Sponsorlu

Yemin Kefâreti ve Ödenmesi

📜 Yemin ve Adak 卷 1

Yemin Kefâreti ve Ödenmesi

İslâm hukukunda yemin, bir konuda söz vermek veya bir şeyi doğrulamak amacıyla Allah’ın adını anarak yapılan bir taahhüttür. Müslümanlar, günlük hayatlarında yemin ederken dikkatli olmalı ve yeminlerini yerine getirmelidirler. Ancak bazen bilerek veya bilmeyerek yemin bozulabilir. Bu durumda, yeminin bozulmasının günahını telafi etmek ve Allah’ın affına nail olmak için yemin kefâreti ödenmesi gerekir. Bu makalede, yemin kefâretinin tanımı, çeşitleri, hükümleri, ödeme şekilleri ve mezhepler arasındaki görüş farklılıkları ele alınacaktır.

1. Yemin ve Yemin Kefâretinin Tanımı

Yemin, bir kimsenin Allah’ın adını veya sıfatlarını zikrederek bir sözü doğrulaması veya bir işi yapacağını taahhüt etmesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de yemin, hem Allah’ın kendi zatına yemin etmesi (örneğin, et-Tîn 95/1-3) hem de insanların yemin etmesi şeklinde geçer. İnsanların ettiği yeminler, genellikle bir konuda söz verme, bir şeyi tasdik etme veya bir işten kaçınma amacı taşır. Ancak yeminlerin geçerli olabilmesi için bazı şartları taşıması gerekir:

  • Yeminin Allah’ın adı veya sıfatlarıyla yapılması (vallâhi, billâhi, tallâhi gibi).
  • Yeminin geleceğe yönelik bir taahhüt içermesi.
  • Yemin eden kişinin akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına ulaşmış olması.
  • Yeminin zorlama altında yapılmamış olması.

Yemin kefâreti ise, bozulan bir yeminin günahını telafi etmek amacıyla yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Kur’ân-ı Kerîm’de yemin kefâreti şu şekilde açıklanır:

"Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefâreti budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz." (el-Mâide 5/89)

Bu ayetten de anlaşılacağı üzere, yemin kefâreti, yeminin bilerek bozulması durumunda gerekli olan bir sorumluluktur. Kefâret, üç farklı şekilde ödenebilir: fakirleri doyurmak, giydirmek veya köle azat etmek. Günümüzde kölelik olmadığı için, genellikle ilk iki seçenek tercih edilir. Bunların da mümkün olmaması halinde oruç tutulur.

2. Yemin Çeşitleri ve Kefâret Gerektiren Durumlar

Yeminler, hükümlerine göre üçe ayrılır:

  • Yemîn-i lağv (Boş yemin): Kişinin doğru zannıyla ettiği, fakat gerçekte doğru olmayan yemindir. Örneğin, bir kimse "Vallahi bu borcu ödedim" diye yemin eder, ancak aslında ödememiştir. Ancak bunu bilmeden söylemiştir. Bu tür yeminlerden dolayı kefâret gerekmez. Kur’ân-ı Kerîm’de bu durum şöyle açıklanır:
"Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz..." (el-Mâide 5/89)
  • Yemîn-i gamûs (Aldatıcı yemin): Bilerek ve kasıtlı olarak yalan yere edilen yemindir. Örneğin, bir kimse "Vallahi bu mal benimdir" diye yemin eder, ancak aslında başkasının malı olduğunu bilir. Bu tür yemin, büyük günahtır ve tövbe edilmesi gerekir. Ancak Hanefî mezhebine göre, yemîn-i gamûs için kefâret gerekmez; çünkü kefâret, yeminin bozulmasından kaynaklanan günahı telafi etmek içindir, yalan yere yemin ise ayrı bir günahtır. Diğer mezheplere göre ise, bu tür yemin için de kefâret ödenmesi gerekir.
  • Yemîn-i mün‘akide (Bağlayıcı yemin): Gelecekte bir işi yapmak veya yapmamak üzere edilen yemindir. Örneğin, "Vallahi yarın oruç tutacağım" veya "Vallahi bir daha sigara içmeyeceğim" gibi. Bu tür yeminler, bozulduğunda kefâret gerektirir. Kefâretin vacip olması için şu şartların bulunması gerekir:
  • Yeminin geleceğe yönelik bir taahhüt içermesi.
  • Yemin eden kişinin yemini bozma kastının bulunması.
  • Yeminin bozulmasının helal bir sebepten kaynaklanmaması (örneğin, hastalık gibi).

