Abdest Nedir? Sözlük ve Istılah Anlamı
Abdest, İslam fıkhının temel taharet (temizlik) ibadetlerinden biridir. Kelime kökeni itibarıyla Farsça "âb" (su) ve "dest" (el) sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmiş olup, "el suyu" anlamına gelmektedir. Türkçeye geçişi sırasında bu birleşim "abdest" şeklinde tek bir kelime haline gelmiş ve İslam medeniyetinin Türk-İslam coğrafyasında en yaygın kullanılan dini terimlerinden biri olmuştur. Arapça karşılığı ise "vudû" (الوضوء) olup, "güzellik, parlaklık, nezaket, temizlik" gibi anlamları içeren "vedâet" kökünden türemiştir. Bu etimolojik zenginlik, abdestin sadece bir yıkama eylemi değil; aynı zamanda bedeni güzelleştiren, ruhu nurlandıran ve müminin manevi şahsiyetine parlaklık katan bir ibadet olduğunu işaret eder.
Fıkhî ıstılahta (terim anlamı) abdest, Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihâli'nin de belirttiği üzere "belirli organları, fıkıh kitaplarında tarif edilen şekilde, niyet ederek temiz su ile yıkamak ve meshetmek" olarak tanımlanır. Bu tanımdaki dört unsur son derece önemlidir: belirli organlar (yüz, kollar, baş, ayaklar), tarif edilen şekil (Kur'an ve sünnetin gösterdiği yöntem), niyet (kasıtlı yöneliş) ve temiz su (mutlak/temizleyici su). Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği abdestin sıhhatini etkiler.
Abdest, İslam hukuku açısından bir tahâret-i hükmiyye (hükmî temizlik) yani manevi-fıkhî bir temizliktir. Buradaki temizlik, görünür kirlerin giderilmesinden öte, namaz ve benzeri ibadetlerin sıhhatine engel olan hades (manevi kirlilik) hâlinin ortadan kaldırılması demektir. Hades, büyük (hades-i ekber) ve küçük (hades-i asgar) olmak üzere ikiye ayrılır; abdest, küçük hadesi giderir, gusül ise büyük hadesi izale eder. Bu yönüyle abdest, müminin Rabbiyle huzura çıkmadan önce yaptığı bir hazırlık, bir arınma ve bir ihram-ı manevidir.
Abdestin İslam'daki Önemi ve Hikmeti
Müslüman bir kul abdest aldığında, yüzünü yıkadığı zaman gözleriyle bakarak işlediği bütün günahlar suyla beraber yahut suyun son damlasıyla birlikte yüzünden akar gider. Ellerini yıkadığında elleriyle yapmış olduğu bütün günahlar suyla beraber yahut suyun son damlasıyla beraber ellerinden çıkar gider. Ayaklarını yıkadığında ayaklarıyla yürüyerek işlediği bütün günahları suyla yahut suyun son damlasıyla birlikte ayaklarından akıp gider. Nihayet o kul günahlardan tertemiz olarak çıkar.
Abdestin İslam'daki konumu, Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) "Anahtar abdest, hürmet tekbir, helal de selâmdır" (Tirmizi, Taharet 3) hadisinde özetlenmiştir. Bu hadiste namaz, kapısı ancak abdest anahtarıyla açılan bir kale olarak betimlenir. Kapı açılmadan içeri girilmediği gibi, abdest alınmadan da namazın huzuruna varılmaz. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) bir başka hadis-i şeriflerinde "Allah, abdestsiz kılınan namazı kabul etmez" (Müslim, Taharet 2) buyurarak bu şartın katiyetini vurgulamıştır.
Abdestin hikmeti yalnızca ibadete hazırlık değildir; aynı zamanda bedeni temizleyen, ruhu arındıran ve müminin gün içinde Allah'ı zikretmesini sağlayan bir manevi disiplindir. Günde beş vakit yenilenen bu temizlik, müslümanın hayatında sürekli bir farkındalık ve manevi tetikte oluş hâli meydana getirir. Diyanet İlmihali'nin ifadesiyle: "Abdest, bedenin görünen kısımlarını yıkamak suretiyle insanın hem dış görünüşünde temizlik ve düzeni sağlar, hem de iç âleminde Allah'a yöneliş şuurunu canlı tutar."
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "Abdest imanın yarısıdır" (Müslim, Taharet 1) ve "Sizden biriniz güzelce abdest alır da 'Eşhedü en lâ ilâhe illallâh...' derse, ona cennetin sekiz kapısı açılır, hangisinden dilerse oradan girer" (Müslim, Taharet 17) hadisleri, abdestin imani derinliğini ve uhrevî mükâfâtını gözler önüne serer. Müslim'in rivayet ettiği bir başka hadiste ise Resûlullah (s.a.v.), kıyamet günü ümmetini abdest izlerinden tanıyacağını ve onların "el ve ayakları parlayan, alınları nurlu ümmet" olarak haşrolacağını müjdelemiştir (Buhari, Vudû 3; Müslim, Taharet 35). Bu ifade ehl-i tasavvuf tarafından "cennet bilezikleri" olarak nitelendirilmiştir.
Abdest Emrinin Tarihçesi: Mâide Suresi 6. Ayet
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ"Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi (kollarınızı) yıkayın. Başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı (yıkayın)."
Abdestin fıkhî dayanağı Kur'an, Sünnet ve İcma'ya dayanır. Müfessirlerin (Kur'an yorumcularının) çoğunluğuna göre yukarıdaki Mâide Sûresi 6. ayet, hicretin 5. veya 6. yılında, Müreysî gazvesinde nazil olmuştur. Bu sebeple bu ayete "taharet ayeti" ya da "vudû ayeti" denir. Ayetin nüzul sebebi olarak rivayet edilen olay, Hz. Aişe'nin (r.a.) gerdanlığını kaybetmesi ve onu aramak için kafileyle birlikte beklenirken namaz vaktinin girmesi, ancak suyun bulunamaması üzerine teyemmüm hükmünün de bu ayetle birlikte gelmesidir (Buhari, Teyemmüm 1).
