Mutlak Adak Türleri
Table des Matières
Mutlak Adak Türleri
Adak, kişinin farz veya vacip cinsinden bir ibadeti yapmayı Allah rızası için kendisine borç kılması anlamına gelir. İslâm hukukunda adaklar, niyet ve ifade biçimlerine göre farklı türlere ayrılır. Bu türlerden biri de mutlak adaktır. Mutlak adak, belirli bir şarta bağlanmadan yapılan adakları ifade eder. Bu makalede, mutlak adakların tanımı, hükümleri, mezheplere göre farklılıkları ve günümüzdeki uygulama biçimleri ele alınacaktır.
1. Adak ve Mutlak Adak Kavramları
Adak (nezir), kişinin Allah’a karşı bir ibadeti yerine getirmeyi taahhüt etmesidir. Adaklar, genel olarak iki ana gruba ayrılır: mutlak adak ve muallak adak. Mutlak adak, belirli bir şarta bağlanmadan yapılan adaktır. Örneğin, "Allah rızası için üç gün oruç tutacağım" demek mutlak bir adaktır. Muallak adak ise bir şarta bağlanarak yapılan adaktır. Örneğin, "Şu işim olursa Allah rızası için bir kurban keseceğim" demek muallak adaktır.
Mutlak adak, kişinin kendi iradesiyle, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın bir ibadeti yerine getirmeyi taahhüt etmesidir. Bu tür adaklar, genellikle kişinin Allah’a yakınlaşma arzusuyla veya bir nimete şükretme niyetiyle yapılır. Ancak adakların geçerli olabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunlar arasında adakta bulunan kişinin akıl sağlığına sahip olması, ergenlik çağına ulaşmış olması ve adak konusunun dinen caiz bir ibadet olması yer alır.
"Onlar, kendi adağını yerine getirirler ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar." (İnsan 7)
Hz. Peygamber (s.a.s.), "Kim Allah’a itaat etmeyi adarsa, itaat etsin. Kim de Allah’a isyan etmeyi adarsa, isyan etmesin." (Buhârî, "Eymân", 28; Ebû Dâvûd, "Eymân", 18)
2. Mutlak Adakların Hükümleri
Mutlak adaklar, dinen bağlayıcıdır ve adakta bulunan kişinin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Ancak adağın geçerli olabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekir:
- Adakta bulunan kişinin akıl sağlığına sahip ve ergenlik çağına ulaşmış olması: Adakta bulunan kişinin, yaptığı adağın bilincinde olması ve dinen mükellef sayılması gerekir. Bu nedenle çocukların ve akıl hastalarının adakları geçerli değildir.
- Adak konusunun dinen caiz bir ibadet olması: Adak, farz veya vacip cinsinden bir ibadet olmalıdır. Örneğin, oruç tutmak, sadaka vermek, kurban kesmek gibi ibadetler adak konusu olabilir. Ancak içki içmek, kumar oynamak gibi haram olan fiiller adak konusu olamaz.
- Adakta bulunan kişinin niyetinin samimi olması: Adak, Allah rızası için yapılmalı ve gösterişten uzak olmalıdır. Gösteriş için yapılan adaklar geçersizdir.
- Adak konusunun belirli ve mümkün olması: Adakta bulunan kişi, yerine getirebileceği bir ibadeti adak olarak belirlemelidir. Örneğin, "Bir yıl boyunca hiç uyumayacağım" gibi imkânsız bir adağın yerine getirilmesi beklenemez.
Mutlak adaklar, belirli bir şarta bağlı olmadığı için, adakta bulunan kişi bu adağını herhangi bir zamanda yerine getirebilir. Ancak adağın yerine getirilmesi vacip olduğundan, geciktirilmeden yerine getirilmesi daha faziletlidir. Adağın yerine getirilmemesi durumunda ise kişinin kefaret ödemesi gerekir. Kefaret, yemin kefareti ile aynıdır ve şu şekillerde yerine getirilir:
- 10 fakiri doyurmak veya giydirmek,
- Veya bir köle azat etmek,
- Veya üç gün oruç tutmak.
Hanefî mezhebine göre, adak kefareti yemin kefareti ile aynıdır. Ancak Şâfiî mezhebine göre, adak kefareti olarak sadece üç gün oruç tutulması yeterlidir.
3. Mezheplere Göre Mutlak Adaklar
Mutlak adaklar konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar, adakların geçerlilik şartları ve yerine getirilme biçimleri ile ilgilidir.
Hanefî Mezhebi
Hanefî mezhebine göre, mutlak adaklar dinen bağlayıcıdır ve adakta bulunan kişinin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Adak konusu ibadet, farz veya vacip cinsinden olmalıdır. Örneğin, namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek gibi ibadetler adak konusu olabilir. Ancak adak konusu ibadetin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır. Örneğin, "Bir yıl boyunca hiç oturmayacağım" gibi imkânsız bir adağın yerine getirilmesi beklenemez.
Hanefî mezhebine göre, adak kefareti yemin kefareti ile aynıdır. Yani adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmediği takdirde, 10 fakiri doyurmak veya giydirmek, bir köle azat etmek veya üç gün oruç tutmak zorundadır.
Şâfiî Mezhebi
Şâfiî mezhebine göre de mutlak adaklar bağlayıcıdır. Ancak Şâfiîler, adak konusunun sadece farz veya vacip ibadetlerle sınırlı olmadığını, mendup (müstehap) ibadetlerin de adak konusu olabileceğini söylerler. Örneğin, nafile namaz kılmak veya nafile oruç tutmak da adak konusu olabilir.
