Sponsorlu

Adak ve Yemin İle İlgili Yanlış İnanışlar

🤝 Adak ve Yeminler Cilt 2

Adak ve Yemin İle İlgili Yanlış İnanışlar

İslâm dininde adak ve yemin, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yapılan önemli ibadetlerdendir. Ancak toplumda bu konularla ilgili bazı yanlış inanışlar ve uygulamalar yaygınlaşmıştır. Bu yanlışlar, hem dinî hükümlerin doğru anlaşılmasını engellemekte hem de ibadetlerin amacından sapmasına neden olmaktadır. Bu yazıda, adak ve yeminle ilgili yaygın yanlış inanışlar, doğru bilgiler ışığında ele alınacak ve İslâm’ın bu konudaki hükümleri açıklanacaktır.

Adak ve Yemin Kavramlarının Tanımı

Adak (nezir), bir kişinin Allah rızası için farz veya vacip olmayan bir ibadeti yapmayı taahhüt etmesidir. Örneğin, “Şu işim olursa üç gün oruç tutacağım” demek bir adaktır. Yemin (kasem) ise Allah’ın adını veya sıfatlarını zikrederek bir sözü pekiştirmek veya bir işi yapıp yapmama konusunda kesin karar vermektir. Örneğin, “Vallahi bir daha sigara içmeyeceğim” demek bir yemindir.

Her iki kavram da Allah’a karşı bir sorumluluk doğurduğu için ciddiyetle ele alınmalıdır. Ancak toplumda bu kavramlarla ilgili bazı yanlış anlamalar ve batıl inanışlar yaygındır. Bu yanlışların başında, adak ve yeminin dinî bir zorunluluk gibi algılanması, Allah’a karşı bir pazarlık aracı olarak görülmesi ve bu ibadetlerin yerine getirilmesinde gevşeklik gösterilmesi gelmektedir.

"Allah, boş yere yemin edenleri ve yalan yere yemin ederek günaha girenleri sevmez." (Bakara 224)
"Kim Allah’a itaat ederse, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim de Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talâk 2-3)

Adak ve Yeminle İlgili Yaygın Yanlış İnanışlar

1. Adak ve Yeminin Allah’a Pazarlık Aracı Olarak Kullanılması

Toplumda yaygın bir yanlış inanış, adak ve yeminin Allah’a karşı bir pazarlık aracı olarak kullanılmasıdır. Örneğin, “Şu işim olursa Allah için kurban keseceğim” diyerek adakta bulunmak, sanki Allah’ın bu adağa karşılık o işi yerine getireceği düşüncesine dayanır. Oysa adak, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan bir ibadettir ve Allah’ın bir lütfuna karşılık vermek amacı taşımaz. Allah, kullarının ibadetlerine muhtaç değildir; aksine kullar, O’nun lütfuna ve rahmetine muhtaçtır.

"Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise zengindir, övülmeye lâyıktır." (Fâtır 15)

Adak, bir şarta bağlı olarak yapılsa bile, Allah’ın o şartı yerine getireceğine dair bir garanti değildir. Adakta bulunan kişi, Allah’ın takdirine razı olmalı ve adağını yerine getirmeyi bir ibadet olarak görmelidir. Aksi takdirde, adak bir pazarlık aracı haline gelir ve dinî anlamını yitirir.

2. Adakların Yerine Getirilmesinde Gevşeklik Gösterilmesi

Bazı kişiler, adakta bulunduktan sonra bu adağı yerine getirme konusunda gevşek davranırlar. Örneğin, “Şu işim olursa bir kurban keseceğim” diyen kişi, işi olduktan sonra adağını unutur veya ertelemeye çalışır. Oysa adak, bir borçtur ve yerine getirilmesi vaciptir. Hanefî mezhebine göre, adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmekle yükümlüdür. Şâfiî mezhebine göre ise adak, yerine getirilmesi gereken bir ibadettir, ancak vacip değil müekked sünnettir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah’a itaat etmeyi adarsa, itaat etsin. Kim de Allah’a isyan etmeyi adarsa, isyan etmesin." (Buhârî, "Eymân", 26)

Adak, yerine getirilmediği takdirde günah doğurur. Bu nedenle, adakta bulunan kişinin, adağını vakit geçirmeden yerine getirmesi gerekir. Ayrıca, adakta bulunurken dikkatli olunmalı ve yerine getirilmesi zor veya imkânsız şartlar içeren adaklardan kaçınılmalıdır.

3. Yeminin Boş ve Anlamsız Şeyler İçin Kullanılması

Yemin, Allah’ın adını veya sıfatlarını zikrederek bir sözü pekiştirmek için yapılır. Ancak bazı kişiler, yemini boş ve anlamsız şeyler için kullanırlar. Örneğin, “Vallahi şu yemeği çok beğendim” veya “Vallahi bu filmi izleyeceğim” gibi cümlelerde yemin etmek, yeminin ciddiyetini zedeler. Yemin, önemli ve ciddi konularda yapılmalıdır. Boş yere yemin etmek, Allah’ın adını hafife almak anlamına gelir ve günah sayılır.

"Allah, boş yere yemin edenleri ve yalan yere yemin ederek günaha girenleri sevmez." (Bakara 224)

Yemin, bir sözü pekiştirmek için değil, Allah’a karşı bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır. Boş yere yemin etmekten kaçınılmalı ve yemin edildiğinde de yerine getirilmelidir. Eğer yemin bozulursa, keffâret ödenmelidir.