3. Yemin Kefâretinin Ödeme Şekilleri

Yemin kefâreti, Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilen üç şekilde ödenebilir. Bu seçenekler, kişinin imkânlarına göre tercih edilebilir:

  • 1. On fakiri doyurmak: Her bir fakire, bir kişinin bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılayacak miktarda yemek verilir. Bu, genellikle bir kişinin günlük gıda ihtiyacının ortalama değeri olarak kabul edilir. Hanefî mezhebine göre, bir fakire bir öğün yemek yedirmek yeterli değildir; bir günlük yiyecek verilmelidir. Şâfiî mezhebine göre ise, bir fakire bir öğün yemek yedirmek yeterlidir. Ancak her iki mezhepte de, on fakirin doyurulması şarttır.
  • 2. On fakiri giydirmek: Her bir fakire, bir kişinin giyim ihtiyacını karşılayacak miktarda elbise verilir. Bu, genellikle bir gömlek, bir pantolon veya bir çift ayakkabı gibi temel giyim eşyalarıdır. Hanefî mezhebine göre, giydirilen elbisenin yeni olması şart değildir; temiz ve kullanılabilir olması yeterlidir. Şâfiî mezhebine göre ise, elbisenin yeni olması tercih edilir.
  • 3. Köle azat etmek: Kölelik günümüzde kalktığı için, bu seçenek artık uygulanmamaktadır. Ancak köleliğin var olduğu dönemlerde, bir köleyi hürriyetine kavuşturmak, yemin kefâreti olarak kabul edilirdi.
  • 4. Oruç tutmak: Yukarıdaki üç seçeneğin hiçbiri mümkün olmadığında, üç gün peş peşe oruç tutulur. Oruçların peş peşe tutulması, Hanefî mezhebine göre vaciptir. Şâfiî mezhebine göre ise, oruçların peş peşe tutulması şart değildir; ayrı ayrı günlerde de tutulabilir. Ancak Hanbelî ve Mâlikî mezheplerine göre, oruçların peş peşe tutulması gerekir.

Yemin kefâreti, yeminin bozulmasından hemen sonra ödenmelidir. Ancak kişi, kefâreti ödeyene kadar günahkâr olur. Bu nedenle, kefâretin geciktirilmeden yerine getirilmesi önemlidir.

4. Mezhepler Arasındaki Görüş Farklılıkları

Yemin kefâreti konusunda mezhepler arasında bazı görüş farklılıkları bulunmaktadır. Bu farklılıklar, genellikle kefâretin ödeme şekilleri ve şartlarıyla ilgilidir:

  • Hanefî Mezhebi:
    • Yemin kefâreti, sadece yemîn-i mün‘akide (bağlayıcı yemin) için vaciptir. Yemîn-i gamûs (aldatıcı yemin) için kefâret gerekmez; ancak tövbe edilmesi şarttır.
    • On fakiri doyurmak için, her bir fakire bir günlük yiyecek verilmelidir. Bir öğün yemek yedirmek yeterli değildir.
    • Oruçların peş peşe tutulması vaciptir.
    • Kefâret, yeminin bozulmasından hemen sonra ödenmelidir.
  • Şâfiî Mezhebi:
    • Yemîn-i gamûs için de kefâret ödenmesi gerekir.
    • On fakiri doyurmak için, her bir fakire bir öğün yemek yedirmek yeterlidir.
    • Oruçların peş peşe tutulması şart değildir; ayrı ayrı günlerde de tutulabilir.
  • Mâlikî ve Hanbelî Mezhepleri:
    • Oruçların peş peşe tutulması gerekir.
    • Kefâretin ödenmesi için fakirlerin Müslüman olması şart değildir; gayrimüslim fakirlere de verilebilir.