Şâfiî mezhebine göre, adak kefareti olarak sadece üç gün oruç tutulması yeterlidir. Yani adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmediği takdirde, üç gün oruç tutarak kefaretini ödeyebilir.
Mâlikî Mezhebi
Mâlikî mezhebine göre, mutlak adaklar bağlayıcıdır ve adakta bulunan kişinin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Mâlikîler, adak konusunun farz veya vacip ibadetlerle sınırlı olduğunu söylerler. Ancak adak konusu ibadetin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır.
Mâlikî mezhebine göre, adak kefareti yemin kefareti ile aynıdır. Yani adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmediği takdirde, 10 fakiri doyurmak veya giydirmek, bir köle azat etmek veya üç gün oruç tutmak zorundadır.
Hanbelî Mezhebi
Hanbelî mezhebine göre, mutlak adaklar bağlayıcıdır ve adakta bulunan kişinin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Hanbelîler, adak konusunun farz veya vacip ibadetlerle sınırlı olduğunu söylerler. Ancak adak konusu ibadetin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır.
Hanbelî mezhebine göre, adak kefareti yemin kefareti ile aynıdır. Yani adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmediği takdirde, 10 fakiri doyurmak veya giydirmek, bir köle azat etmek veya üç gün oruç tutmak zorundadır.
4. Günümüzde Mutlak Adakların Uygulanması
Günümüzde mutlak adaklar, genellikle kişinin Allah’a yakınlaşma arzusuyla veya bir nimete şükretme niyetiyle yaptığı ibadetlerdir. Ancak adakların yerine getirilmesi konusunda bazı yanlış uygulamalar da görülmektedir. Bu nedenle, adakların dinen doğru bir şekilde yerine getirilmesi önemlidir.
- Adakların yerine getirilmesi: Mutlak adaklar, belirli bir şarta bağlı olmadığı için, adakta bulunan kişi bu adağını herhangi bir zamanda yerine getirebilir. Ancak adağın yerine getirilmesi vacip olduğundan, geciktirilmeden yerine getirilmesi daha faziletlidir. Örneğin, "Allah rızası için üç gün oruç tutacağım" diye adakta bulunan bir kişi, bu oruçları mümkün olan en kısa sürede tutmalıdır.
- Adak konusunun belirlenmesi: Adak konusu, dinen caiz bir ibadet olmalıdır. Örneğin, oruç tutmak, sadaka vermek, kurban kesmek gibi ibadetler adak konusu olabilir. Ancak içki içmek, kumar oynamak gibi haram olan fiiller adak konusu olamaz. Ayrıca adak konusu ibadetin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır. Örneğin, "Bir yıl boyunca hiç uyumayacağım" gibi imkânsız bir adağın yerine getirilmesi beklenemez.
- Adakların niyetinin samimi olması: Adak, Allah rızası için yapılmalı ve gösterişten uzak olmalıdır. Gösteriş için yapılan adaklar geçersizdir. Bu nedenle, adakta bulunan kişi, niyetinin samimi olup olmadığını kontrol etmelidir.
- Adak kefareti: Adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmediği takdirde kefaret ödemek zorundadır. Kefaret, yemin kefareti ile aynıdır ve 10 fakiri doyurmak veya giydirmek, bir köle azat etmek veya üç gün oruç tutmak şeklinde yerine getirilir. Günümüzde köle azat etmek mümkün olmadığı için, genellikle 10 fakiri doyurmak veya giydirmek ya da üç gün oruç tutmak tercih edilir.
Günümüzde adaklar, genellikle belirli günlerde veya özel durumlarda yerine getirilir. Örneğin, bir hastalıktan kurtulan kişi, şükür niyetiyle adak adayabilir veya bir sınavı kazanan kişi, Allah’a şükretmek için adakta bulunabilir. Ancak adakların yerine getirilmesi konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Örneğin, adak konusu ibadetin dinen caiz olması, adakta bulunan kişinin niyetinin samimi olması ve adağın yerine getirilmesinin mümkün olması gibi şartlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç
Mutlak adaklar, kişinin Allah’a yakınlaşma arzusuyla veya bir nimete şükretme niyetiyle yaptığı ibadetlerdir. Bu tür adaklar, belirli bir şarta bağlı olmaksızın yapılır ve dinen bağlayıcıdır. Adakta bulunan kişinin, bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Ancak adağın geçerli olabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekir. Bunlar arasında adakta bulunan kişinin akıl sağlığına sahip olması, ergenlik çağına ulaşmış olması, adak konusunun dinen caiz bir ibadet olması ve adakta bulunan kişinin niyetinin samimi olması yer alır.
Mezhepler arasında mutlak adaklar konusunda bazı farklılıklar bulunmaktadır. Hanefî mezhebine göre, adak kefareti yemin kefareti ile aynıdır. Şâfiî mezhebine göre ise adak kefareti olarak sadece üç gün oruç tutulması yeterlidir. Günümüzde mutlak adakların yerine getirilmesi konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Adak konusu ibadetin dinen caiz olması, adakta bulunan kişinin niyetinin samimi olması ve adağın yerine getirilmesinin mümkün olması gibi şartlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç olarak, mutlak adaklar, kişinin Allah’a olan bağlılığını ve şükrünü ifade etmenin bir yolu olarak görülmelidir. Ancak adakların yerine getirilmesi konusunda dinen belirlenen şartlara uyulması ve niyetin samimi olması önemlidir. Adakta bulunan kişinin, adağını yerine getirmesi vacip olduğundan, bu sorumluluğun bilincinde olarak hareket etmesi gerekir.