Ancak şunu önemle belirtmek gerekir ki, abdestin emir olarak farziyeti Mekke döneminden itibaren namazla birlikte mevcuttur. Mâide 6. ayet, abdestin kesin sınırlarını çizen, organları ve sınırlarını belirleyen yazılı bir tedvin niteliğindedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bi'setten (peygamberlikten) hemen sonra Cebrâil aleyhisselam tarafından kendisine abdestin nasıl alınacağı öğretilmiştir. İbn Mâce'nin rivayetine göre Hz. Aişe (r.a.) şöyle demiştir: "Resûlullah'a (s.a.v.) ilk vahiy geldiğinde Cebrâil ona namazı ve namaz için nasıl abdest alınacağını öğretti."
Mâide 6. ayet ayrıca Nisâ Sûresi 43. ayetiyle de bağlantılıdır. Nisâ 43'te "Ey iman edenler! Sarhoş iken... namaza yaklaşmayın, cünüp iken de... gusül edinceye kadar..." ifadesi geçer ve bu, abdest-gusül-teyemmüm sisteminin Kur'an'da nasıl bir bütünlük arz ettiğini gösterir. Bakara Sûresi 222. ayetteki "Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever" beyanı ise temizlik kavramının imani-ahlâki temelini oluşturur. Bu üç ayet birlikte değerlendirildiğinde, İslam'ın temizliğe verdiği önemin sistemleşmiş bir teolojik çerçeveye sahip olduğu görülür.
Abdestin Farzları: 4 Temel Farz (Hanefi) / 6 Farz (Şafii)
Abdestin geçerli olması için yerine getirilmesi zorunlu olan rükünlere "farz" denir. Bu farzlar mezhepler arasında bazı farklılıklar gösterir. Hanefî mezhebine göre dört, Şâfiî mezhebine göre altı, Mâlikî mezhebine göre yedi (tertib ve muvâlât eklenerek), Hanbelî mezhebine göre altı farz vardır. Mezhepler arasındaki bu farklılık, Mâide 6. ayetinin lafzından (zahir) ne çıkarıldığı ve sünnetin nasıl yorumlandığıyla ilgilidir.
Yüzü Yıkamak
Alın üzerindeki saç bitim yerinden çene altına, bir kulak yumuşağından diğerine kadar olan bölgenin tamamını en az bir kez yıkamak farzdır. Sakal seyrekse dipleri dahil yıkanır; gür sakallıysa üzerinden su gezdirmek yeterlidir.
Kolları Dirseklere Kadar Yıkamak
Her iki kol, parmak uçlarından dirsekler dahil olmak üzere en az bir kez yıkanır. Dirsekler farzın kapsamına dahildir; yani dirsek de yıkanmalıdır. Yüzük, bilezik gibi takıların altına suyun ulaşması sağlanmalıdır.
Başın Dörtte Birini Meshetmek
Islak elle başın en az dörtte biri meshedilir. Hanefi mezhebine göre dörtte biri yeterlidir; Şafii mezhebine göre başın herhangi bir kısmına dokunmak yeterlidir. Maliki ve Hanbeli mezheplerinde ise tamamının meshedilmesi gerekir.
Ayakları Topuklara Kadar Yıkamak
Her iki ayak, parmak uçlarından topuk kemikleri dahil olmak üzere en az bir kez yıkanır. Topuklar farzın kapsamındadır. Parmak araları hilallenerek suyun her yere ulaşması sağlanmalıdır.
Mezheplere Göre Abdest Farzları Karşılaştırması
| Farz | Hanefî | Şâfiî | Mâlikî | Hanbelî |
|---|---|---|---|---|
| Niyet | Sünnet | Farz | Farz | Farz |
| Yüzü Yıkamak | Farz | Farz | Farz | Farz |
| Kolları Yıkamak | Farz | Farz | Farz | Farz |
| Başı Meshetmek | 1/4 (Farz) | Az miktar | Tamamı | Tamamı |
| Ayakları Yıkamak | Farz | Farz | Farz | Farz |
| Tertip (Sıra) | Sünnet | Farz | Farz | Farz |
| Muvâlât (Ara vermeme) | Sünnet | Sünnet | Farz | Farz |
Bu farklılıklar fıkhî zenginlik olup, mezheplerden hangisine tâbi olunuyorsa o mezhebin hükümleri esas alınır. Hanefî mezhebinde niyet, tertib ve muvâlât sünnet sayılırken, Şâfiî mezhebinde niyet ve tertib farz kabul edilir. Bu fark özellikle ilim hayatı boyunca Hz. Peygamber'in (s.a.v.) farklı zamanlarda farklı şekillerde abdest aldığına dair rivayetlerin nasıl yorumlanacağıyla ilgilidir.
Abdestin Sünnetleri ve Müstehapları
Sünnetler, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) abdest alırken bizzat uyguladığı, ümmetine tavsiye ettiği ve abdesti kemâle erdiren amellerdir. Sünnetlerin terk edilmesi abdesti bozmaz; ancak sevap kaybına yol açar ve müminin manevi feyzini azaltır. Müstehap ise sünnetten bir derece aşağı, fakat yapılması yine sevap olan amellerdir. Aşağıda Diyanet İlmihali ve dört mezhep fıkıh kitaplarının ortaklaştığı temel sünnetler sıralanmıştır.
Misvak Sünneti
Hz. Peygamber (s.a.v.) "Eğer ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, her abdestte misvak kullanmalarını emrederdim" (Buhârî, Cum'a 8; Müslim, Tahâret 42) buyurmuştur. Bu hadis, misvakın ne kadar önemli bir sünnet olduğunu gösterir. Misvak bulunmadığında diş fırçası kullanmak aynı sevabı kazandırır.
