Sponsorlu

Kefârette Oruç Tutma

⚖️ Kefâretler खंड 2

Kefârette Oruç Tutma

İslâm dininde kefâret, birtakım günahların veya eksik bırakılan ibadetlerin telafisi için yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülükleri ifade eder. Kefâretler, hem bireysel hem de toplumsal hayatta işlenen hataların affedilmesine vesile olurken, aynı zamanda müminin Allah’a karşı sorumluluk bilincini pekiştirir. Kefâret çeşitlerinden biri olan oruç tutma yükümlülüğü, belirli şartlar altında farz kılınmış olup, bu makalede kefâret orucunun mahiyeti, çeşitleri, şartları ve uygulama biçimleri Hanefi mezhebi başta olmak üzere diğer mezheplerin görüşleri ışığında ele alınacaktır.

Kefâret ve Kefâret Orucunun Tanımı

Kefâret, Arapça kökenli bir kelime olup "örtmek, gizlemek" anlamına gelen ke-fa-re kökünden türemiştir. Dinî terminolojide ise, işlenen bir günahın veya eksik bırakılan bir ibadetin telafisi için yerine getirilmesi gereken malî, bedenî veya hem malî hem bedenî ibadetleri ifade eder. Kefâretler, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde belirtilen hükümler doğrultusunda farz kılınmıştır.

Kefâret orucu ise, belirli bir günahın veya yükümlülüğün affedilmesi amacıyla tutulan oruçtur. Bu oruç, genellikle ardışık olarak tutulması gereken bir ibadet olup, kişinin hem bedenen hem de ruhen arınmasına vesile olur. Kefâret orucu, özellikle yemin kefâreti, zıhar kefâreti ve hataen adam öldürme kefâreti gibi durumlarda söz konusu olur.

Kefâret Orucunun Dayandığı Deliller

Kefâret orucunun meşruiyeti, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde açıkça belirtilmiştir. Bu deliller, kefâret çeşitlerini ve oruç tutma yükümlülüğünü ortaya koyar.

"Allah, yeminlerinizdeki boş sözlerden (kasdı olmayan yeminlerden) dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz." (Mâide 89)

Bu ayet, yemin kefâretinin üç aşamalı olduğunu ve oruç tutmanın da bu kefâretlerden biri olduğunu göstermektedir. Ayrıca zıhar kefâreti ile ilgili olarak da şu ayet zikredilebilir:

"İçinizden zıhar yapanların kadınları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini dünyaya getiren kadınlardır. Şüphesiz onlar çirkin ve yalan bir söz söylüyorlar. Kuşkusuz Allah affedicidir, bağışlayıcıdır. Kadınlarından zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, eşleriyle temas etmeden önce bir köle azat etmeleri gerekir. Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Buna imkân bulamayan kimse, eşine dokunmadan önce peş peşe iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah’a ve Resûlü’ne iman etmeniz içindir. Bunlar Allah’ın hükümleridir. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır." (Mücâdele 2-4)

Hataen adam öldürme kefâreti ise şu ayetle sabittir:

"Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin mümin bir köle azat etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma bulunan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azat etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması gerekir. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir." (Nisâ 92)

Hadis-i şeriflerde de kefâret orucu ile ilgili hükümler teyit edilmiştir. Örneğin, yemin kefâreti ile ilgili olarak şu hadis zikredilebilir:

"Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: ‘Kim bir yemin eder de sonra ondan daha hayırlısını görürse, yemininden vazgeçsin ve kefâretini ödesin.’" (Müslim, "Eymân", 17; Ebû Dâvûd, "Eymân", 10)

Kefâret Orucunun Çeşitleri ve Hükümleri

Kefâret orucu, farklı durumlara göre çeşitlenir. Hanefi mezhebine göre başlıca kefâret oruçları şunlardır:

