Sponsorlu

Aşure Orucu

🌙 Oruç المجلد 1

Aşure Orucu

İslâm dininde oruç, ibadetlerin en faziletlilerinden biri olarak kabul edilir. Farz, vacip ve nafile olmak üzere çeşitli türleri bulunan oruç ibadeti, müminlerin Allah’a yakınlaşmasına ve nefis terbiyesine vesile olur. Bu bağlamda, Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure gününde tutulan oruç, özel bir öneme sahiptir. Aşure orucu, hem tarihî hem de dinî açıdan derin anlamlar taşır. Bu makalede, Aşure orucunun tanımı, hükümleri, faziletleri, mezhepler arası görüş farklılıkları ve günümüzdeki uygulamaları ele alınacaktır.

Aşure Orucunun Tanımı ve Tarihî Arka Planı

Aşure kelimesi, Arapça’da "on" anlamına gelen aşr kökünden türemiş olup, Muharrem ayının onuncu gününü ifade eder. İslâm öncesi dönemde de Araplar tarafından kutsal kabul edilen bu gün, çeşitli olayların gerçekleştiğine inanılan bir zaman dilimi olarak görülmüştür. İslâm’ın gelişiyle birlikte Aşure günü, yeni bir anlam kazanmış ve özellikle oruç ibadetiyle ilişkilendirilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde Aşure orucunun tutulması teşvik edilmiş, hatta bir süre farz oruç olarak kabul edilmiştir. Ancak Ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte Aşure orucu nafile bir ibadet haline gelmiştir. Bu konuda İbn Abbas (r.a.) şöyle rivayet eder:

"Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını gördü. Onlara, ‘Bu günün anlamı nedir?’ diye sordu. Yahudiler, ‘Bu, büyük bir gündür. Allah, bu günde Musa’yı ve kavmini kurtarmış, Firavun’u ve kavmini suda boğmuştur. Musa (a.s.) da Allah’a şükür için oruç tutmuştur’ dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.), ‘Biz Musa’ya sizden daha yakınız’ buyurdu ve o gün oruç tuttu, ashabına da tutmalarını emretti."
(Buhârî, "Savm", 69; Müslim, "Sıyâm", 127)

Bu rivayetten de anlaşılacağı üzere, Aşure orucu, Hz. Musa’nın (a.s.) Firavun’un zulmünden kurtuluşuna şükür amacıyla tutulan bir oruçtur. İslâm, bu geleneği devam ettirmiş ve müminlere bu günde oruç tutmayı tavsiye etmiştir.

Aşure Orucunun Hükmü ve Fazileti

Aşure orucu, Hanefi mezhebine göre müstehap (sevap olan, yapılmasında sakınca bulunmayan) bir ibadettir. Diğer mezheplerde de benzer şekilde nafile oruçlar arasında değerli kabul edilir. Bu orucun fazileti hakkında Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır."
(Müslim, "Sıyâm", 202; Ebû Dâvûd, "Savm", 55)

Bu hadis, Muharrem ayının ve özellikle Aşure gününün faziletine işaret etmektedir. Ancak Aşure orucunun sadece onuncu günle sınırlı olmadığı, dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutulmasının daha faziletli olduğu da belirtilmiştir. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Aşure günü oruç tutun ve Yahudilere muhalefet edin; Aşure gününden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 241)

Bu hadis, Aşure orucunun sadece onuncu günle sınırlı kalmayıp, dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutulmasının daha uygun olduğunu göstermektedir. Hanefi mezhebine göre, Aşure günüyle birlikte dokuzuncu veya on birinci günün de oruçlu geçirilmesi mendup (yapılması hoş görülen) bir davranıştır. Bu uygulama, Yahudilere benzememek ve orucun faziletini artırmak amacıyla tavsiye edilmiştir.

Aşure Orucunun Tutulma Şekli ve Mezhep Görüşleri

Aşure orucunun tutulma şekli ve hükmü konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar, orucun hangi günlerde tutulacağı, kaç gün tutulacağı ve faziletinin nasıl artırılacağı gibi konuları kapsar.

Hanefi Mezhebine Göre Aşure Orucu

Hanefi mezhebine göre, Aşure orucu müstehap bir ibadettir. Bu orucun sadece onuncu gün tutulması yeterli olmakla birlikte, dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutulması daha faziletlidir. İmam Muhammed’in el-Asl adlı eserinde belirttiği gibi, Aşure orucunun dokuzuncu ve onuncu günlerde tutulması, Yahudilere benzememek açısından daha uygundur. Ayrıca, sadece onuncu gün oruç tutulması durumunda, bu orucun Aşure orucu olarak kabul edilmesi için niyetin Aşure orucu olarak belirlenmesi gerekir.

Şâfiî Mezhebine Göre Aşure Orucu

Şâfiî mezhebine göre de Aşure orucu müstehap bir ibadettir. Ancak Şâfiîler, Aşure orucunun dokuzuncu ve onuncu günlerde tutulmasını daha faziletli görürler. İmam Şâfiî, el-Ümm adlı eserinde, Aşure orucunun dokuzuncu ve onuncu günlerde tutulmasının, Yahudilere muhalefet etmek ve orucun sevabını artırmak açısından daha uygun olduğunu belirtmiştir.