Müstehap olan ameller arasında kıbleye dönerek abdest almak, yüksekçe bir yerde abdest almak (suyun sıçramasından korunmak için), suyu israf etmemek ama az da kullanmamak, abdest organlarını ovuşturmak (delk), abdest sırasında konuşmamak, dünya kelamı etmemek, hep zikir ve dua hâlinde olmak sayılabilir. Ayrıca abdest aldıktan sonra "sübhâneke'l-lâhümme ve bi-hamdike, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyk" duasını okumak ve hemen ardından iki rekât "şükür namazı" kılmak da müstehaplardandır. Hz. Bilâl (r.a.) her abdestten sonra iki rekât namaz kıldığı için cennette ayak seslerinin Resûlullah'ın (s.a.v.) önünden duyulduğu nakledilmiştir (Buhârî, Teheccüd 17).
Abdestin Adabı (Edepleri)
Edep (âdâb), bir ibadetin sünnet ve müstehapları dışında kalan, fakat o ibadeti güzelleştiren, manen derinleştiren incelikleri ifade eder. Abdestin adabı, fıkıhçılar tarafından "abdesti kemal mertebesine çıkaran üst düzey davranışlar" olarak tanımlanır. Bu adapların gözetilmesi farz veya sünnet değildir; ancak müminin abdesti basit bir yıkanma olmaktan çıkarıp Allah Teâlâ'nın huzuruna hazırlık ritüeline dönüştürmesini sağlar.
Fiilî Adaplar
- ✓Kıbleye yönelmek
- ✓Yüksek bir yerde abdest almak
- ✓Su israf etmemek
- ✓Çok az su kullanmaktan da kaçınmak
- ✓Suyu üflemekten kaçınmak
- ✓Abdest azalarını ovuşturmak (delk)
Kalbî Adaplar
- ✓Allah'ın huzuruna çıkma şuuru
- ✓Maddi temizliğin manevi temizliği temsil ettiği bilinci
- ✓Günahlardan tövbe niyeti
- ✓Konuşmamak, dünya kelamından kaçınmak
- ✓Sürekli zikir ve dua hâlinde olmak
- ✓Acele etmemek, huzurla almak
İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn adlı eserinde abdest adaplarına özel bir bölüm ayırmış ve abdestin zahirî temizliği yanında bâtınî temizlik boyutunun da düşünülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Gazâlî'ye göre yüz yıkanırken bakışların günahlarından, kollar yıkanırken ellerin işlediği hatalardan, baş meshedilirken nefsanî vesveselerden, ayaklar yıkanırken yanlış yollara gitmekten istiğfar edilmelidir. Bu yorum, abdestin sadece bir hijyen ritüeli olmayıp aynı zamanda bir manevi muhasebe vakti olduğunu ortaya koymaktadır.
Abdest Nasıl Alınır? Adım Adım Rehber
Aşağıda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Hz. Osman'a (r.a.) ve diğer sahabilere öğrettiği şekilde, farz-sünnet bütünlüğüyle abdestin nasıl alınacağı her adımda okunacak dualarla birlikte detaylı şekilde anlatılmaktadır. Bu sıralama Buhârî, Vudû 24 ve Müslim, Tahâret 3'te nakledilen Hz. Osman (r.a.) rivayetine dayanmaktadır.
Niyet Etmek
Abdest almaya başlamadan önce kalben niyet edilir. Niyet, yapılan işin bilinçli ve Allah rızası için olduğunu ifade eder. Dil ile "Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya" demek sünnettir. Hanefi mezhebinde niyetin kalple yapılması yeterlidir; dille söylenmesi şart değildir ancak müstehaptır. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde ise niyet farz hükmündedir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) "Ameller niyetlere göredir" (Buhârî, Bedü'l-Vahy 1) hadisi bu rüknü temellendirir.
Besmele Çekmek
Abdeste besmele ile başlanır. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Üzerinde Allah'ın adı anılmayan kimsenin abdesti yoktur" (Ebu Davud, Taharet 48; Tirmizi, Taharet 20) buyurmuştur. Bu hadis, besmelenin abdestteki önemini açıkça ortaya koymaktadır. Hanefi mezhebinde besmele sünnet, Hanbelî mezhebinde ise farz hükmündedir.
Okunuşu: Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
Anlamı: Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Elleri Yıkamak
Her iki el bileklere kadar üç kez yıkanır. Parmak araları iyice hilallenir, yani parmaklar birbirine geçirilerek aralarına su ulaştırılır. Yüzük, bilezik gibi takıların altına suyun geçmesi sağlanır. Tırnak altlarında kir varsa temizlenir. Eller, abdestin ilk yıkanan uzvu olduğu için temiz suyla başlamak önemlidir. Modern hijyen biliminin gösterdiği üzere ellerden bulaşıcı hastalıkların %80'i geçtiği için, abdestin bu ilk basamağı aynı zamanda büyük bir sağlık koruyucusudur.
Ağza Su Vermek (Mazmaza)
Sağ el ile avuca su alınır ve ağza verilir. Ağız iyice çalkalanır ve su dışarı atılır. Bu işlem üç kez tekrarlanır. Oruçlu değilseniz suyu boğaza kadar çekmek (mübalağa yapmak) sünnettir. Mazmaza, ağız sağlığı açısından da önemlidir; diş ve diş eti temizliğine, ağız florasının dengelenmesine ve solunum yollarındaki bakteri yoğunluğunun azalmasına katkı sağlar. Mümkünse misvak veya diş fırçası kullanılır.
Burna Su Çekmek (İstinşak)
Sağ el ile burna su çekilir ve sol el ile sümkürülerek temizlenir. Bu işlem üç kez yapılır. Oruçlu değilken suyu burun kemiğine kadar çekmek (mübalağa) sünnettir; oruçluyken nazikçe su çekmek yeterlidir. İstinşak, burun içindeki toz ve kirli havayı temizleyerek solunum sağlığına katkıda bulunur. Modern tıp, burun mukozasının düzenli yıkanmasının üst solunum yolu enfeksiyonlarını ciddi oranda azalttığını ortaya koymuştur.
