Sponsorlu

Yemini Bozmanın Hükümleri

📜 Yemin ve Adak Deel 1

Yemini Bozmanın Hükümleri

İslâm dininde yemin, Allah’ın isim veya sıfatlarından birini zikrederek sözü kuvvetlendirme anlamına gelir. Müslümanlar, günlük hayatlarında verdikleri sözleri pekiştirmek veya bir konuda kararlılıklarını göstermek amacıyla yemin ederler. Ancak yeminlerin bağlayıcı bir yönü vardır ve bozulması durumunda belirli hükümler doğar. Bu yazıda, yeminin tanımı, çeşitleri, bozulmasının dinî ve hukukî sonuçları ile kefaret yükümlülükleri Hanefi mezhebi başta olmak üzere diğer mezheplerin görüşleri ışığında ele alınacaktır.

Yeminin Tanımı ve Çeşitleri

Yemin, sözlükte “kuvvet” anlamına gelir. Dinî terminolojide ise yemin, Allah’ın isim veya sıfatlarından birini zikrederek bir sözü teyit etmeyi ifade eder. Kur’ân-ı Kerîm’de yemin ile ilgili birçok ayet bulunmakta olup, müminlerin yeminlerini yerine getirmeleri emredilmiştir. Yeminler, niyet ve bağlayıcılık açısından üçe ayrılır:

  • Yemin-i Lağv (Boş Yemin): Kişinin doğru zannıyla yaptığı, ancak gerçekte yanlış olan yemindir. Örneğin, “Vallahi bu işi yaptım” derken aslında yapmadığını sonradan fark etmesi gibi. Bu tür yeminde kefaret gerekmez (Mâide 5/89).
  • Yemin-i Gamus (Yalan Yemin): Bilerek ve kasıtlı olarak yalan yere yapılan yemindir. Bu, büyük günahlardan sayılır ve tövbe edilmesi gerekir. Kefaretle telafi edilemez, ancak tövbe ve hak sahibinin hakkını ödemekle sorumluluk kalkar.
  • Yemin-i Mün‘akide (Bağlayıcı Yemin): Gelecekte bir işi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir. Örneğin, “Vallahi bir daha sigara içmeyeceğim” demek gibi. Bu yemin bozulduğunda kefaret gerekir.
"Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri doyurmak yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefareti budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz." (Mâide 5/89)

Yemini Bozmanın Hükümleri

Yemin-i mün‘akide, yani bağlayıcı yemin, bozulduğunda kefaret gerekir. Hanefi mezhebine göre, yeminin bozulması durumunda şu şartların bulunması halinde kefaret vacip olur:

  • Yemin, geleceğe yönelik bir iş hakkında olmalıdır.
  • Yemin eden kişi akıllı ve buluğ çağına ermiş olmalıdır.
  • Yemin, kişinin kendi iradesiyle ve özgürce yapılmış olmalıdır.
  • Yeminin konusu, dinen veya aklen mümkün ve caiz bir şey olmalıdır.

Yeminin bozulması halinde kefaret, Mâide Suresi 89. ayette belirtilen üç seçenekten biriyle yerine getirilir:

  • On fakiri doyurmak: Her bir fakire, bir kişinin günlük gıda ihtiyacını karşılayacak miktarda yiyecek verilir. Hanefilere göre bu, yaklaşık 1,5 kg buğday, pirinç veya benzeri gıda maddesidir.
  • On fakiri giydirmek: Her bir fakire, bir kişinin örtünme ihtiyacını karşılayacak miktarda elbise verilir. Bu, bir gömlek, bir pantolon veya bir çift ayakkabı gibi temel giyim eşyaları olabilir.
  • Bir köle azat etmek: Günümüzde kölelik olmadığı için bu seçenek uygulanamaz. Bu durumda diğer iki seçenek tercih edilir.
  • Bunları yapamayan üç gün oruç tutar: Kefaret yükümlüsü, yukarıdaki seçenekleri yerine getirecek imkâna sahip değilse, üç gün peş peşe oruç tutar. Hanefilere göre bu oruçların aralıksız tutulması şarttır.
"Yemin kefareti, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim bunları bulamazsa üç gün oruç tutar." (Mâide 5/89, hadis-i şeriflerde de teyit edilmiştir. Bkz. Buhârî, "Eymân", 1; Müslim, "Eymân", 15)

Mezhepler Arası Farklılıklar

Yemini bozmanın hükümleri konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır:

  • Hanefi Mezhebi: Yeminin bozulması halinde kefaret vaciptir. Kefaretin üç seçenekten biriyle yerine getirilmesi gerekir. Oruç tutulacaksa, üç gün peş peşe tutulmalıdır.
  • Şâfiî Mezhebi: Kefaretin vacip olması için yeminin bozulmasının yanı sıra, yemin edilen işin yapılmaması veya yapılmasının engellenmesi şarttır. Oruç tutulacaksa, üç gün peş peşe tutulması şart değildir.
  • Mâlikî Mezhebi: Kefaret, yeminin bozulması halinde vacip olur. Ancak kefaretin yerine getirilmesi için yeminin bozulmasının kasıtlı olması şart değildir. Oruç tutulacaksa, üç gün peş peşe tutulması gerekir.
  • Hanbelî Mezhebi: Hanefilere benzer şekilde, yeminin bozulması halinde kefaret vaciptir. Oruç tutulacaksa, üç gün peş peşe tutulmalıdır.