4. Adakların Başkaları Adına Yapılması

Bazı kişiler, adaklarını başkaları adına yaparlar. Örneğin, “Oğlum hastalanırsa onun adına kurban keseceğim” diyerek adakta bulunurlar. Oysa adak, kişinin kendi sorumluluğunda olan bir ibadettir ve başkaları adına adakta bulunmak geçerli değildir. Hanefî mezhebine göre, bir kişi başkası adına adakta bulunamaz. Şâfiî mezhebine göre ise, başkası adına adakta bulunmak caizdir, ancak adağın yerine getirilmesi yine adakta bulunan kişiye aittir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Adak, kişinin kendi sorumluluğundadır. Başkası adına adakta bulunmak geçerli değildir." (Ebû Dâvûd, "Eymân", 17)

Adak, kişinin kendi niyeti ve iradesiyle yaptığı bir ibadettir. Bu nedenle, başkaları adına adakta bulunmak yerine, kişinin kendi adına adakta bulunması ve bu adağı yerine getirmesi daha doğru bir davranıştır.

5. Yeminin Keffâretinin Ödenmemesi

Yemin eden kişi, yeminini bozarsa keffâret ödemekle yükümlüdür. Ancak bazı kişiler, yemin keffâretini ödemek konusunda gevşek davranırlar. Oysa yemin keffâreti, yeminin bozulması durumunda yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Hanefî mezhebine göre, yemin keffâreti, on fakiri doyurmak, on fakire giyecek vermek veya bir köle azat etmektir. Bunlardan birini yapamayan kişi, üç gün oruç tutar.

"Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on fakiri doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffâreti budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz." (Mâide 89)

Yemin keffâreti, yeminin bozulması durumunda yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Bu nedenle, yemin eden kişinin, yeminini bozması halinde keffâreti vakit geçirmeden ödemesi gerekir.

Adak ve Yeminle İlgili Mezhep Görüşleri

Hanefî Mezhebine Göre Adak ve Yemin

Hanefî mezhebine göre, adak, yerine getirilmesi vacip olan bir ibadettir. Adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmekle yükümlüdür. Eğer adak, bir şarta bağlı olarak yapılmışsa ve şart gerçekleşmişse, adağın yerine getirilmesi gerekir. Adak, farz veya vacip olmayan bir ibadetle ilgiliyse, yerine getirilmesi vaciptir. Ancak adak, farz veya vacip bir ibadetle ilgiliyse, zaten yapılması gereken bir ibadettir ve adak sayılmaz.

Yemin konusunda ise Hanefî mezhebine göre, yemin eden kişi, yeminini bozarsa keffâret ödemekle yükümlüdür. Yemin keffâreti, on fakiri doyurmak, on fakire giyecek vermek veya bir köle azat etmektir. Bunlardan birini yapamayan kişi, üç gün oruç tutar.

Şâfiî Mezhebine Göre Adak ve Yemin

Şâfiî mezhebine göre, adak, yerine getirilmesi müekked sünnet olan bir ibadettir. Adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmekle yükümlüdür, ancak vacip değildir. Adak, bir şarta bağlı olarak yapılmışsa ve şart gerçekleşmişse, adağın yerine getirilmesi gerekir.

Yemin konusunda ise Şâfiî mezhebine göre, yemin eden kişi, yeminini bozarsa keffâret ödemekle yükümlüdür. Yemin keffâreti, on fakiri doyurmak veya on fakire giyecek vermektir. Bunlardan birini yapamayan kişi, üç gün oruç tutar.

Günümüzde Adak ve Yemin Uygulamaları

Günümüzde adak ve yemin konusunda bazı yanlış uygulamalar yaygındır. Bu yanlışların başında, adakların Allah’a pazarlık aracı olarak kullanılması, yeminin boş ve anlamsız şeyler için yapılması ve yemin keffâretinin ödenmemesi gelmektedir. Bu yanlışların düzeltilmesi için, toplumda dinî bilincin artırılması ve doğru bilgilerin yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Adak ve yemin, Allah’a karşı bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır. Adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmeyi bir ibadet olarak görmeli ve vakit geçirmeden yerine getirmelidir. Yemin eden kişi ise, yeminini ciddiye almalı ve boş yere yemin etmekten kaçınmalıdır. Eğer yemin bozulursa, keffâreti vakit geçirmeden ödenmelidir.

Günümüzde adak ve yemin konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da, bu ibadetlerin yerine getirilmesinde gösterilen titizliktir. Adak ve yemin, Allah’a karşı bir söz verme olduğu için, yerine getirilmesi son derece önemlidir. Bu nedenle, adakta bulunan veya yemin eden kişinin, bu ibadetleri yerine getirme konusunda kararlı olması gerekir.

Sonuç

Adak ve yemin, İslâm dininde önemli ibadetlerdendir. Ancak toplumda bu konularla ilgili bazı yanlış inanışlar ve uygulamalar yaygındır. Bu yanlışların başında, adak ve yeminin Allah’a pazarlık aracı olarak kullanılması, adakların yerine getirilmesinde gevşeklik gösterilmesi, yeminin boş ve anlamsız şeyler için yapılması, adakların başkaları adına yapılması ve yemin keffâretinin ödenmemesi gelmektedir.

Adak ve yemin, Allah’a karşı bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır. Adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmeyi bir ibadet olarak görmeli ve vakit geçirmeden yerine getirmelidir. Yemin eden kişi ise, yeminini ciddiye almalı ve boş yere yemin etmekten kaçınmalıdır. Eğer yemin bozulursa, keffâreti vakit geçirmeden ödenmelidir.

Toplumda adak ve yemin konusunda doğru bilgilerin yaygınlaştırılması ve yanlış inanışların düzeltilmesi için, dinî eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına önem verilmelidir. Bu sayede, adak ve yemin gibi önemli ibadetler, doğru bir şekilde yerine getirilebilir ve Allah’ın rızası kazanılabilir.

Sponsorlu