Yüzü Yıkamak (Farz)
Yüz, alnın üzerindeki saç bitim yerinden çene altına ve bir kulak yumuşağından diğerine kadar olan alan dahilinde üç kez yıkanır. Bu abdestin birinci farzıdır. Suyun yüzün her yerine ulaşması sağlanmalıdır. Kaşların ve kirpiklerin altına da su ulaşmalıdır. Sakalı gür olanlar sakalın üzerinden su gezdirirken, seyrek sakallılar sakal diplerini de yıkamalıdır. Yüzde su geçirmeyen kalın bir madde varsa (boya, mum vs.) önce o temizlenmelidir.
Kolları Yıkamak (Farz)
Önce sağ kol parmak uçlarından dirsekler dahil olmak üzere üç kez yıkanır, ardından aynı şekilde sol kol yıkanır. Sağdan başlamak sünnettir. Hz. Aişe (r.a.) "Resûlullah temizlenmesinde, ayakkabısını giymesinde, taranmasında ve bütün işlerinde sağdan başlamayı severdi" (Buhârî, Vudû 31) demiştir. Dirsekler farzın kapsamında olduğundan mutlaka yıkanmalıdır. Bilezik ve saat gibi aksesuarların altına suyun geçmesi sağlanmalıdır.
Başı Meshetmek (Farz)
Islak ellerin tamamı ile başın tamamı veya en az dörtte biri meshedilir. Hanefi mezhebinde dörtte biri yeterli görülürken, diğer mezheplerde tamamının meshedilmesi tercih edilir. Sünnet olan şekli şöyledir: Islak iki elin parmaklarını başın ön tarafına koyup enseden arka tarafa doğru çekmek, sonra tekrar geri getirmektir. Mesh bir kez yapılır, üç kez tekrarlanmaz. Başa yeni su almak gerekmez; ellerdeki ıslaklık yeterlidir.
Kulakları Meshetmek
Baş meshinden hemen sonra, aynı ıslaklıkla kulaklar meshedilir. İşaret parmakları kulakların içine, başparmaklar kulakların arkasına konularak yukarıdan aşağıya doğru meshedilir. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Kulaklar baştan sayılır" (Ebu Davud, Taharet 50) buyurmuştur. Bu nedenle kulak meshi, baş meshinin devamı niteliğindedir ve ayrıca su almaya gerek yoktur.
Boynu Meshetmek
Her iki elin üç parmağının dış yüzüyle boyun meshedilir. Boyun meshi Hanefi mezhebinde müstehap kabul edilir. Boğaz (gırtlak ön kısmı) meshedilmez; sadece boyun arkası meshedilir. Bu işlem de bir kez yapılır. Bu sünnet, kıyamet gününde nurun parıltısının boyunda da bulunmasına vesile olur şeklinde yorumlanmıştır.
Ayakları Yıkamak (Farz)
Önce sağ ayak, ardından sol ayak parmak uçlarından topuk kemikleri dahil olmak üzere üçer kez yıkanır. Topuklar farzın kapsamındadır ve mutlaka ıslanmalıdır. Ayak parmak araları sol elin küçük parmağıyla sağ ayağın küçük parmağından başlanarak hilallenir. Hz. Peygamber (s.a.v.) abdest izi görünmeyen topuklar için "Topuklara yazıklar olsun (ateşten)!" (Buhârî, Vudû 29) buyurarak topukların yıkanmasına özellikle dikkat çekmiştir.
Abdest Duası Okumak
Abdest tamamlandıktan sonra Kelime-i Şehadet getirilir ve abdest duası okunur. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz abdestini güzelce alır da sonra 'Eşhedü en lâ ilâhe illallâh...' derse, ona cennetin sekiz kapısı açılır, hangisinden dilerse oradan girer." (Müslim, Tahâret 17)
Okunuşu: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh.
Anlamı: Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, O birdir, ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.
Abdestte Okunan Dualar ve Zikirler
Abdest alırken ve aldıktan sonra okunan dualar, abdestin manevi boyutunu güçlendirir. Bu dualar büyük çoğunlukla mevkuf (sahabe rivayeti) ve mürsel (tabiîn rivayeti) hadislerle nakledilmiş olup, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) doğrudan dayandığı kesin değildir; ancak fıkıh kitaplarında ve tasavvuf eserlerinde geleneksel olarak yer almıştır. Diyanet İlmihali bu duaların müstehap olarak okunabileceğini belirtir. Her organı yıkarken o organa özel bir dua okumak güzel bir adettir ve manevi konsantrasyonu artırır.
Abdeste Başlarken
Okunuşu: Bismillâhi'l-azîm ve'l-hamdü lillâhi alâ dîni'l-İslâm.
Anlamı: Yüce Allah'ın adıyla başlarım. İslam dini üzere olmamızdan dolayı Allah'a hamd olsun.
Ağza Su Verirken
Okunuşu: Allâhümme'skinî min havdi nebiyyike ke'sen lâ ezme'u ba'dehâ ebedâ.
Anlamı: Allah'ım! Bana Peygamberinin havuzundan bir kase içir ki ondan sonra ebediyen susamayayım.
Burna Su Çekerken
Okunuşu: Allâhümme erihnî râihate'l-cenneh, ve lâ turihnî râihate'n-nâr.
Anlamı: Allah'ım! Bana cennetin kokusunu kokutt, cehennemin kokusunu duyurma.
Yüzü Yıkarken
Okunuşu: Allâhümme beyyiḍ vechî yevme tebyaḍḍu vücûhun ve tesveddü vücûh.
Anlamı: Allah'ım! Yüzlerin ağaracağı ve kararacağı gün benim yüzümü ağart.
Sağ Kolu Yıkarken
Okunuşu: Allâhümme a'tinî kitâbî bi yemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ.
Anlamı: Allah'ım! Amel defterimi sağ tarafımdan ver ve hesabımı kolay gör.
Sol Kolu Yıkarken
Okunuşu: Allâhümme lâ tu'tinî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî.
Anlamı: Allah'ım! Amel defterimi solumdan ve arkamdan verme.