5. Günümüzde Yemin Kefâretinin Uygulanması

Günümüzde yemin kefâreti, genellikle fakirleri doyurmak veya oruç tutmak şeklinde yerine getirilmektedir. Köle azat etmek artık mümkün olmadığı için, bu seçenek uygulanmamaktadır. Fakirleri doyurmak veya giydirmek için ise, aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

  • Fakirlerin belirlenmesi: Kefâret verilecek fakirlerin, gerçekten ihtiyaç sahibi olmaları gerekir. Zekât verilebilecek kişiler, aynı zamanda yemin kefâreti için de uygun kabul edilir.
  • Miktarın belirlenmesi: Bir fakire verilecek yiyecek veya giyecek miktarı, kişinin bulunduğu bölgenin yaşam standartlarına göre belirlenmelidir. Örneğin, Türkiye’de bir fakire verilecek günlük yiyecek miktarı, asgari geçim düzeyine uygun olmalıdır.
  • Oruç tutma: Fakirleri doyurmak veya giydirmek mümkün olmadığında, üç gün peş peşe oruç tutulmalıdır. Oruçların peş peşe tutulması, Hanefî mezhebine göre vaciptir. Ancak Şâfiî mezhebine göre, oruçların ayrı ayrı günlerde tutulması da caizdir.

Günümüzde, yemin kefâreti ödemek için vakıflar, dernekler veya camiler aracılığıyla fakirlere yardım edilebilir. Ayrıca, online platformlar üzerinden de fakirlere gıda veya giyim yardımı yapılabilmektedir. Ancak bu tür yardımların, gerçekten ihtiyaç sahibi kişilere ulaşması sağlanmalıdır.

6. Sonuç ve Tavsiyeler

Yemin, Müslümanların günlük hayatlarında dikkat etmeleri gereken önemli bir konudur. Yemin ederken Allah’ın adını anmak, büyük bir sorumluluktur ve bu sorumluluğun bilincinde olunmalıdır. Yeminlerin bozulması durumunda, yemin kefâretinin geciktirilmeden ödenmesi gerekir. Kefâret, hem Allah’ın affına nail olmak hem de toplumsal sorumluluğu yerine getirmek açısından önemlidir.

Yemin kefâreti öderken şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Kefâretin, Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilen üç seçenekten biriyle ödenmesi gerekir. Bu seçenekler arasında tercih yaparken, kişinin imkânları göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Fakirleri doyurmak veya giydirmek için, gerçekten ihtiyaç sahibi kişilere yardım edilmelidir. Yardımın, kişinin bulunduğu bölgenin yaşam standartlarına uygun olması önemlidir.
  • Oruç tutulacaksa, Hanefî mezhebine göre üç gün peş peşe tutulmalıdır. Şâfiî mezhebine göre ise, oruçların ayrı ayrı günlerde tutulması da caizdir.
  • Yemin kefâreti, yeminin bozulmasından hemen sonra ödenmelidir. Kefâretin geciktirilmesi, günahın devam etmesine neden olur.

Son olarak, Müslümanların yemin ederken dikkatli olmaları ve gereksiz yere yemin etmekten kaçınmaları tavsiye edilir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

"Yemin eden kişi, ya doğruyu söylesin ya da sussun." (Buhârî, "Eymân", 10; Müslim, "Eymân", 10)

Bu hadis, yemin konusunda ne kadar dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır. Yemin, Allah’ın adını anarak yapılan bir taahhüt olduğundan, bu taahhüdün yerine getirilmesi büyük önem taşır. Eğer yemin bozulursa, kefâretin ödenmesi ve tövbe edilmesi gerekir.

Sponsorlu