kadar çok ibadet ederdi."
— İbn Ebî Hâtim (rivayet)
Hz. İdris hakkındaki hadislerin çoğu, tarihî ve rivayet düzeyinde olup sahih senet bakımından farklı değerlendirmelere tâbi tutulmuştur. Ancak İsrâ-Miraç hadisi sahih olup Peygamberimizin onunla karşılaşmasını açıkça bildirmektedir. Bu da bize Hz. İdris'in gerçek bir peygamber olduğunu ve Allah katında yüksek bir makamda bulunduğunu kesin olarak göstermektedir.
Hz. İdris'in İslâm ve İnsanlık Tarihindeki Önemi
İnsanlık Tarihi Açısından
Hz. İdris, insanlığın ilk medeniyet adımlarını atmasında öncü rol oynamış bir peygamberdir. Onun öğrettiği yazı, astronomi, terzilik, matematik ve ölçü ilimleri, medeniyet tarihinin temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu ilimler olmaksızın insanlık, bilginin saklanmasında, zaman ve mekân ölçümünde, ticari ilişkilerde, hatta giyinmek gibi temel ihtiyaçlarda bile çaresiz kalırdı.
📚 İlmî Miras
Yazı, astronomi, matematik gibi temel ilimlerin tohumunu atmıştır. İnsanlık onun öğretilerinin üzerinde medeniyet kurmuştur.
👔 Medeniyet Miras
Terzilik ile insanlar postlardan, yapraklardan elbiseye; sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş imkânı bulmuşlardır.
🌟 Ahlâkî Miras
Sıdk (doğruluk), sabır, takva, ilim sevgisi gibi değerleri öne çıkaran yaşantısı, bütün nesillere örnek olmuştur.
🔗 Tevhid Mirası
Hz. Âdem ve Hz. Şit'ten sonra tevhid inancını koruyup, onu sonraki nesillere (Hz. Nuh'a kadar) aktarma vazifesini üstlenmiştir.
Müslümanlar Açısından
Müslümanlar için Hz. İdris, ilim, sıdk ve sabır örneğidir. Kur'an'ın onu övmüş olması, peygamberlerin silsilesinde özel bir yer vermesi, onun her Müslümanın tanıması ve örnek alması gereken şahsiyetlerden biri olduğunu göstermektedir. Özellikle ilim ehli Müslümanlar, onun yoluna özenle bakmalı, ilmin peygamberlerin mirası olduğunu unutmamalıdır.
Peygamberimizin Miraç'ta onunla karşılaşması ve Hz. İdris'in kendisine "Hoş geldin sâlih kardeşim, sâlih peygamber!" diyerek selâmlaması, Hz. İdris ile Hz. Muhammed arasındaki peygamberler kardeşliğini göstermektedir. Bu, her peygambere iman etmenin, hepsini sevmenin Müslümanın imanının gereği olduğunu bize hatırlatır. Allah'a: "Biz O'nun (Allah'ın) peygamberleri arasında hiçbirini birbirinden ayırt etmeyiz" (Bakara, 285) diyerek inanmak, her Müslümanın akidesindendir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hz. İdris (A.S) kimdir ve ne zaman yaşamıştır?
Hz. İdris'in Kur'an'da hangi sûrelerde adı geçer?
Hz. İdris hangi ilimleri insanlığa öğretmiştir?
"Refî'an aliyyâ" ne demektir?
Hz. İdris ile Hz. Âdem arasındaki bağ nedir?
Sonuç: İlim ve Sıdk Peygamberi
Hz. İdris (A.S), insanlık tarihinin ilk büyük ilim öğreticisi, kalemle yazı yazan ilk peygamber ve "yüksek makama yükseltilen" Allah'ın sevgili kuludur. Kur'an'da az, ama çok değerli iki yerde anılmış olan Hz. İdris, bize sıdk, sabır, ilim ve takva yolunun güzel bir örneğini sunmaktadır.
Onun öğrettiği yazı, astronomi, terzilik gibi ilimlerden bugün dahi istifade ediyoruz. Onun koyduğu tevhid mirası, zincirleme Hz. Nuh'tan Hz. Muhammed'e kadar devam etmiştir. Onu tanımak, sevmek ve örnek almak, her Müslümanın vazifesidir. Allah şefaatine nail eylesin.
عَلَيْهِ السَّلَامُ
"Ona selâm olsun."