Başı Meshederken
Okunuşu: Allâhümme harrim şa'rî ve beşerî ale'n-nâr.
Anlamı: Allah'ım! Saçımı ve derimi ateşe haram kıl.
Ayakları Yıkarken
Okunuşu: Allâhümme sebbit kademeyye ale's-sırâtı yevme tezillü fîhi'l-akdâm.
Anlamı: Allah'ım! Ayakların kaydığı günde benim ayaklarımı Sırat üzerinde sabit kıl.
Abdest Bitirme Duası (Tevvâbîn Duası)
Okunuşu: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh. Allâhümme'c'alnî mine't-tevvâbîn ve'c'alnî mine'l-mütetahhirîn.
Anlamı: Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, O birdir, ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah'ım! Beni çok tevbe edenlerden ve çok temizlenenlerden eyle.
Abdestin Mekruhları: Kaçınılması Gerekenler
Mekruh, dinen hoş karşılanmayan, sevap getirmeyen, terkedilmesi tavsiye edilen ameldir. Abdestin de bazı mekruhları vardır ki bunlar abdesti geçersiz kılmaz; ancak feyzini ve sevabını azaltır. Diyanet İlmihali ile dört mezhep fıkıh kitaplarına göre abdestte kaçınılması gereken başlıca mekruh davranışlar şunlardır:
Dikkat: Su İsrafı Büyük Mekruhtur
Hz. Peygamber (s.a.v.) Hz. Sa'd'a (r.a.) abdest alırken şöyle uyarmıştır: "Bu israf da nedir ey Sa'd?" Sa'd: "Abdestte de israf olur mu?" diye sorduğunda Hz. Peygamber: "Evet, akan bir nehrin kenarında bile olsan!" buyurmuştur (İbn Mâce, Tahâret 48). Bu hadis suyun azlığı-bolluğu fark etmeksizin israfın haram olduğunu gösterir.
Abdesti Bozan Durumlar (Mufsidât-ı Vudû)
Fıkıh ilminde abdesti bozan durumlara nâkızu'l-vudû veya mufsidât-ı vudû denir. Abdest aldıktan sonra belirli durumlar abdestin bozulmasına neden olur. Bu durumlardan herhangi biri gerçekleştiğinde namaz kılabilmek ve diğer ibadetleri yapabilmek için yeniden abdest almak gerekir. Aşağıda dört mezhebin ortak veya farklı kabul ettiği başlıca abdest bozucu durumlar listelenmiştir:
Abdest Çeşitleri: Vâcip, Mendub, Mesnûn
İslam hukuk geleneğinde abdest, alınma hükmüne göre farklı kategorilere ayrılır. Bu sınıflandırma, abdestin hangi durumlarda farz, hangi durumlarda sünnet veya müstehap olduğunu belirler. Diyanet İlmihali bu sınıflandırmayı dört ana başlıkta toplar:
Farz Abdest
Beş vakit farz namaz, cuma namazı, cenaze namazı kılmak, Kâbe'yi tavaf etmek ve abdestsiz olan kimsenin Kur'an-ı Kerim'in Arapça metnine veya bir âyetine dokunması için alınan abdest farzdır. Bu durumlarda abdest almak vacip değil, farzdır.
Vâcip Abdest
Kâbe'yi tavaf etmek için alınan abdest Hanefi mezhebine göre vaciptir (Şâfiî'de farz). Vacip abdest, terkedilmesi yapılan ibadeti tam olarak sahih kılmayan ama tamamen iptal etmeyen bir kategoridedir.
Mendub (Müstehap) Abdest
Daima abdestli bulunmak için, ezan ve kâmet okurken, hutbe dinlerken, vaaz dinlerken, ilim öğrenirken, hadis ve fıkıh kitaplarını okurken, Allah'ı zikrederken, kabir ziyaretinde, uyumadan önce ve cünüplükten uyumak için alınan abdest mendub yani müstehaptır.
Mesnûn Abdest
Mevcut abdest üzerine yeniden abdest almak da sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Abdest üstüne abdest, nur üstüne nurdur" (Tirmizi mursel rivayet) buyurmuştur. Mevcut abdestiyle herhangi bir ibadet yapmamış kişinin yeniden abdest alması mekruhtur; ancak namaz veya zikir gibi bir ibadet yapmışsa yeniden alması müstehaptır.
Mest Üzerine Mesh: Süreler ve Kurallar
Mest, ayakları topuklara kadar örten deri veya benzeri malzemeden yapılmış ayak giyimidir. Abdestli iken giyilen mest üzerine mesh yapmak, ayakları yıkamak yerine geçer. Bu ruhsat, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bizzat uyguladığı ve tavsiye ettiği bir kolaylıktır. Hz. Cerîr b. Abdullah (r.a.) Hz. Peygamber'i (s.a.v.) bevledip abdest aldıktan sonra mestleri üzerine meshederken görmüştür (Buhârî, Vudû 49; Müslim, Tahâret 73). Bu hadis, mest üzerine meshin sünnet ile sabit bir ruhsat olduğunu açıkça gösterir.
Mest Üzerine Mesh Şartları
- • Mestler abdestli iken giyilmiş olmalıdır
- • Mestler ayakları topuklara kadar örtmelidir
- • En az yarım fersah (yaklaşık 2.5 km) yürünebilmelidir
- • Ayak parmaklarının üç tanesi sığacak yırtık olmamalıdır
- • Mest bağlamadan ayakta durabilmelidir
- • Mest deri, keçe veya kalın bezden olmalıdır
Mesh Süresi
- • Mukim (ikamet eden): 24 saat (1 gün 1 gece)
- • Müsafir (yolcu): 72 saat (3 gün 3 gece)
- • Süre, abdest bozulduktan sonra başlar
- • Mesh ıslak elle parmak uçlarından baldıra doğru yapılır
- • Sağ elin parmakları sağ mestte, sol elin parmakları sol mestte
- • Mestin altı, yanları veya topuğu meshedilmez
Mest Üzerine Meshi Bozan Durumlar
Çorap Üzerine Mesh
Hanefî mezhebine göre, kalın ve su geçirmez çoraplar üzerine de mesh caizdir. İnce naylon veya pamuk çoraplara mesh caiz değildir. Şâfiî mezhebinde ise çorap üzerine mesh konusu daha kısıtlayıcıdır. Diyanet İşleri'nin son fetvalarında günümüzdeki kalın spor çorapları üzerine meshin caiz olduğu belirtilmiştir.