  • Yemin Kefâreti Orucu: Bilerek yapılan bir yeminin bozulması durumunda tutulması gereken oruçtur. Yukarıda zikredilen Mâide Suresi 89. ayet, yemin kefâretinin üç aşamalı olduğunu belirtir. İlk aşama on fakiri doyurmak veya giydirmek, ikinci aşama bir köle azat etmek, üçüncü aşama ise bunlara gücü yetmeyenler için üç gün oruç tutmaktır. Hanefilere göre bu üç günün ardışık (peş peşe) olması gerekmez. Ancak Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ardışık tutulması şarttır.
  • Zıhar Kefâreti Orucu: Zıhar, bir erkeğin eşini annesine benzeterek ona yaklaşmayı haram kılmasıdır. Bu durumda erkeğin eşine yeniden yaklaşabilmesi için kefâret ödemesi gerekir. Kefâret, önce bir köle azat etmek, buna gücü yetmeyenler için iki ay ardışık oruç tutmak, buna da gücü yetmeyenler için altmış fakiri doyurmaktır (Mücâdele 2-4). Hanefilere göre zıhar kefâretinde oruç tutmak, köle azat etmeye gücü yetmeyenler için ikinci sırada yer alır. Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre ise oruç tutmak, köle azat etmenin alternatifi değil, onun yerine geçen bir yükümlülüktür.
  • Hataen Adam Öldürme Kefâreti Orucu: Bir müminin yanlışlıkla başka bir mümini öldürmesi durumunda, kefâret olarak önce bir köle azat etmek, buna gücü yetmeyenler için iki ay ardışık oruç tutmak gerekir (Nisâ 92). Hanefilere göre bu orucun ardışık tutulması şarttır. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre de aynı hüküm geçerlidir.
  • Ramazan Orucunu Bozma Kefâreti: Hanefi mezhebine göre, Ramazan ayında oruçlu iken cinsel ilişkiye girmek veya bilerek yiyip içmek gibi orucu bozan fiillerden dolayı kefâret gerekir. Bu kefâret, bir köle azat etmek, buna gücü yetmeyenler için iki ay ardışık oruç tutmak, buna da gücü yetmeyenler için altmış fakiri doyurmaktır. Diğer mezhepler, Ramazan orucunu bilerek bozmanın kefâret gerektirmediği görüşündedir. Ancak Hanefiler, bu durumda kefâretin vacip olduğu görüşündedir.

Kefâret Orucunun Şartları ve Uygulama Biçimi

Kefâret orucunun geçerli olabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir. Bu şartlar, hem oruç tutacak kişiye hem de orucun tutulma biçimine ilişkindir.

  • Niyet: Kefâret orucu tutacak kişinin, oruca niyet etmesi gerekir. Hanefilere göre niyetin kalben yapılması yeterlidir; ancak dil ile söylenmesi müstehaptır. Niyetin vakti, akşam namazı vaktinden itibaren fecrin doğuşuna kadar olan süredir. Şâfiî mezhebine göre ise niyetin geceden yapılması şarttır.
  • Ardışıklık (Peşpeşelik): Bazı kefâret oruçlarının ardışık tutulması gerekir. Örneğin, zıhar kefâreti ve hataen adam öldürme kefâretinde orucun iki ay peş peşe tutulması şarttır. Hanefilere göre yemin kefâretinde ise ardışıklık şart değildir. Ancak Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre yemin kefâretinde de orucun ardışık tutulması gerekir.
  • Oruç Tutmaya Güç Yetmek: Kefâret orucu, kişinin sağlık durumu ve diğer şartlar göz önünde bulundurularak tutulmalıdır. Hasta, yolcu veya oruç tutmaya gücü yetmeyen kişiler, kefâret orucunu erteleyebilir veya fidye verebilir. Ancak Hanefilere göre, kefâret orucunu tutmaya gücü yetmeyen kişinin fidye vermesi gerekmez; oruç borcu üzerinden kalkar.
  • Orucu Bozan Fiillerden Kaçınmak: Kefâret orucu tutan kişinin, normal oruçlarda olduğu gibi yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durması gerekir. Bu fiillerden birini bilerek yapmak, orucu bozar ve kefâretin yeniden tutulmasını gerektirir.

Mezhep Görüşleri

Kefâret orucu konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar, özellikle orucun ardışıklığı, kefâretin sıralaması ve bazı durumlarda kefâretin vacip olup olmaması gibi konularda ortaya çıkar.