Mâlikî Mezhebine Göre Aşure Orucu

Mâlikî mezhebine göre, Aşure orucu müstehap olup, sadece onuncu gün tutulması yeterlidir. Ancak, dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutulması da caizdir. İmam Mâlik, el-Muvatta adlı eserinde, Aşure orucunun faziletine işaret etmiş ve bu orucun tutulmasının müstehap olduğunu belirtmiştir.

Hanbelî Mezhebine Göre Aşure Orucu

Hanbelî mezhebine göre, Aşure orucu müstehap bir ibadettir. Hanbelîler, Aşure orucunun dokuzuncu ve onuncu günlerde tutulmasını daha faziletli görürler. İbn Kudâme, el-Muğnî adlı eserinde, Aşure orucunun dokuzuncu ve onuncu günlerde tutulmasının, Yahudilere benzememek ve orucun sevabını artırmak açısından daha uygun olduğunu belirtmiştir.

Aşure Orucunda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Aşure orucunun tutulmasında bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir. Bu hususlar, orucun geçerliliği ve faziletinin artırılması açısından önemlidir:

  • Niyet: Oruç tutarken niyet etmek farzdır. Aşure orucu için de niyetin, oruca başlamadan önce veya imsak vaktine kadar yapılması gerekir. Hanefi mezhebine göre, niyetin kalben yapılması yeterlidir; ancak dil ile söylenmesi daha faziletlidir.
  • Oruç Tutulacak Günler: Aşure orucunun sadece onuncu gün tutulması yeterli olmakla birlikte, dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutulması daha faziletlidir. Bu, Yahudilere benzememek ve orucun sevabını artırmak amacıyla yapılır.
  • Oruç Tutmanın Yasak Olduğu Günler: Aşure günü, Cuma veya Cumartesi gününe denk gelirse, sadece o gün oruç tutmak mekruh kabul edilmiştir. Bu durumda, bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte oruç tutulması tavsiye edilir.
  • Oruç Tutmanın Sakıncalı Olduğu Durumlar: Hasta, yolcu, hamile veya emzikli kadınlar gibi oruç tutmaları sakıncalı olan kişilerin Aşure orucunu tutmaları gerekmez. Ancak bu kişiler, daha sonra kaza edebilirler.

Günümüzde Aşure Orucu

Günümüzde Aşure orucu, Müslümanlar arasında yaygın bir şekilde tutulan nafile oruçlardan biridir. Ancak, bu orucun fazileti ve önemi konusunda bazı yanlış anlamalar da bulunmaktadır. Örneğin, bazı kişiler Aşure orucunun sadece onuncu gün tutulması gerektiğini düşünürken, bazıları da bu orucun farz veya vacip olduğunu zannetmektedir. Oysa Aşure orucu, nafile bir ibadet olup, tutulması sevap, terk edilmesi ise günah olmayan bir ameldir.

Aşure günü, sadece oruç tutmakla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ibadet ve hayır işleriyle de değerlendirilebilir. Bu günde sadaka vermek, akraba ziyaretleri yapmak, Kur’ân-ı Kerîm okumak ve dua etmek gibi ameller de tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Her kim Aşure günü ailesine ve ev halkına cömert davranırsa, Allah da ona senenin tamamında cömert davranır."
(Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, V, 332)

Bu hadis, Aşure gününün sadece oruçla değil, aynı zamanda cömertlik ve hayır işleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Günümüzde Müslümanlar, bu günü ibadet, dua ve hayır işleriyle geçirerek, manevi kazançlarını artırabilirler.

Sonuç

Aşure orucu, İslâm dininde önemli bir yere sahip olan nafile ibadetlerden biridir. Hz. Musa’nın (a.s.) Firavun’un zulmünden kurtuluşuna şükür amacıyla tutulan bu oruç, müminler için büyük bir fazilet taşır. Hanefi mezhebine göre müstehap olan Aşure orucu, diğer mezheplerde de benzer şekilde değerli kabul edilir. Bu orucun sadece onuncu gün tutulması yeterli olmakla birlikte, dokuzuncu veya on birinci günle birlikte tutulması daha faziletlidir.

Aşure günü, sadece oruç tutmakla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ibadet, dua ve hayır işleriyle de değerlendirilmelidir. Müslümanlar, bu günü fırsat bilerek, Allah’a yakınlaşmaya ve manevi kazançlar elde etmeye çalışmalıdırlar. Ayrıca, Aşure orucunun fazileti ve önemi konusunda doğru bilgilere sahip olmak, bu ibadetin daha bilinçli bir şekilde yerine getirilmesine vesile olacaktır.

Sonuç olarak, Aşure orucu, müminlerin Allah’a olan bağlılıklarını pekiştiren ve geçmiş peygamberlerin sünnetine uymalarını sağlayan önemli bir ibadettir. Bu orucun tutulması, hem bireysel hem de toplumsal açıdan birçok hayra vesile olabilir. Müslümanlar, bu günü en güzel şekilde değerlendirerek, Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmalıdırlar.

Sponsorlu