Cebire (Yara Üstü) Meshi
Cebire, sözlükte "kırığı sarmak için kullanılan tahta ya da yarık" anlamındadır. Fıkıhta ise yara, kırık, çıkık, dikiş veya alçı gibi sebeplerle ilaç, sargı ya da pansumanla kapatılmış uzuv üzerine yapılan meshi ifade eder. Bu, Allah Teâlâ'nın "Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez" (Bakara 185) buyruğunun fıkhî bir uygulamasıdır.
Cebire meshinin caiz olabilmesi için: (1) yıkanması gereken uzuvda gerçek bir mazeret bulunmalıdır, (2) sargıyı çıkarıp yarayı yıkamak mümkün olmamalıdır, (3) sargı zarar görmeden kaldırılamayacak şekilde sarılmış olmalıdır. Bu şartlar mevcutsa sargının tamamı veya çoğunluğu ıslak elle bir kez meshedilir. Cebire meshinde süre sınırlaması yoktur; sargı çıkana kadar devam eder. Mest meshinden farklı olarak sargının abdestli iken sarılmış olma şartı da aranmaz.
Cebire Bağlanan Yerler
Modern tıpta yaygın olarak kullanılan alçı, bandaj, yara bandı, ortez, breys, dikiş, yapay deri (skin graft) ve ameliyat sonrası pansumanlar cebire hükmündedir. Diyaliz hastalarının damar yolu bandı, kemoterapi portu, insülin pompası gibi tıbbi gereçler de cebire kapsamında değerlendirilir.
Eğer yara açık ise ve üzerine ilaç sürülmüşse, ilaç tabakası kaldırılmadan onun üzerine mesh edilir. Su değdiği takdirde yaranın daha da kötüleşeceği durumlarda doktorun "su değmesin" tavsiyesi de cebire meshini meşrulaştıran bir mazerettir. Sargının çıkarılması durumunda yaranın iyileşip iyileşmediğine bakılır; iyileştiyse normal abdest alınır, iyileşmediyse cebire meshi yeniden yapılır.
Teyemmüm: Su Bulunamayınca Nasıl Yapılır?
Teyemmüm, su bulunmadığında veya suyun kullanılamayacağı durumlarda abdest ve gusül yerine geçen toprak ile yapılan bir temizlik şeklidir. Kur'an-ı Kerim'de "Su bulamazsanız temiz bir toprağa yönelin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin" (Nisâ 4:43; Mâide 5:6) buyrulmuştur. Teyemmüm, İslam'ın evrensel ve esnek yapısının en güzel örneklerinden biridir; çünkü mümini her şart altında ibadet edebilir kılar.
Teyemmümün Caiz Olduğu Durumlar
Su bulunmaması; hastalık nedeniyle su kullanmanın zararlı olması; suyun yalnızca içmeye yetecek kadar olması; suya ulaşmada can-mal-namus tehlikesi bulunması; donma tehlikesi (aşırı soğuk); cenaze namazı veya bayram namazı vaktinin çıkma tehlikesi.
Teyemmüm Nasıl Yapılır? (Adım Adım)
Gusül Abdesti: Boy Abdesti Nedir, Nasıl Alınır?
Gusül abdesti veya halk arasındaki yaygın ifadesiyle boy abdesti, bütün vücudun usûlüne uygun şekilde yıkanması suretiyle alınan abdesttir. Fıkıhta "tahâret-i kübrâ" (büyük temizlik) olarak adlandırılır. Gusül, hadesin büyüğünü (cünüplük, hayız, nifas) gideren ve müminin Allah'ın huzuruna en kâmil temizlikle çıkmasını sağlayan bir ibadettir. Mâide Sûresi 6. ayetinde "Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin" buyrularak gusül farziyeti açıkça beyan edilmiştir.
Gusül Abdestinin Farzları
Gusül Abdesti Nasıl Alınır?
Niyet ve Besmele
Gusül abdesti almaya niyet edilir, besmele çekilir.
Elleri ve Avret Mahallini Yıkamak
Eller bileklere kadar üç kez yıkanır, ardından avret mahalli ve vücutta bulunan necaset varsa temizlenir.
Normal Abdest Almak
Ayaklar hariç tüm uzuvlarla normal bir abdest alınır. Banyodan çıkarken ayaklar yıkanır.
Ağız ve Buruna Bol Su Vermek
Ağıza su verilip iyice çalkalanır, buruna su çekilir. Bu gusülde farzdır, abdestte sünnettir.
Bütün Vücudu Yıkamak
Önce başa, sonra sağ omuza, ardından sol omuza üçer kez su dökülür. Vücudun göbek çukuru, koltuk altı, kulak deliği ve saç dipleri dahil kuru yer kalmayacak şekilde tamamı yıkanır.
Gusül abdestini gerektiren durumlar şunlardır: cünüplük (cinsel birleşme veya şehvetle meni gelmesi), hayız (aybaşı) hâlinin sona ermesi, nifas (loğusalık) hâlinin sona ermesi. Ayrıca cuma günleri, bayram günleri, hac ve umre için ihrama girerken, Arafat'a çıkarken ve Müslüman olan kişi için gusül müstehaptır. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Cuma günü gusül yapmak, ergenlik çağına gelen herkese vaciptir" (Buhârî, Cum'a 2) buyurarak cuma guslünün ehemmiyetini vurgulamıştır.