  • Hanefi Mezhebi:
    • Yemin kefâretinde orucun ardışık tutulması şart değildir.
    • Ramazan orucunu bilerek bozmanın kefâret gerektirdiği görüşündedir.
    • Kefâret orucunu tutmaya gücü yetmeyen kişinin fidye vermesi gerekmez; oruç borcu üzerinden kalkar.
  • Şâfiî Mezhebi:
    • Yemin kefâretinde orucun ardışık tutulması şarttır.
    • Ramazan orucunu bilerek bozmanın kefâret gerektirmediği görüşündedir.
    • Zıhar kefâretinde oruç tutmak, köle azat etmenin alternatifi değil, onun yerine geçen bir yükümlülüktür.
  • Mâlikî Mezhebi:
    • Yemin kefâretinde orucun ardışık tutulması şart değildir.
    • Ramazan orucunu bilerek bozmanın kefâret gerektirmediği görüşündedir.
    • Zıhar kefâretinde oruç tutmak, köle azat etmenin alternatifi olarak kabul edilir.
  • Hanbelî Mezhebi:
    • Yemin kefâretinde orucun ardışık tutulması şarttır.
    • Ramazan orucunu bilerek bozmanın kefâret gerektirdiği görüşündedir.
    • Zıhar kefâretinde oruç tutmak, köle azat etmenin alternatifi olarak kabul edilir.

Günümüzde Kefâret Orucu Uygulaması

Günümüzde kefâret orucu, özellikle yemin kefâreti ve Ramazan orucunu bozma kefâreti gibi durumlarda daha sık gündeme gelmektedir. Modern hayatın getirdiği zorluklar, kefâret orucunun yerine getirilmesini bazen güçleştirebilmektedir. Ancak müminler, bu yükümlülükleri yerine getirirken şu hususlara dikkat etmelidir:

  • Sağlık Durumu: Kefâret orucu tutacak kişinin sağlık durumunu göz önünde bulundurması gerekir. Kronik hastalığı olanlar veya oruç tutmaya gücü yetmeyenler, fidye verebilir veya orucu erteleyebilir. Ancak bu durumda da kefâretin yerine getirilmesi için çaba sarf edilmelidir.
  • Niyet ve Samimiyet: Kefâret orucu, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla tutulmalıdır. Bu nedenle niyetin samimi olması ve orucun ihlâl edilmemesi önemlidir.
  • Toplumsal Farkındalık: Kefâret orucu, bireysel bir ibadet olmakla birlikte, toplumsal hayatta da bazı sorumlulukları beraberinde getirir. Örneğin, yemin kefâretinde fakirleri doyurmak veya giydirmek, toplumsal dayanışmayı güçlendirir.
  • Alternatif Çözümler: Kefâret orucunu tutmaya gücü yetmeyenler, fidye verebilir veya diğer kefâret seçeneklerini değerlendirebilir. Ancak bu durumda da kefâretin asıl amacının unutulmaması gerekir.

Sonuç

Kefâret orucu, İslâm dininde önemli bir ibadet ve telafi aracıdır. Yemin bozma, zıhar, hataen adam öldürme ve Ramazan orucunu bilerek bozma gibi durumlarda tutulan bu oruç, müminin hem bedenen hem de ruhen arınmasına vesile olur. Kefâret orucunun şartları, çeşitleri ve uygulama biçimleri, mezhepler arasında bazı farklılıklar gösterse de, temel amaç Allah’ın rızasını kazanmak ve işlenen günahların affedilmesini sağlamaktır.

Günümüzde kefâret orucunun yerine getirilmesi, modern hayatın getirdiği zorluklara rağmen mümkündür. Müminler, bu yükümlülükleri yerine getirirken sağlık durumlarını, niyetlerini ve toplumsal sorumluluklarını göz önünde bulundurmalıdır. Kefâret orucu, sadece bireysel bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve sorumluluk bilincini pekiştiren bir vesiledir.

Son olarak, kefâret orucu tutarken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bu ibadetin Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla samimi bir niyetle yerine getirilmesidir. Bu sayede mümin, hem dünyevi hem de uhrevi sorumluluklarını yerine getirmiş olur.

Sponsorlu