Yemin-i gamus (yalan yemin) konusunda ise tüm mezhepler, bunun büyük günahlardan olduğu ve tövbe edilmesi gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Ancak kefaretin yeterli olup olmadığı konusunda görüş ayrılıkları vardır. Hanefi ve Hanbelî mezheplerine göre yalan yeminde kefaret yeterli değildir; tövbe ve hak sahibinin hakkını ödemek gerekir. Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre ise kefaret de yeterli olabilir.

Günümüzde Yemini Bozmanın Uygulaması

Günümüzde yeminler, genellikle sözlü olarak yapılmakta ve bozulduğunda kefaret yükümlülüğü doğmaktadır. Ancak yeminin bozulması durumunda kefaretin nasıl yerine getirileceği konusunda bazı pratik sorunlar ortaya çıkabilir:

  • Fakirleri Doyurmak veya Giydirmek: Bu seçenek, günümüzde kolaylıkla uygulanabilir. Bir kişinin günlük gıda ihtiyacını karşılayacak miktarda yiyecek veya giyecek, on fakire verilebilir. Bu, gıda kolisi, market fişi veya nakit para şeklinde olabilir. Ancak nakit para verilmesi konusunda bazı mezhepler ihtiyatlı yaklaşmaktadır. Hanefilere göre, nakit para vermek caizdir, ancak gıda veya giyecek olarak verilmesi daha uygundur.
  • Oruç Tutmak: Kefaret yükümlüsü, diğer seçenekleri yerine getiremiyorsa, üç gün peş peşe oruç tutar. Bu oruçların aralıksız tutulması Hanefi mezhebine göre şarttır. Ancak Şâfiî mezhebine göre aralıksız tutulması şart değildir.
  • Yeminlerin Sıklığı ve Ciddiyeti: Günümüzde insanlar, günlük konuşmalarında sıkça yemin etmektedir. Ancak bu yeminlerin çoğu, yemin-i lağv (boş yemin) kapsamına girer ve kefaret gerektirmez. Bununla birlikte, bağlayıcı yeminlerin ciddiyetle ele alınması ve bozulmaması için gayret gösterilmesi gerekir.

Yeminlerin bozulması durumunda kefaretin yerine getirilmesi, hem dinî bir sorumluluk hem de toplumsal güvenin korunması açısından önemlidir. Ayrıca, yeminlerin gereksiz yere yapılmaması ve sözlerin yemin olmaksızın da tutulması gerektiği unutulmamalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Yemin etmeyin, zira yemin malı çoğaltır ama bereketi giderir” (Buhârî, "Eymân", 9) buyurarak, yeminlerin ölçülü kullanılmasını tavsiye etmiştir.

Sonuç

Yemin, İslâm’da sözü kuvvetlendirmenin ve kararlılığı ifade etmenin bir yoludur. Ancak yeminlerin bağlayıcı bir yönü vardır ve bozulması durumunda kefaret gibi dinî yükümlülükler doğar. Hanefi mezhebine göre, yemin-i mün‘akide (bağlayıcı yemin) bozulduğunda kefaret vacip olur. Bu kefaret, on fakiri doyurmak, giydirmek, bir köle azat etmek veya üç gün oruç tutmak şeklinde yerine getirilir. Diğer mezheplerin görüşleri de benzer olmakla birlikte, bazı detaylarda farklılıklar bulunmaktadır.

Günümüzde yeminlerin bozulması durumunda kefaretin yerine getirilmesi, hem bireysel hem de toplumsal açıdan önem taşır. Müslümanlar, yeminlerini ciddiyetle ele almalı, gereksiz yere yemin etmekten kaçınmalı ve yeminlerini bozduklarında kefaretlerini gecikmeden yerine getirmelidirler. Ayrıca, yalan yere yemin etmekten şiddetle kaçınılmalı ve tövbe edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Allah’ın emirlerine uygun şekilde hareket etmek, hem dünyada hem de ahirette huzur ve mutluluğun anahtarıdır.

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur." (Ahzâb 33/70-71)
Sponsorlu