Kadınların Özel Halleri: Hayız, Nifas ve İstihâze
İslam fıkhı, kadınların biyolojik gerçekliklerini göz ardı etmeden ibadet hayatlarını düzenleyen detaylı hükümler getirmiştir. Bu hükümler hem fizyolojik gerçekliği kabul eder hem de kadına manevi olarak rahat bir alan açar. Üç temel hâl söz konusudur: hayız, nifas ve istihâze.
| Hâl | Tanım | Süresi | İbadet Durumu |
|---|---|---|---|
| Hayız | Aybaşı (regl) kanaması | En az 3 gün, en çok 10 gün (Hanefî) | Namaz, oruç, Kur'an okuma, Kâbe tavafı yasak |
| Nifas | Loğusalık (doğum sonrası) kanaması | En çok 40 gün (Hanefî) | Hayızdaki yasaklar geçerli |
| İstihâze | Hayız ve nifas dışındaki kanama | Süresi yok | Özür sahibi sayılır, abdest alıp namaz kılar |
Hayız (aybaşı): Buluğ çağına ermiş kadının rahminden tabii olarak akan kandır. Bakara Sûresi 222. ayetinde "Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır" buyrulur. Hayız süresince kadın namaz kılmaz (kaza da etmez), oruç tutmaz (ancak kazasını tutar), Kur'an'a dokunmaz ve okumaz, Kâbe'yi tavaf etmez, cinsel ilişki kuramaz. Hayız bittiğinde gusül abdesti alır.
Nifas (loğusalık): Doğum sonrası rahimden gelen kandır. Hanefî mezhebine göre en fazla 40 gün sürer. Bu süre içinde kadın hayızdaki gibi muafiyetler altındadır. Kanama kesildiğinde veya 40 gün dolduğunda gusül abdesti alarak ibadetlerine başlar. Erken kanama kesilirse hemen gusül edip ibadete dönmesi gerekir.
İstihâze (özür kanı): Hayız ve nifas dışındaki, fizyolojik bir rahatsızlığa dayanan kanamadır. Bu durumdaki kadın "sâhibetü'l-üzr" (özür sahibi) sayılır. Her namaz vakti için yeniden abdest alır ve o vakit içinde kıldığı tüm namazlar için abdesti geçerli olur. Vakit çıkınca abdest de bozulmuş olur.
Suların Hükmü: Temiz, Temizleyici, Kullanılmış Su
İslam fıkhı, abdest ve gusülde kullanılacak suları detaylı bir tasnife tâbi tutar. Bu tasnif, hangi suyla taharetin sahih olacağını belirler. Mâide Sûresi 6 ve Furkan Sûresi 48. ayetlerinden çıkarılan hükümlere göre sular dört ana kategoride incelenir:
1. Mutlak (Temizleyici) Su — مَاءٌ مُطْلَقٌ
Yağmur, kar, dolu, deniz, nehir, kuyu ve pınar suyu gibi tabiatta kendi hâliyle bulunan ve hâli değişmemiş sulardır. Bu sular hem temizdir hem de temizleyicidir. Abdest ve gusül için tercih edilir.
2. Mukayyed (Kayıtlı) Su — مَاءٌ مُقَيَّدٌ
Çiçek suyu, gül suyu, kavun suyu, çorba suyu gibi bir başka maddeye nispet edilen sulardır. Bunlar temizdir ama temizleyici değildir. Yani içilebilir ama abdest alınamaz.
3. Müsta'mel (Kullanılmış) Su — مَاءٌ مُسْتَعْمَلٌ
Abdest veya gusülde bir uzva değmiş ve oradan akmış su. Hanefi'de temizdir ama temizleyici değildir; bu suyla yeniden abdest alınmaz. Şafii'de ise temiz değildir.
4. Necis (Pis) Su — مَاءٌ نَجِسٌ
İçine necaset karışıp rengi, kokusu veya tadı değişmiş su. Bu suyla ne abdest alınır ne gusül edilir. Az miktarda suya necaset düşerse o su necis olur.
Hz. Peygamber (s.a.v.) deniz suyu hakkında sorulduğunda "Onun suyu temizdir, ölüsü helaldir" (Tirmizi, Tahâret 52) buyurarak deniz suyuyla abdest alınabileceğini açıkça beyan etmiştir. Musluk suyu, içme suyu, kaynak suyu, klorlu havuz suyu (rengi-kokusu-tadı bozulmadıysa) ile abdest alınabilir.
Abdestin Faziletleri: Sevap ve Mükafaatlar
Hadis kaynaklarında abdestin manevi faziletlerini anlatan pek çok hadis mevcuttur. Bu hadisler, abdestin yalnızca bir hazırlık fiili olmadığını; bizatihi kendisinin müstakil bir ibadet olduğunu ve büyük sevaplar kazandırdığını gösterir. Aşağıda en sahih ve meşhur fazilet hadislerinden seçilmiş örnekler bulunmaktadır:
"Bir kimse abdest alır ve abdestini güzel yapar, sonra şu duayı: 'Eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh' okursa, ona cennetin sekiz kapısı açılır, dilediğinden girer."
— Müslim, Tahâret 17"Sizden biriniz güzelce abdest alır, sonra iki rekât namaz kılar ve kalbini de o namaza verirse, cennet ona vacip olur."
— Buhârî, Vudû 24; Müslim, Tahâret 4"Benim ümmetim kıyamet günü abdestin izlerinden parlayan alın ve uzuvlarla çağrılır. Aranızdan kim parıltısını uzatmaya gücü yeterse uzatsın."
— Buhârî, Vudû 3; Müslim, Tahâret 35"Size günahları silen ve dereceleri yükselten şeyleri haber vereyim mi? Sıkıntılı zamanlarda dahi abdesti güzel almak, mescitlere doğru adımları çoğaltmak ve bir namazı kıldıktan sonra diğerini beklemek..."
— Müslim, Tahâret 41Abdestin Modern Bilimsel Faydaları
1400 yıl önce nazil olan abdest emri, modern bilimin günümüzde keşfettiği hijyen ve sağlık ilkeleriyle şaşırtıcı bir uyum içindedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde el-yüz hijyeninin temel rolünü vurgulamıştır. Abdest, günde beş kez yapılan sistematik bir temizlik ritüeli olarak modern hijyen biliminin pek çok ilkesini içerir. İşte bilimsel araştırmalarla desteklenen faydalardan bazıları:
El Hijyeni
Bulaşıcı hastalıkların %80'i ellerden geçer (WHO verisi). Düzenli el yıkama enfeksiyon riskini %50 azaltır.
Burun Temizliği
İstinşak, burun mukozasındaki bakterileri azaltır. Üst solunum yolu enfeksiyonlarını önler.
Diş Sağlığı
Mazmaza ve misvak ağız florasını dengeler, diş eti hastalıklarını ve çürükleri engeller.
Deri Sağlığı
Yüz ve kolların düzenli yıkanması cilt gözeneklerini açık tutar, sebum birikimini önler.
Akupresür Etkisi
Yüz, eller ve ayaklardaki akupunktur noktalarının uyarılması rahatlama ve enerji dengesi sağlar.
Stres Azaltma
Soğuk-ılık su ile yüz teması parasempatik sistemi uyarır, kortizol düzeyini düşürür, stres atılır.
Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi'nin (İSAM) yayımladığı araştırmalarda, abdestin grip, soğuk algınlığı, COVID-19 gibi enfeksiyonların önlenmesinde anlamlı bir etkisi olduğu vurgulanmıştır. Salgın dönemlerinde Sağlık Bakanlığı'nın "en az 20 saniye el yıkayın" tavsiyesi, abdestin pratik karşılığıdır. Bunun yanında günde beş kez yapılan abdest, tek başına bile düzenli bir hijyen pratiğidir.
Çocuklara, Hastalara ve Yaşlılara Abdest
İslam'ın temel ilkelerinden biri "kolaylaştırın, zorlaştırmayın" prensibidir (Buhârî, İlim 11). Bu prensip ışığında abdest, her yaş ve sağlık durumu için uygulanabilir esnek hükümlere sahiptir.
Çocuklara Abdest
Çocuklara 7 yaşından itibaren abdest ve namaz öğretilmesi tavsiye edilir. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Çocuklarınıza yedi yaşında namazı emredin" (Ebu Davud, Salât 26) buyurmuştur. Çocuğa abdest öğretirken oyun ve sevgi yöntemleri kullanılmalıdır.
Hastalara Abdest
Yatağa bağlı hastalar, su kullanamayacak olanlar veya iyileşmesini su geciktirecek olanlar teyemmüm yapar. Sargı veya alçı varsa cebire meshi yapılır. Doktor su değmemesini söylediyse yıkanmaz, meshetmek bile gerekmez.
Yaşlılara Abdest
İdrar tutamayanlar, sürekli akıntı şikayeti olanlar "sâhib-i özür" (özür sahibi) sayılır. Her namaz vakti için bir abdest alır ve o vakit boyunca o abdestle ibadet edebilirler. Vakit çıkınca yeniden abdest alınır.
Sürekli idrar damlaması (selesul-bevl), sürekli yel çıkması, akan yara, devamlı burun kanaması, devam eden istihâze gibi durumlarda kişi "mâzûr" (özür sahibi) olarak değerlendirilir. Bu kişi her namaz vakti için bir abdest alır ve o vakit içinde aldığı abdestle dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu konudaki fetvasında, modern sağlık sorunlarının (idrar kaçırma, kolostomi torbası, diyaliz vb.) tamamı özür kapsamında değerlendirilir.
Sıkça Yapılan Abdest Hataları
Abdest, müminlerin günde en az beş kez yaptığı bir ibadet olmasına rağmen, farkında olmadan yapılan bazı hatalar abdestin sevabını azaltır ya da geçerliliğini şüpheye düşürür. Aşağıda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın irşat broşürlerinde de yer alan, en sık karşılaşılan abdest hataları sıralanmıştır:
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Abdest ne zaman alınır?
►
Diş dolgusu abdeste engel midir?
►
Oje veya manikür abdeste engel midir?
►
Abdest alırken sıra atlanırsa ne olur?
►
Gusül abdesti nasıl alınır?
►
Abdest aldıktan sonra saç kurutmak abdesti bozar mı?
►
Parfüm veya kolonya abdesti bozar mı?
►
Kontakt lens takmak abdesti veya gusülü etkiler mi?
►
Ameliyat sonrası dikiş ve sargı varken abdest nasıl alınır?
►
Suyun bulunmadığı uçak veya uzun yolculuklarda ne yapılmalı?
►
Sonuç ve Tavsiyeler
Abdest, İslam'da namaz başta olmak üzere pek çok ibadetin ön şartı, müminin Rabbiyle huzura çıkmadan önce yaptığı bir manevi hazırlık ve hem bedeni hem ruhu arındıran çok yönlü bir ibadettir. Mâide Sûresi 6. ayetiyle Allah Teâlâ tarafından emredilen, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetiyle uygulamalı olarak ümmete öğretilen ve dört mezhebin müşterek temellerle, ayrıntılarda zenginleşerek detaylandırdığı bu ibadet, müminin günlük hayatının ritmini belirleyen temel bir disipline dönüşür.
Bu kapsamlı rehberde abdestin sözlük ve ıstılah anlamından farzlarına, sünnetlerinden adabına, dualarından mezhep farklılıklarına, mest ve cebire meshinden teyemmüme, gusül abdestinden kadınların özel hâllerine, su çeşitlerinden modern bilimsel faydalarına kadar konunun tüm yönlerini Kur'an, sünnet, dört mezhep fıkhı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi görüşleri ışığında ele aldık. Abdestinizi bu rehbere uygun şekilde alarak hem fıkhî kurallara hem de sünnete uygun, kâmil bir taharet gerçekleştirmiş olursunuz.
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ — Şüphesiz Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever. (Bakara 2:222)
Abdestinizi aldıktan sonra: Namaz Nasıl Kılınır? →